Google Play Store
App Store

Gazetemizin eski Yazı İşleri Müdürü İbrahim Çeşmecioğlu, aramızdan ayrılışının 14. yılında yol arkadaşları tarafından anıldı. Gebze’den yol arkadaşları, "Biz yine bıraktığın yerden yeniden başladık!" dedi.

Bıraktığın yerden başladık
Çeşmecioğlu ile 2009 ÖDP Kartal Mitingi’nde tanışan Gebzeli yol arkadaşları, onu andı. (Fotoğraf: BirGün)

Gebze Yol Arkadaşları

ÖDP 2009 yılında Kartal Meydanı’nda “Şimdi Halk Konuşacak” mitingi düzenleniyordu. Biz de Gebze’den yola çıkıp bu buluşmaya katılmıştık. Kalabalığın içinde İstanbul’dan arkadaşlarımız, “İbrahim Abi sizinle tanışmak istiyor” dediğinde içimizi bir merak kapladı. “Elbette, tanışalım” dedik.

Bir süre sonra, uzaktan gözlüklü, ağırbaşlı bir abi bize doğru yürümeye başladı. Göz göze geldik, ardından tokalaştık. İlk görüşmemiz kısa ve öz geçti. “İki hafta sonra Gebze’ye geleceğim, işçi meselelerini konuşalım” dedi. Randevulaştık.

Zaman hızla aktı ve iki hafta sonra Gebze Tren İstasyonu’nda İbrahim Abi’yi karşılamaya gittik.

O gün Bilkar’da Mehmed Uzun’u anma söyleşisi vardı. İbrahim Abi’yle söyleşinin sonuna yetişebilmiştik. Sessizce dinledi ve en sonunda söz aldı. Söyleşi bittikten sonra salondaki arkadaşlarımız “Kimsiniz?” diye sordu. Gülümsedi: “BirGün Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İbrahim Çeşmecioğlu” dedi. Salon sessizleşti, söyleşi sona erdi.

O gün Gebze’de uzun bir geceye dönüştü; saatlerce İşçilerin Sesi gazetesini ve Bilkar’ı konuştuk. İlk başta, “Ara sıra gelir, gider” diye düşünmüştük. Ancak o, her hafta düzenli olarak Gebze’ye gelmeye başladı. Bazı pazar akşamları dönüşü geciktiğinde ve kendisine eşi ulaşamadığında, Kader Abla mutlaka bizi arardı.

Önce bizlerle birlikte okumalar yapmak istediğini söyledi. Ama aynı zamanda günlük gazeteleri de takip etmenin öneminden bahsetti. Bir hafta boyunca her gün farklı gazeteleri okuyup, hafta sonunda değerlendirmesini yapıyorduk. Zamanla fark ettik ki herkes aynı haberi veriyor, ama kullanılan dil, anlatım biçimi ve yaklaşım çok farklıydı. Dünyaya baktığımız yerden haber okumak ve yazmak bambaşkaydı.

Ardından kitap okumalarına geçtik. İlk kitabımız Direnme Savaşı (Nguyen Duc Thuan) idi. Herkes kitabı okuyup gelmişti ve düşüncelerini paylaştı. Ancak hepimiz benzer şeyler söyledik: Devrimcilerin yaşadıkları işkenceleri anlattık.

O ise, “Arkadaşlar, kitabı tam okuyamamışsınız. Lütfen tekrar okuyun” dedi. Biz de tam üç hafta boyunca kitabı tekrar tekrar okuduk. En sonunda bize şunu söyledi: “Kitap, işkenceye rağmen devrimci inancı, dayanışmayı, mücadele azmini ve politik bilinci kazandırıyor. Cezaevinde teslimiyetin değil, direnişin kalesine dönüşen bir süreci anlatıyor.”

O gün, bir kitabın nasıl okunması gerektiğini öğrenmiştik.

Bir yıl süren gazetecilik atölyesinden sonra işçi gazetesi çıkarmak istedik ve artık alan faaliyetini gazete ile beslemeye karar verdik. Metal işçilerinin grevleri başlamıştı. Emekçinin Sesi gazetesinin ilk sayısını hazırlarken BirGün gazetesine gitmiş, sabaha kadar çalışarak gazeteyi tamamlamıştık. Gebze’ye dönüp gazetenin basımını bekliyorduk.

Sonra grev grev gezip gazeteyi dağıtmaya başladık. Ardından gazete için yazılar almaya başladık. İlk defa haber yapmak değil, doğrudan alanla ilişkilenmiştik. Bizim için süreç başka deneyimlere doğru ilerlemeye başlamıştı.

Derlenmiştik ve daha planlı, güzel işler yapmaya başlamıştık.

İKİ HAYIR BİRDEN

Çayırova yeni ilçe olmuştu ve anayasa referandumu için halk oylaması vardı. “İki hayır birden” diyerek kampanyaya başlamıştık. Hem 12 Eylül Anayasası’na hem de AKP’nin anayasasına hayır demek için Çayırova’da bir halk buluşması gerçekleştirdik. İbrahim Abi’nin önerisiyle başlamıştı süreç: Önce yer seçimi, sonra konuşmacılar ve ardından halk konseri. Bize hep şunu söylerdi:

“Bu da olacak, şu da olacak, hepsi olacak.”

Evet abi, hepsi oldu.

İzmit’te BirGün Gazetesi’nin 20. yıl belgeselini izlerken, İbrahim Abi’nin kısa videolarını da izledik. Dışarı çıktığımızda tüm arkadaşlarımız birbirine baktı; göz göze geldik ve hep bir ağızdan şu cümle döküldü dudaklarımızdan: “İbrahim Abi’nin sesini uzun zaman sonra duymak tüylerimizi diken diken etti.”

İbrahim Abi’nin vefatından sonra bir arkadaşımız şöyle demişti: “Bizim için tarihin akışı değişmişti.”

Bugün, bizden ayrılışının 14. yılındayız.

Son bir yılımızı bıraktığımız yerden, yeniden Bilkar ile başladık. Koca bir yılı, geçmişte nasıl yapıyorsak öyle yaşadık.

İlk etkinliğimizde, Altan Erkekli ve Veysel Diker’in sahnelediği Ortadaki Oyun ile tiyatro sahnesine döndük. Ardından Leyla ile Mecnun Değil adlı oyunla Elit Andaç Çam ve Bülent Emrah Parlak’ı ağırladık. Cengiz Bozkurt, yeni kitabı Ben Gülüyor Muyum? ile bizlerle oldu; kitabında hep bizleri anlatmıştı, gülümseten sorgulamalar yaptık. Daha sonra Berkay Ateş’in rol aldığı Uykusuz Bir Rüya adlı tiyatro oyununu seyirciyle buluşturduk. Ruhi Su Dostlar Korosu ile güzel bir konser gerçekleştirdik. Bülent Emrah Parlak’ın bir diğer oyunu Bülent Bey’in Hikâyesini sahneye taşıdık. Bu bir yıl içinde, Bilkar Düşünce Topluluğu Atölyemiz anlamlı okumalar yaptı. Tıpkı geçmişteki gibi… Ve bu süreci bir söyleşiyle taçlandırdık. Feray Aytekin Aydoğan ile “Laiklik Neden Gerekli?” başlıklı söyleşide, derinlikli bir laiklik tartışması yürüttük. Ve dün akşam, Bilkar’ın sezon kapanış tiyatrosunu gerçekleştirdik. Bu geceyi sana ithaf ettik, abi. George Orwell’ın dünya edebiyatına damga vuran eseri 1984’ü seyirciyle buluşturduk.

İbrahim abi bize öğrettiğin devrimci mücadele yolumuzu aydınlatıyor ve biliyoruz ki bizi bir yerlerden izliyorsun.

Biz yine bıraktığın yerden yeniden başladık.

∗∗∗

MEZARI BAŞINDA ANILDI

Gazetemizin eski Yazı İşleri Müdürü İbrahim Çeşmecioğlu, aramızdan ayrılışının 14. yılında yol arkadaşları tarafından anıldı. Çeşmecioğlu’nun Beşiktaş Ulus’ta bulunan mezarı başında yapılan anmaya gazete çalışanları ve SOL Parti’den arkadaşları katıldı. Burada konuşan BirGün gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Aydın, "Gazetemizin kurucularından ve yazı işleri müdürümüz İbrahim Çeşmecioğlu’nu ölümünün 14. yılında özlemle anarken onun gazetemize olan emeklerini unutmadığımızı bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. Çeşmecioğlu 70’lerden bu günlere kesintisiz devrimci mücadele içinde yer almış ve devrimci hareketimize olan katkıları saymakla bitmeyecek önemli arkadaşlarımızdan biridir. Onun mücadelesi bizim mücadelemizdir. Yol arkadaşları bu mücadeleyi büyüterek yürütüyor" dedi.

SOL Parti’den Hüseyin Atalay ise, "Yenibosna Halkevi’nde birlikte mücadele ettiğimiz arkadaşımızın sakin, kararlı ve sevgi dolu kişiliğini unutmayacağız. Arkadaşları olarak onu hap mücadelesi ve bu kişiliğiyle hatırlayacağız" diye konuştu.