birgün

-3° PARÇALI AZ BULUTLU

GÜNCEL 02.12.2020 20:18

Bir haftada 20 sağlıkçı öldü: Koronavirüs hâlâ meslek hastalığı değil

Bir haftada 20 sağlıkçı öldü: Koronavirüs hâlâ meslek hastalığı değil

Gülce Kapkın TEKİN

Sağlık çalışanları bir yıldır devam eden Covid-19 salgınından en çok etkilenen meslek gruplarından biri. Hastalığın sağlıkçılarda görülme oranı halkta görülme oranına kıyasla on kat daha fazla.

Bu verilere rağmen koronavirüs hâlâ meslek hastalığı sayılmıyor, sağlık emekçilerinin hastalığın meslek hastalığı sayılması için talepleri sürüyor. İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Başkan Yardımcısı Doktor Mustafa Tamur sağlık çalışanlarının salgın döneminde yaşadıklarını BirGün’e değerlendirdi.

Tamur, meslek hastalığı tanımının SGK’nin yükümlülüğünde olduğunu hatırlatarak 6331 sayılı iş kanunu ve 5510 sayılı sosyal güvenlik kurum kanununda bu konuya ilişkin tanımlar olduğunu belirtti. Kanunlarda meslek hastalığı tabirinin net bir şekilde yazıldığını söyleyen İSTAHED Başkan yardımcısı, “Bu tanımlar koronavirüsü meslek hastalığı haline getiriyor” dedi.

Türkiye’de bilinen ilk koronavirüs kaybı olan Yavuz Kalaycı döneminde, aile hekimliği ve aile sağlığı merkezlerinde yaklaşık 200 Covid-19 hastası hekime iş kazası ve meslek hastalığı tanısı konulduğunu ifade eden Tamur, “Dünya Sağlık Örgütü bunun bir pandemi olduğunu açıklaması üzerine SGK, hastalığın herkese bulaşabildiği ve bu yüzden meslek hastalığı sayılamayacağını söyledi. SGK gelen koronavirüs hastalarını iş kazası ve meslek hastalığı üzerinden tanımlarsak provizyon verilmeyeceğini söyledi” diye konuştu.

Mustafa Tamur, sağlık çalışanlarının hemen hemen bütün sosyal haklarının ellerinden alındığını belirterek sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Çalışan arkadaşlarımızın Covid-19 nedeniyle hastalanmaları, hastaneye yatmaları, izolasyonda olmaları hatta yoğun bakımda yatmaları durumunda çalışamadıkları günlerle ilgili olarak maaşlarının kesildiğini gördük. Hastalıkla savaşırken, bir anda bu hastalıktan mustarip olunca, ücret açısından da mağdur olmaya başladılar. İşveren işçisini herhangi bir yere iş nedeniyle gönderirse yolda meydana gelen bir kaza, hastalık gibi durumlar meslek hastalığı sayılırken bir hekimin, hemşirenin Covid-19’dan hasta olmasını meslek hastalığı kabul etmemek ve hatta bunun için ücret kesintisine gitmek ne insanlığa ne vicdana ne de hukuka sığar. Biz İSTAHED olarak davamızı açtık. Bu genelge yürütülmesinin durdurulması ve iptali için, davada henüz bir aşama kaydedilmedi.”

TIPTA ÇALIŞANLARA HAKLARI VERİLMİYOR

Tamur, diğer mesleklerde devlet tarafından sağlanan birçok hakkın sağlıkçılara verilmediğinin altını çizerek, “Herhangi bir meslekte o mesleğin içindeyken vefat ettiğinizde şehit kabul edilirsiniz. Mesela polis ve askerlerde böyle. Görevdeyken silahla vurulmanız gerekmez. Örneğin göreve giderken trafik kazası geçirirseniz yine şehit kabul edilirsiniz. Tıp mesleğinde de bu böyledir. Eğer bir enfeksiyonla karşılaşıyorsanız ve bulaşıcıysa o meslek hastalığıdır. Meslek hastalığından vefat ederseniz şehit kabul edilmeniz ve malullük haklarından yararlanabilmeniz lazım” ifadelerini kullandı.

Dr. Mustafa Tamur üç ay önce tıpta çalışan en az 40 bin kişinin enfekte olduğunu ve vaka sayıları tam bilinmediği için ikinci dalgada en az 40 bin kişinin daha enfekte olmuş olabileceğini sözlerine ekledi.

Son olarak koronavirüsün halk arasında ölüm oranı yüzde 1 ile 2 arasında değişse de sağlık çalışanları arasında yüzde 3 ile 4 arasında olma ihtimali bulunduğunu söyleyen Tamur, bugüne kadar 200 - 250 sağlık çalışanı ölümü gerçekleştiğini, bunların içinde güvenlik görevlileri, kayıt kabul, temizlikte ve yemekhanede çalışan taşeron firma işçilerinin belki istatistiklere bile yansımadığını belirtti.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız