birgün

22° AZ BULUTLU

ARŞİV 01.10.2012 11:30

Bir millet hizaya sokuluyor

Özellikle son bir aydır yazılıp çizilenlere, söylenip tartışılanlara ve olasılıkla bu günün gazete ve televizyonlarına bakılırsa bu sabah gözlerimizi yeni bir Türkiye’ye açmış olmalıyız. Dün icra edilen AKP Kongresi ile Türkiye’yi 2023 yılına götürecek yol haritası çizilmiş olmuş olmalı!

Bu yazı yazılırken daha kongre başlamamıştı. Ancak anlatılmak istenen açısından bu durum partiyi/ ülkeyi/ devleti yönetmesine karar verilen kadronun sadece isimlerinin yazıda yer almamasına neden oluyor. Bu da aslında çok önemli değil. Kongrede neler olduğunu bilmek için izlemiş olmaya gerek yok çünkü!

Erdoğan, kendisini başkanlığa ve Türkiye’yi 2023’e götüreceğine emin olduğu teknisyenlerini seçti. Teknisyen kadroda gözünü Milli Görüş’e açmış ve ufku dindar bir ülke ile sınırlı olanların nitelikçe güçlü ama sayıca az olacağı belli. Bir tür nazar boncuğu işlevi görecek bu kişileri bir yana bırakırsak AKP en vahşisinden ama hiçbir şekilde ‘liberal’ olmayan bir pazar ekonomisini sadece kurum ve yasalarıyla değil zihniyetiyle de yerleştirecek olan bir kadroyu oyuna sürmüş olacak.

İşin bu kısmı öngörülebilir ve kimse için sürpriz olmaz. Önemli olan toplumun AKP’ nin çizdiği rota yönünde hizaya sokulması süreci. Halklar, sokaktaki vatandaş ya da seçimde oy verecek insanlar olarak tanımlanabilecek toplum.

Erdoğan, olasılıkla daha öncekilere fark atan bir ‘demokratikleşme manifestosu’ icra etmiştir. Bu konuşmanın içeriğinin hiçbir önemi olmayacağı defalarca kanıtlanmış olmasına karşın dün geceden bu yana medya bizi nasıl da güzel günlerin beklediğini tartışıyor, günlerce de tartışır.

Tüm otoriter yönetimler ve şahikası olan faşizm hiçbir zaman içerikle ilgili bir ideoloji olmamıştır. Otorite, içerikle değil söylem biçimiyle kurulur ve yeniden üretilir.

Ne söylediğinizin hiçbir önemi yoktur faşizmde, kimin nasıl söylediğidir belirleyici olan. Tıpkı sözün Baba’ya ait olmasının asıl belirleyici olması gibi. Babaların da ne yapıyorlarsa her zaman evlatlarının iyiliği için yaptıkları varsayılır ya işte öyle bir şeydir otoriterlik.

Hepsi de tırnak içinde sağcısından solcusuna, dincisinden liberaline siyaset üreticilerinin AKP zihniyet çekirdeği etrafında temerküz etmesi de bu yapı yüzünden. Eleştireninden destekçisine ikbal avcısından militanına kadar birbiriyle benzeşmeyen kişi, grup, kurumların AKP çekirdeği etrafında toplanıp, onun yüzünü çevirdiği istikamete yönelmiş olması hali.

Otoriterleşmenin en önemli kanıtlarından biri de küçük bir ayrıntı ya da gereksiz hoşgörüsüzlük olarak geçiştirilen BirGün, Evrensel, Özgür Gündem, Cumhuriyet, Sözcü, YeniÇağ, Aydınlık gazetelerinin kongreye alınmaması ve bu ‘cezaya’ medyada sadece Yurt gazetesinin tepki göstermesi.

AKP kongresinin TBMM’ inin yeni yasama döneminin başlamasından bir gün önce yapılması da bu anlamı güçlendiriyor. Türkiye’de en azından medya, AKP kongresi ve kongrede alınacak görev ve kararları bu gün açılacak olan TBMM’den daha önemli; kongreyi meclisten daha yetkili görüyor. Bu zihniyetini de topluma zerk ediyor.

Türkiye, muktedirlerin ve ona bel bağlamış olanların tarzlarına bakılırsa iki meclisli bir başkanlık sistemine doğru yönelmiş durumda. Meclislerden daha önemli olanı da AKP kongrelerinde biçimlenen yönetici kadro. TBMM ise AKP’de alınan kararların icra edildiği ve izin verilen birkaç ‘azınlık grubunun’ eleştirilerinin de bazen önemsendiği yer haline geliyor. Erdoğan’ın İmralı’yla görüşürüm BDP ile görüşmem fetvasının asıl anlamı da burada yatıyor.

İşte 2023’e kadar Türkiye için çizilen yol haritası tam da bu zihniyetin yerleştirilmesi uğraşından başka bir anlam taşımıyor. Faşizm bir anlam içermez, o bir yapıdır.

Tarih ilerlemeci ve sosyal evrimci ideolojilerin her defasında ama büyük felaketlere mal olan çöküşlerinin örnekleriyle tıka basa dolu.

Türkiye’de medya, asker, siyaset ve özel sektörün büyük bölümü AKP’nin ardında hizaya girmiş durumda. Toplumun da peşlerine takılması için ellerinden geleni yapıyorlar. Son ve büyük hamlenin Kürtleri hizaya sokmak olacağı görülüyor. O meselede de ana hatları ortaya çıkan bir tuzak bekliyor, Türkiye’yi. Haftaya Kürt tuzağı üzerinden devam edelim.

 

 

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız