birgün

17° AÇIK

Bir kayıp ve düşündürdükleri

KÜLTÜR SANAT 15.07.2022 06:30
Bir kayıp ve düşündürdükleri
Abone Ol google-news

Geçtiğimiz hafta çok değerli bir tiyatro insanını kaybettik. Aslında mesleğini bir yana bırakalım çok değerli bir insanı kaybettik. Ragıp Ertuğrul artık aramızda değil. Tiyatroya yazar, yönetmen, eleştirmen, dramaturg olarak hizmet veren Ertuğrul çok genç denebilecek bir yaşta 52 yaşında terk etti bu diyarı.

Ragıp Ertuğrul aynı zamanda Tiyatro Rest’in kurucusu ve UNESCO’ya bağlı Tiyatro Eleştirmenler Birliği Başkanı, Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri Konsey Üyesi, kadınların varlığını, eşitliğini ve etkinliğini arttırmak için çalışan “Ben Seçerim” isimli sivil toplum kurulunun danışmanı ve Tiyatromuz Yaşasın İnsiyatifi Yönetim Kurulu Üyesi’ydi.

Ben kendisini pandemi döneminde tanıdım. Bizler nasıl müzisyenlere bir çıkış yolu aradıysak Ragıp Hoca da tiyatro emekçileri için gecesini gündüzüne katan son derece bilgili, adil, hakkaniyetli, çalışkan ve zarif birisiydi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile meslektaşlarının çıkarları için elini taşın altına koymuş ama pazarlık yaptığı, tartışmalara girdiği bakanlık bürokratları tarafından değil, haklarını savunduğu, kendi sektöründeki tiyatrocular tarafından linçe uğramıştı.

İncelikli ve naif birisi olduğu için sektördeki bu hoyratça eleştirileri -hakaret daha doğru- kendi içinde ve sakince çözmeye çalışırken bu gerginliğe daha fazla dayanamayan vücudu zonayla başlayıp, çoklu organ yetmezliğine giden bir zaman diliminde yaklaşık 45 günlük bir süreçte bu değerli insanı bizlerden kopardı.

EMEKÇİLERİN HAKLARI

Arefe günü Tekel Sahnesi’nde yapılan töreni hınca hınç dolduran tiyatro severler, bürokratlar ve meslektaşları onunla ilgili duygusal konuşmalar yaparken; ona haksızca saldıran, kıran, üzen, belden aşağı sosyal medya mesajlarıyla kendilerine prim yapmaya çalışan sözde tiyatrocular ise birkaç çelenk ile vicdanlarını rahatlatma yoluna gitmişlerdi. İsimlerini yazmaya gerek yok, onlar kendilerini iyi bilirler. Önümüzdeki tiyatro sezonunda her oyunda Ragıp Hoca’nın yokluğu için bir mum yakılacakken, bu isimler sönmeye yüz tutmuş bir “ampul” ile sahnelerini aydınlatmaya çalışacaklar.

Pandemi dönemi sadece sevgili Ragıp Hoca’yı değil, müzisyen olmayan ama sektöre kafa yoran çok değerli müzik insanlarını da tanımamı sağladı. Salgın nedeniyle birçoğuyla yüz yüze olmasa da Zoom toplantıları ve WhatsApp grupları sayesinde tanışmış olduk. Ne yazık ki müzik sektörü çalışanlarının kendi haklarını arama konusundaki isteksizlikleri ve kararsızlıkları -bilinçsizlik belki de- yüzünden müzik emekçilerinin hakları da -özellikle, emeklilik hakkı, sağlık sigortası, yevmiyeler- sivil platformlar aracılığıyla dile getirilmeye çalışıldı yaklaşık iki senedir.

“AHLAK” SORUNU

Aslında sektörün özellikle emekçiler ve müzikle ilgili örgütler bakımından yenilenmesinde belki de sıfırlanmasında fayda var. Ama bunun için başkanlık sisteminden vazgeçip parlamenter sisteme geçiş şart. Zira her sivil toplum kuruluşunu kendi saflarında görmek isteyen ve bu olmadığında çeşitli oyunlarla bu örgütlere kendi adamlarını yerleştirmek isteyen bir tek adam rejimiyle bu kurumların özerkliğinin sağlanması mümkün değil.

Müzik Meslek Birlikleri 5846 sayılı yasayla Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın idari ve mali denetimine tabi oldukları için onlardan da böyle bir hareket beklemek doğru olmaz.

Aslında bunu sendikadan beklemek daha doğru ama sadece Müzik ve Sahne Emekçileri Sendikası’nın da altından kalkabileceği bir şey değil.

Bu tamamen bir “ahlak” sorunu. İşletmenizde bir kalamar ızgarayı 700 Liraya, bir deniz levreğini 2 bin 500 liraya satarken, o gece orada saatlerce çalan müzisyene 500 lira yevmiye veriyorsanız, pavyonlarda türkü barlarda sabaha kadar çalan eşlikçilere 250 lirayı layık görüyorsanız sorun sistemde olduğu kadar sizde de sayın işletmeci.

Angarya yaptırmak Anayasa’ya da aykırı bildiğim kadarıyla.

Sadece o da değil. Eğer mekânınızda meslek birliklerinin haklarını takip ettiği ve üyelerinin müzik meslek birliklerine -hak takibi konusunda- yetki verdikleri şarkıları çalıyorsanız acilen lisanslanmanız gerekir.

Zira hapis de dahil olmak üzere “izinsiz müzik çalmak” başınıza hiç de ummadığınız cezai şartlar getirebilir. Bilin istedim…

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol