Bir Soğuk Savaş propagandası olarak Atatürk - MacArthur görüşmesi

02.09.2019 10:39 YAŞAM


Ufuk Er - Akademik Tarih

Mustafa Kemal Atatürk’ün çeşitli sözleri çoğu zaman çarpıtılmış veya farklı amaçlarda kullanılmıştır. Ona ait olmayan sözler de ona ait gibi gösterildiği olmuştur. Ancak Atatürk-MacArthur görüşmesi diğer örneklerden farklı olarak resmi düzeye çıkmış bir yanlıştır. Çünkü Atatürk Araştırma Merkezi’nin hazırladığı “Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri” kitabında bile bahsedeceğimiz sahte görüşme metnine yer verilmiştir. Bunun yanında TRT’nin hazırladığı Cumhuriyet isimli dizide de bu görüşme sahnelenmiştir.

Sahte görüşme metninde, bugün bile çoğu yerde kullanılan gerçekte ise hiçbir zaman Atatürk’ün ağzından çıkmamış öngörülere yer verilir. Metne göre Atatürk, 1932 yılındaki görüşmede ABD Genelkurmay Başkanı Douglas MacArthur’a Almanya’nın geleceğine dair öngörüde bulunur: “70 Milyonluk çalışkan ve disiplinli millet, üstelik milli ihtiraslarını kamçılayabilecek siyasi bir cereyana kendisini kaptırdı mı er geç Versailles muahedesinin tasfiyesine tevessül edecektir.” Sanki gelecek on yıldaki Almanya’nın siyasetini önceden biliyor gibidir.

Aynı metinde Atatürk, Avrupa’da ikinci kez büyük harbin başlayacağını ve bu harbin galibinin Bolşevik Rusya olacağını, Bolşevizm’in Avrupa ve Asya için bir tehdit olduğunu söylemektedir. Söz MacArthur’a geldiğinde o da Rusya’nın ne kadar tehlikeli olduğundan, bahseder. Sözde metne göre iki büyük asker tüm görüşlerinde mutabakat olduğunu söyleyerek görüşmeyi sonlandırıyorlar.

Bahsi geçen metin ilk defa Türkiye’de 8 Kasım 1951’de Cumhuriyet Gazetesinde “Atatürk’ün siyasi dehasını gösteren yeni bir vesika” başlığı ile manşetten yayımlanmıştır. Gazete, Atatürk ile MacArthur’un görüşme metnini aynı tarihte Amerika’da “The Caucasus” isimli mecmuanın yayımlayacağını iddia etmiştir. Ancak, Cüneyt Akalın, yaptığı çalışmada (Atatürk-Mac Arthur Görüşmesinin İç Yüzü) Orijinal Kafkasya dergisinin Amerika’da değil Ağustos 1951’de Münih’te basıldığını ifade ediyor.

bir-soguk-savas-propagandasi-olarak-ataturk-macarthur-gorusmesi-619119-1.
8 Kasım 1951 Cumhuriyet’in manşeti

Gerçek görüşme içeriğine ise resmi kayıtlardan ve dönemin gazetelerinden rahatlıkla ulaşabiliyoruz. Dönem gazeteleri, MacArthur’un gelişini ve ziyaretini dikkatle takip etmiş olmalarına rağmen sahte metinle uyuşan herhangi bir haber yapmamıştır.

bir-soguk-savas-propagandasi-olarak-ataturk-macarthur-gorusmesi-619120-1.
Fevzi Paşa ve MacArthur (Cumhuriyet, 28 Eylül 1932)

bir-soguk-savas-propagandasi-olarak-ataturk-macarthur-gorusmesi-619127-1.

Atatürk, sahte metinde Avrupa’da ikinci dünya savaşının başlayacağını söylerken O dönem Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri olan Yusuf Hikmet Bayur’un, İsmet Paşa’ya görüşme içeriğini bildirmek için çektiği telgrafta yani resmî bir belgeden öğrendiğimiz gerçek görüşmede ise tam tersine “Önümüzdeki on yıl boyunca cihanşümul bir harbin hemen imkânsız olduğunu” söylemiştir. Ayrıca sahte metindeki Atatürk ve MacArthur’un diğer ülkelere ait öngörülerinin hiç birisi bu telgrafa yansımamıştır. Kısacası “Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri” kitabına kadar giren sahte metin ile resmî belge arasında hiçbir ortak ve uyuşan nokta yoktur.

bir-soguk-savas-propagandasi-olarak-ataturk-macarthur-gorusmesi-619128-1.
Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşivi, 30-10-0-0, 1-3-1, 1, 29.09.1932

Aynı şekilde dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın İsmet Paşa’ya yine görüşmenin içeriğini aktardığı telgrafında, sahte metinle bağdaşan hiçbir bulgu yoktur.

bir-soguk-savas-propagandasi-olarak-ataturk-macarthur-gorusmesi-619129-1.
Cumhuriyet Arşivi, 30-10-0-0, 1-3-1, 5, 29.09.1932

Buradan rahatlıkla 8 Kasım 1951 tarihinde Cumhuriyet Gazetesinde yayımlanan metnin sahte ve uydurma bir metin olduğu sonucu çıkarılabilir.

Ayrıca 1932 yılı Türk-Sovyet ilişkilerinin iyi olduğu bir dönemdir. İsmet Paşa’nın Moskova gezisi bu yıl yapılmıştır. 1 sene sonra General Voroşilov başkanlığındaki Rus heyeti 29 Ekim’de Türkiye’ye gelmiştir. Bu durum Ankara’yı oldukça memnun etmiş ve iki devlet arasındaki dostluğun bir görüntüsü olarak yorumlanmıştır. Aynı yıl iki devlet arasında çeşitli sözleşmeler de imzalanmıştır. Kısaca iki devletin ilişkilerinin böylesine iyi olduğu bir dönemde, bir cumhurbaşkanının, başka bir ülkenin genelkurmay başkanına bu tip açıklamalar yapması ve böyle sözler söylemesi pek beklenemez.

Sonuç olarak bu sözde görüşmenin yayımlandığı yıl oldukça önemlidir. 1951 yılında Kore’de sıcak çatışmalar devam ederken Doğu-Batı bloğu çatışmasının da doruklara çıktığı dönemlerden biridir. Aynı dönemde Kore Savaşı’nın etkisiyle Türk kamuoyunda giderek yükselen bir anti komünizm siyaseti ve propagandası vardır. Örneğin Demokrat Parti Hükümetinin, Sovyet tehdidine karşı NATO’ya girme isteği sonucu, Kore Savaşı’na TBMM’nin onayı olmadan asker gönderilmesini eleştirenler komünist olmakla suçlanmış ve tutuklanmışlardır.

Anlaşılan o ki anti komünizm propagandasının yükseldiği 1951 yılında bu propaganda için tarihsel en büyük argüman ve dayanak olan Atatürk kullanılmış ve onun ağzından bir metin uydurularak “bizim kurucu liderimiz de bir anti komünistti” mesajı verilmeye çalışılmıştır. Böylece o dönemdeki anti-komünizm propagandası ve siyaseti meşru bir temele dayandırılmak istenmiştir.