birgün

13° PARÇALI BULUTLU

YAŞAM 25.10.2021 06:53

Bisikletli küçük bir dev oldum

Avrupa’da on beş günlük bir sürede pedal çevirmem gereken yarışa hazırlanırken kendimi gece bisiklet bir dev oldum sürmeye alıştırmalıydım. Gece bisiklet sürmeye başlarken korkumu yenip küçük bir dev olmuştum.

Bisikletli küçük bir dev oldum

Ahmet Yeşil ahmetyesil08@gmail.com

MASAL bu ya, eski zamanların birinde bir ülke varmış. Ülkede her şey güllük gülistanlık olacakmış olmasına ama ülkenin bir şehrinde devler yaşarmış ve herkesin huzurunu kaçırırmış. Sanmayın ki şekillerinden, tavırlarından olurmuş bu huzursuzluk. Ülkede tek bir kişi yokmuş devleri görmüş olan. Sadece bilirlermiş varlıklarını ve nerede yaşadıklarını, birbirlerine o devler hakkında korkunç hikayeler anlatırlarmış. Hiç görmedikleri devler hakkında.

Çünkü gerçekte tek bir kişi bile cesaret edememiş bu devlerle yüzleşmeye. Gel zaman git zaman korku dağları aşmış ve ülkede huzur tamamen bitmiş. Kral ki, bu masalın kralı da çok güzel bir insanmış, halkı için her şeyi yapmak ister, canını bile vermekten kaçınmazmış. Bir gece karar vermiş devlerle yüzleşmeye. Devlerin yaşadığı şehre doğru yola çıkmış. Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş ve varmış sonunda devlerin şehrine. Büyük bir korkuyla atmış adımını içeriye. Önce hiçbir şey görememiş. Biraz daha gitmiş, gittikçe rahatlamış, korkusunu yenmiş. Daha da gitmiş. En sonunda devlerin sesini duymuş duymasına ama o devleri görmesi pek de kolay olmamış. Dikkatle bakmış yere doğru. Dev dedikleri küçücük bir şeymiş meğerse. Deve sormuş, “Siz kimsiniz? Neden halkım sizden bu kadar huzursuz?” Minik dev yanıtlamış. “Korku derler bize.” O zaman gülümsemiş kral. Biz sizi gözümüzde çok büyütmüşüz.

Eskilerin bilgeliği ne güzel sirayet eder masallara. O bilgeliği günümüze taşır ve bize yol gösterirler. İnsan psikolojisi için de birçok durumda korkuyu yenmenin en etkili yollarından birinin korku durumu ya da nesnesiyle yüzleşmek olduğu söylenir.

HAREKET ÖZGÜRLEŞTİRİR

Benim en büyük korkularımdan biriydi gece evimden uzak, ıssız bir yerde bisiklet sürmek. O zamanlar ne bu masalı ne de psikolojinin bu altın öğüdünü bilirdim. Avrupa’nın bir ucundan diğerine sadece on beş günlük bir sürede dört bin kilometreden fazla pedal çevrilecek olan zorlu “Transcontinental” yarışı için hazırlık yaptığım dönemde hem mental hem fiziksel olarak bambaşka bir aşamaya gelmem gerektiğini biliyordum. Bir kış günü bisikletle Ankara’dan Çorum’a gidip hiç uyumadan geri Ankara’ya dönmeye karar verdiğim zaman beş yüz kilometre yolu bir günde nasıl geçebileceğimden daha çok, gece yarısı ıssız karayolunda bisiklet üzerinde olacağım düşüncesi beni rahatsız ediyordu. Öyle ki yola çıkmama birkaç gün kala stresten uyuyamadım. Birkaç ay sonra çok önemli bir yarışa katılacaktım ve şimdiden buna alışmam gerekiyordu. Bu sebeple ne olursa olsun bu yola çıkmalıydım. Ankara’dan sürüşüm akşamın ilk saatlerinde başladı. Kırıkkale’yi geçmiştim ki hava karardı. Bilenler hatırlayacaktır. Ülkemizin en sıkıcı yollarından birisidir o uzun yol. Köy-kasaba fazla yoktur. Can sıkıntınızı alacak manzaraya rastlamak kolay değildir. İkmal noktaları zaten azken var olan tesisler de kış mevsiminde kapalıdır. İşte böyle bir gecede, böylesi bir karayolu üzerinde ilerliyordum. Hiçbir şey beklediğim gibi olmadı. Pedal çevirdiğim için vücudum sıcacıktı, akıp giden düşünceler gözümde olmasa da zihnimde harika manzaralar yaratıyordu. Korku zihnimden çok uzaktaydı. Tam tersi anın tadını büyük bir iştahla çıkarıyordum. Hatta denebilir ki, gecenin bir yarısı aynı yolda ilerleyen çoğu ağır vasıta şoförü için bir anda karşılaşılan bisikletli biri olarak ürkütücü olan bendim. Korkunun kendisiydim. Bisikletli küçük bir dev olmuştum!

Bazen düşünüyorum, hayatta beni ne korkutabilir? Yüzleşemediklerim sadece! Ne mutlu ki her şeyle yüzleşebilirim. Kaygı, zihni kemirir. İnsanı zincirlerle kuşatır. Hareket özgürleştirir. Bisiklet bana bunu öğretti.

***

‘Transcontinental’ nedir?

Transcontinental Race (TCR) 2013’ten beri yapılan ve Avrupa’yı bir baştan diğer başa kat etmeyi amaçlayan bir amatör ultra dayanıklılık yarışı. Toplu start verilen yarış birçok ülkeyi geçip 3 bin 200 ila 4 bin kilometrelik bir mesafeyi kat ediyor.