birgün

17° AÇIK

author

Bir yılın ardından

2021’de pandemi, seyirciyi sinema salonlarından uzaklaştırırken, gerek yerli gerekse yabancı filmler arasında düzeyli, nitelikli filmlerin varlığı sinema sektörü açısından olmasa da sinema sanatı açısından sevindiriciydi.

KÜLTÜR SANAT 02.01.2022 10:13
Bir yılın ardından
Abone Ol google-news

Geride bıraktığımız yıl, sinema sektörü açısından tam bir kabus yılıydı. 2020 yılında pandeminin ülkemizde de görülmesi üzerine, sinema salonlarından ayağını çeken seyirci, 2021’de de sinemadan uzak durdu, dijital platformlara yöneldi. Bu platformların ve üyelerinin sayısı hızla artarken, sinema salonlarındaki seyirci sayısında müthiş bir düşüş yaşandı. Kapanma sonrası yeniden açılamayan sinema salonları oldu. Sinema sektörünü ayakta tutan büyük bütçeli yapımların dağıtımcılar tarafından bekletilmesi sonucu, hasılatlarda çok ciddi bir azalma görüldü. Hoş, bu filmler gösterime çıksaydı, seyirci sinemalara koşar mıydı, orası da belirsiz.


Pandemi öncesi, ülkemizde yerli film seyircisi yabancı film seyircisinden fazlaydı. Ulusal sineması, uluslararası yapımlardan daha fazla rağbet gören az sayıdaki ülkeden biriydik. Elbette, bunun temel nedeni, sinemamızın popüler güldürü filmleriydi. İş yapma şansı yüksek olan bu türden filmler piyasaya sürülmeyince, genelde salon bulmakta sıkıntı çeken bağımsız yapımlar gösterim olanağı buldu. Ama, zaten belirli -nitelikli- bir seyirci kitlesine hitap eden bu filmler de boş koltuklara gösterildi. Bu durumda, bazı yerli yapımcılar ve nitelikli yabancı filmleri ülkemize ithal eden dağıtımcılar, filmlerini sinema salonlarında gösterime sokmak yerine, dijital platformlara vermeyi seçti. Diğerleri ise, eski yılları aratan hasılat rakamları ile yetinmek zorunda kaldı.

NİCELİK VE NİTELİK

Yıl içinde gösterime giren 76 yerli filmin toplam seyirci sayısı 3 milyonun altında kaldı. Oysa, tek bir filmin (Recep İvedik serisinden) 7 milyona ulaştığı yıllar olurdu. Bu yılın en çok iş yapan yerli filmi, gene bir popüler güldürü: “Aykut Enişte 2” . Ulaştığı seyirci sayısı ise, 676.000 civarı. İkinci sırada ise, “Akif” filmi yer alıyor. Nitelikli yapımlar arasında “İnsanlar İkiye Ayrılır”, “Bilmemek” ve “Sen Ben Lenin” 20.000 seyirciyi aşabilen filmler oldu. Diğerleri çok daha alt sıralarda… COVİD filan takmayan seyircisinin ‘cin’li filmleri listenin epey üst sıralarına yükselttiği de bir gerçek.

Yabancı filmler açısından da durum farksız. Dağıtım tekelleri şanslı gördükleri bazı filmleri bekletmeye karar verince, diğer yapımlar sınırlı sayıda seyircinin ötesine geçemediler. Gösterime giren 201 yabancı film içinde, en yüksek hasılatı getiren “Örümcek Adam: Eve Dönüş Yok”. Gösterime gireli henüz bir hafta olmasına karşın, 2 milyona yaklaşan bir seyircisi var. “Dune” 600.000, “Matrix 4: Diriliş” ve canlandırma filmi “Encanto” 300.000 civarında… Cannes’ın Altın Palmiyeli filmi “Titane” 3.800 kişide kalmış.

Bütün bunlardan nasıl bir sonuç çıkarabiliriz? Bir Film ve Başka Sinema gibi dağıtım firmaları sayesinde dünyanın dört bir yanında yapılan nitelikli yapımlar ülkemize getiriliyor. Ne var ki, bu filmlerin seyircisi şimdilik salonlara dönmek niyetinde değil. Bu filmleri dijital kanallarda seyretmeyi yeğliyor. Seçeneklerin artması, sanat filmlerine kucak açan -bu ortamda bir sinematek işlevi üstlenen- MUBI gibi bir platformun varlığı da hesaba katılırsa, bu kitlenin salonlara dönüşü kolay olmayacak gibi… Neyse, falcılık yapmayı bırakıp gelelim, 2021’in ‘En İyi’lerine. Listelere geçmeden, bu yılın hasadının gerek yerli, gerekse yabancı filmler açısından hiç de fena olmadığını söyleyebilirim. Büyük yapımevleri, pandeminin geçmesini beklerken, bağımsız filmler cesaretle ortaya çıkıp, sınırlı da olsa seyircisiyle buluştu. Bu buluşmada en büyük desteği film festivallerinden gördüler. Yılın en önemli uluslararası yapımları Cannes, Venedik, Berlin, Toronto gibi festivallerde ilk gösterimlerini yaptı. Aynı şey, ulusal sinemamızın nitelikli yapımları açısından da doğru. İstanbul, Antalya ya da Adana festivallerinde ilk gösterimlerini yapan ‘sanat’ filmlerimiz, daha sonra Ankara, Ayvalık, İzmir, Eskişehir, Malatya festivallerinde gerçek seyircileriyle buluştu.

YERLİ SİNEMADA ‘İLK 10’

Bazı seçici kurullardaki ve İzmir Film ve Müzik Festivali’ndeki görevlerim nedeniyle, bir sıralama yapmak yerine, yerli yapımlardaki ‘ilk 10’umu filmlerin alfabetik sıralaması içinde vermek istiyorum. İçlerinde farklı açılardan öne çıkanlar olsa da, hepsi belli bir estetik düzeyi yakalamış, ülkemiz insanının sorunlarını klişelere başvurmadan yansıtabilen yapımlar. Listedeki filmlerin çoğunluğunun 2021 festivallerinde ilk gösterimini yaptığını, bir kısmının henüz gösterim tarihinin netleşmemiş olduğunu anımsatayım. Tek bir film (Kerr) dışında hepsi de genç yönetmenlerin imzasını taşıyor ve yaratıcı bir genç kuşağın sinemamızın geleceğinde belirleyici bir rol oynayacağını muştuluyor.

Anadolu Leoparı / Emre Kayiş
Bir Nefes Daha / Nisan Dağ
Beni Sevenler Listesi / Emre Erdoğdu
İki Şafak Arasında / Selman Nacar
Kerr / Tayfun Pirselimoğlu
Okul Tıraşı / Ferit Karahan
Sardunya / Çağıl Bocut
Sen Ben Lenin / Tayfun Taştan
Zin ile Ali’nin Hikâyesi / Mehmet Ali Konar
Zuhal / Nazlı Elif Durlu

Bu listeye, 2020 festivallerinde gösterilmiş, ama gösterime 2021 yılında girebilmiş dört filmi de ekleyebiliriz: Çatlak / Fikret Reyhan, Gölgeler İçinde / Erdem Tepegöz, İnsanlar ikiye Ayrılır, / Tunç Şahin, Hayaletler /Azra Deniz Okyay, Kumbara / Ferit Karol

ULUSLARARASI FİLMLER

Dünya sinemasında da, sinemamızdaki benzer bir durum yaşanıyor. Eski ustalardan çok, yeni yönetmenlerin damgasını vurduğu yıllardayız. Bu filmlerin çoğunluğu, Avrupa festivallerinde ilk gösterimlerini yaptı, sıcağı sıcağına ülkemizde -öncelikle festivallerde- gösterildi. Avrupa sineması 7 filmle listemin aslan payına sahip (Spielberg’in “Batı Yakasının Hikâyesi”ni, İranlı Asghar Farhadi’nin “Kahraman”ını, Finli Juho Kuosmanen’in “6 Numaralı Kompartman”ını henüz izlememiş olduğumu belirteyim bu arada). Ama, Uzak Doğu sineması gene liste başını kimselere kaptırmıyor. Tercih belirtmemde bir sakınca olmadığına göre, ‘İlk 10’umu sıralayayım:

bir-yilin-ardindan-962498-1.
Drive My Car filmi.



♦ Drive My Car / Ryusuke Hamaguchi (Japonya)
♦ Kaçık Porno (Bad Luck Banging or Loony Porn) / Radu Juda (Romanya)
♦ Belfast / Kenneth Branagh (Birleşik Krallık)
♦ Köpeğin Gücü (The Power of Dog) / Jane Campion (ABD)
♦ Benedetta / Paul Verhoven (Fransa, Almanya)
♦ Moritanyalı (The Moritanian) / Kevin Macdonald (Birleşik Krallık)
♦ Titane / Julia Duccournau (Fransa)
♦ Tanrının Eli (The Hand of God) / Paolo Sorrentino (İtalya)
♦ Kumarbaz (The Card Counter) / Paul Schrader (ABD)
♦ Satranç (Schachnovelle / The Royal Game) / Philipp Stölzl (Almanya)

Bonus: Annette / Leos Carax (Fransa)

Bu listenin ilk sıralarına Bosna-Hersek’li yönetmen Jasmila Zbanic’in “Quo Vadis Aida?”sını eklemek isterdim, ama 2021 Avrupa Film Ödüllerinde En İyi Avrupa Filmi seçilen yapım film, 2020 yapımı. TRT’nin ortak yapımcıları arasında olduğu film her nedense hâlâ ülkemizde gösterilemedi…

2022 kolay geçeceğe benzemiyor. Sinema umudumuzu, mücadele gücümüzü perçinleyebilir…

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun