birgün

20° AÇIK

author

Bir Merkez Bankamız var mı?

EKONOMİ 27.05.2022 06:30
Abone Ol google-news

Dün Merkez Bankasının faiz kararı açıklandı. Gerçi açıklamasalar da olurdu çünkü faizlerde bir değişikliğe gitmediler. Beklentiler de zaten bu yöndeydi. Yanlış anlamayın, beklentilerin bu yönde olması bu tahminleri yapanların faizin değiştirilmesi gerekmediğini düşündükleri anlamına gelmiyordu. MB’nin faizlere dokunamayacağına yönelik bir tahmin olarak değerlendirmek gerekir.

Zaten Türkiye’de ekonomiye ilişkin “piyasaların” tahminleri de genelde ilgili kurumun ne diyeceğini tahmin etmeye yönelik. Kurumsal yapıların erozyona uğratıldığı bu dönemde başka neyi tahmin edebilirler ki?

Enflasyonun hızla yükselmeye devam ettiği, kurlardaki sıçramanın hızlandığı, piyasalarda her tür riskin tavan yaptığı bir dönemde MB’nin faizleri “sabit tutması” tüm bu gelişmeleri “çekirdek çitleyerek” izlediği sonucunu çıkarıyor. Dünkü karar, aslında MB’nin “merkez bankacılığı” işlevini çoktandır bırakmış olduğunun en yakın tarihli örneği oldu.

Bakan Nebati’nin "Merkez Bankası'nı ve politika faizini önemsizleştirdik" dediğini hatırlıyorsunuz sanırım. MB önemsizleştirilmekle kalmadı, neredeyse işlevsiz hale getirildi. Belki tam da böyle olmayabilir. Döviz satışı işlevini “layıkıyla” yerine getiriyor. Sonuç üretmesi mi? Merak ettiğiniz şeye bakın!

Eylül ayında faiz indirimine başladıklarında bazı göstergelerin ne seviyelerde olduğunu hatırlayalım. Dolar 8,50 lira, enflasyon yüzde 18, CDS primi 340’lar civarındaydı. Faizleri %19’dan hızlıca yüzde 14’e indirdiler. Ancak indirebildikleri tek şey kendi kontrollerinde olan MB’nin bir haftalık repo oranı oldu. Piyasada belirlenen diğer tüm göstergeler ise yükseldi. Hem de çok hızlı yükseldi. Aralık ayına geldiğimizde dolar 17’ye dayandığında panik halinde “kur korumalı mevduat” adında bir ürünü devreye soktular ve bunun tüm dertlere deva olacağını ima ettiler. Başlangıçta doların artışına fren yaptıran bu ürünün, etkisini kolayca kaybettiği görüldü ve kurlarda yukarı yönlü baskı devam ettiği için rezervlerden yaklaşık 50 milyar dolar sattılar. Sattılar ama sadece satmış oldular. Murad ettikleri sonuçlar ortaya çıkmadı.

Kurlar, mayıs ayında yukarı yönlü hareketini hızlandırdı. Dolar 16,40 seviyesinin üzerine çıkarken avro 18’e doğru yol alıyor. CDS primleri 700’lü seviyelerin üzerinde çoktan çıkmıştı. Enflasyona ne olduğunu zaten biliyorsunuz. 70, 80,90 diye sayarak artmaya devam edecek.

Peki, bütün bu olumsuz göstergelerin ortaya çıkmasında ekonomi yönetiminin rolü yok mu? Elbette var. Yaptıkları hataların bedelini vatandaş ağır bir biçimde ödemeye devam ediyor.

Dün açıklanan faiz kararı ve ekonomide var olan veriler bize gösteriyor ki vatandaş enflasyon ile baş başa bırakılmış. Belki de enflasyonun artmasında sizin rolünüzün büyük olduğunu düşündüklerinden bunu yapıyor olabilirler. Yayımlanan metinde enflasyona sizin yol açtığınızı da belirtmekten çekinmemişler: “ekonomik temellerden uzak fiyatlama oluşumlarının…” E, sizin yol açtığınız bir soruna MB’nin mi çözüm bulmasını bekliyorsunuz?

Artan enflasyonu kontrol etmek için herhangi bir politika uygulanmıyor. Faiz kararının duyurulduğu metine bakınca bunu rahatlıkla görebiliyoruz: küresel barış gelecek dertler bitecek!

Oysa tüm dünya enflasyonla mücadele etmek için çok ciddi önlemleri hızla devreye alıyor. Faizler dünyanın hemen her ülkesinde artırılıyor. Hiçbir ülke “bekleyelim görelim” demiyor. Çünkü bir şey yapmazlarsa nasıl bir sonucun ortaya çıkacağını ve bunun faturasının çok ağır olacağını biliyorlar. Bu nedenle onların eylem planları var buna uygun hareket ediyorlar. Türkiye’de ise durum bunun tam tersi; ne bir eylemleri var(faiz kararında olduğu gibi) ne de bir planları var. Yaptıkları tek “eylem” döviz satarak kurları baskılamaya çalışmak. Ama bunun da sonuna geliniyor çünkü satacak döviz bulmakta zorlanıyorlar. Bu satışların merkez bankası rezervlerine etkisini de görüyoruz. Swaplar sonrası net rezervler eksi 55 milyar doları geçmiş durumda.

Siz başınızın çaresine bakın. Nasıl yaparsınız bilemem. Mesela yabancılar paralarını alıp giderek başlarını kurtarmaya çalışıyorlar. Yılbaşından beri bono, tahvil swap vs. bilumum finansal araçlardan 13 milyar doların üzerinde çıkış yapmışlar. Bir daha dönüp gelirler mi? Sanmam.

Peki, siz ne yapacaksınız?

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun