birgün

8° AÇIK

KÜLTÜR SANAT 06.04.2021 04:00

Bir sinema dostu

Bir sinema dostu

Bertrand Tavernier seksen yaşında, 25 Mart’ta bu dünyadan ayrıldı. Onunla da çoğu yabancı yönetmenle olduğu gibi Uluslararası İstanbul Film Festivali sayesinde tanışmıştım. The Marmara’da gazetecilerle teker teker konuşuyordu. Fransızca pek bilmediğim, hiç de konuşamadığım için henüz bir çeviri seansından çıkmış Serra Yılmaz’a gidip, bana çevirmenlik yapmasını rica ettim. Böylece her janrdan film yapmasıyla zaten dikkatimizi çeken üstadın, kendi filmleri, hatta Fransız ve Avrupa sineması dışında, Amerikan sinemasıyla da yakından ilgilendiğini anlamış olduk. Ardından yazılan yazılardan birinin başlığı “Fransız Sinemasının Aslanı”ysa, bir diğerininki de “Amerikan Sinemasının bir Dostu”ydu.

Bertrand Tavernier hicivden dönem dramlarına, toplumsal gerçekçiliğe, caza, ‘hardboiled’ polisiyeye, bilim-kurguya ve Fransızlar açısından İkinci Dünya Savaşı filmlerine kadar her tür film yapan efsanevi bir yönetmendi. “L'horloger de Saint-Paul” (1974), “La mort en direct / Ölümü beklerken (1980), “Coup de torchon / Sil Baştan” (1981), “Un dimanche à la campagne” (1984), “Round Midnight” (1986) ve “Daddy Nostalgie” (1990) gibi unutulmaz filmleri vardır.

Bu arada, Fransız sinemasının en iyi kadın oyuncuları ile de çalıştığını unutmayalım ama Bertrand Tavernier deyince akla ilk gelen oyuncu elbette Philippe Noiret’dir. Tavernier’nin ilk filmi “L'horloger de Saint-Paul”da (1974), birlikte çalıştılar. Yönetmen filmi, bütün Fransız sinemacılar için esin kaynağı olmuş George Simenon’dan uyarlamıştı. Gene birlikte çalıştıkları filmlerden “Coup de Torchon / Sil baştan”, Jim Thompson’ın ‘pulp’ romanı Pop. 1280’den yapılmış bir uyarlama, kimine göre bu zor yazarın en iyi uyarlamasıydı. Tavernier aksiyonu Amerika’nın güneyinden 1930’larda Kolonyel Fransa Batı Afrika’sına taşımıştı.

BİR TİYATRO ÂŞIĞIYDI

Yönetmen ve senarist olarak çalışmalarına ek olarak Tavernier sinemayı savunan ve filmleri korumaya uğraşan bir sinema âşığıydı. Aynı zamanda, eleştirileri Cahiers du cinéma, Positif ve Cinéma’da çıkan bir eleştirmendi. Amerikan sinemasının elli yılını anlatan “50 ans de cinéma Américain”i yazmıştı. (ilk baskısı “30 ans/yıl” olarak 1991’de). Amerikan filmlerinin 30 ve 50 yıl geriye giden bu ansiklopedik incelenmelerinden önce de Amerikalı yönetmen ve senaristlerle söyleşilerinden oluşan “Amis Américains”ı hazırlamıştı. Kamera arkasına son olarak 2016 ve 2018’de geçti. Önce 2016’da “Voyage à travers le cinéma français”i belgesel olarak çekti. İki yıl sonra da aynı konuda dokuz bölümlük TV serisi “Voyages à travers le cinéma français”i yaptı.

Tavernier, Institut Lumière film vakfının da kurucusuydu, yıllarca burada yakın arkadaşı, Cannes sanat direktörü Thierry Frémaux ile çalıştı. Lumière kardeşlerin sinemaya ilk kez hayat verdiği bu kentte doğmuştu. Enstitü’yü Paris’e taşımayı da hiç kabul etmedi. Lyon’un kendini kolay kolay ele vermeyen bir şehir olduğunu, Simenon mekânlarına benzediğini söyledi. Bu esrarı korumak istiyordu.

“YÖNETMENLER İÇİN KAYIPTIR”

Amerikan sinemasını dünyada en iyi bilenlerden biriydi. Ondan iyi sadece Martin Scorcesese biliyordur diyorlar. Kimsenin adını duymadığı yönetmenlerin filmlerini bilen, tanıyan Quentin Tarantino bile “Amerikalı Dostlarım” için onunla yaptığı söyleşide Tavernier’nin önüne geçememiş. İkisinin saydığı filmler ve sahneler arasında bilemedikleri, kaçırdıkları birer tanecik film çıkmış. Ona 2004’te bir onur ödülü veren Amerikan Yönetmenler Birliği DGA, “Büyük bir yönetmen ve yönetmenlerin büyük bir dostu” olarak Bertrand Tavernier’nin kaybının yasını tuttuklarını açıkladı. Yönetmen Michael Mann ise, “Bertrand Tavernier’nin kaybı, sinema için ve dünyanın her yanındaki yönetmenler için bir kayıptır,” dedi ve ekledi: “Efsanevi bir Fransız sinemacı, sinemanın savunucusu olmaktan da öte Hollywood sineması üzerine Fransa’da bir kitap yazmıştır. Onu tanıma ayrıcalığı için daima minnettar olacağız.”

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol