birgün

20° PARÇALI BULUTLU

RÖPORTAJ 23.03.2019 10:40

Biz: Aynı gemide miyiz?

Jordan Peele ilk filmi Kapan’la (Get Out) bence “aşırı” bir ilginin odağı oldu. “Kapan”, çok doğru ve kendisi için talihli bir zamanda sinemalara gelmişti. Korku türüne ırk perspektifinden bakan, en liberal Beyazların bile ruhlarının karanlık köşelerindeki Siyah düşmanlığını gösteren film, Oscar’ların “çok beyaz” olduğu sloganının gündeme oturduğu sıralarda vizyona girmişti. Bana kalırsa konjonktürün Kapan’a gösterilen […]

Biz: Aynı gemide miyiz?

Jordan Peele ilk filmi Kapan’la (Get Out) bence “aşırı” bir ilginin odağı oldu. “Kapan”, çok doğru ve kendisi için talihli bir zamanda sinemalara gelmişti. Korku türüne ırk perspektifinden bakan, en liberal Beyazların bile ruhlarının karanlık köşelerindeki Siyah düşmanlığını gösteren film, Oscar’ların “çok beyaz” olduğu sloganının gündeme oturduğu sıralarda vizyona girmişti. Bana kalırsa konjonktürün Kapan’a gösterilen ilgideki rolü büyüktü. Peele’in filmi özellikle ilk yarısında bu ilgiyi hakkedecek kadar iyiydi gerçekten ama sonrasında açıkça saçmalaşıyordu.

spoıler’sız olmaz Aynı duyguyu

“Biz” filminde de yaşadım. Jordan Peele’in filmi konusu dışında gayet iyi bir film. “Biz”in görüntü ve oyuncu yönetimi çok iyi, diyaloglar güzel yazılmış… Ama filmin sürprizi, yani korku öğesi devreye girdiği andan itibaren film anlam üretemiyor. Jordan Peele’le yapılan söyleşilerde yönetmenin duyarlılıklarını, dünyada olan bitenler karşısında ayrıcalıklı yeri olan biri yani bir Amerikan vatandaşı olarak, sorumluluk alma çabasını görüyorum, takdir ediyorum. “Biz” adından da çıkarılabileceği gibi Jordan Peele’in “biz”ini yani Amerikalı olmayı anlatma iddiasında. Sıradan, üst-orta sınıf bir Amerikan ailesinin, kendi karanlık yüzüyle karşılaşması ve bununla savaşması filmin hikâyesi.

Gerilim ya da korku filmlerini spoylır (spoiler-sürpriz-bozan) vermeden eleştirmek imkânsız bence. Bu nedenle filmi seyretmeyenler yazının bundan sonrasını şimdilik okumayabilirler. Hoş, ben yine de yazıyı muğlak bir genellikte bırakmaya çalıştım.

sorun amerika’da

Oliver Stone’un bol Oscar’lı (1986) Platoon’unun finalinde filmin kahramanı Chris’in sözlerini yazının başına koydum. Platoon Vietnam Savaşı’na dair bir filmdi. Filmin yönetmeni Oliver Stone ise Hollywood standartlarında solcu bir yönetmen oldu her zaman. Fakat Vietnamlı olsanız yukardaki laflara sinir olmaz mısınız? Adamlar binlerce kilometre öteden gelip milyonlarca insanınızı öldürmüş, halkınıza tecavüz ve işkence etmiş, gelecek kuşakların bile sakat doğmasına neden olacak kadar toprağınızı zehirlemiş olacak ve sonra da biz aslında kendimizle savaştık diyecek. Aslında düşman içimizdeydi, biz düşmanla savaşmadık diyecek. Sizi, konu mankeni yapacak.

Bu sözlerdeki iyi niyeti anlamıyor değilim. Gerçek payını da görüyorum. Burada dünyaya yaşattıkları dehşetin sorumluluğunu üstlenmek isteyen biri var. Jordan Peele de Amerika’yı sorgularken, suçluyu dışarda aramak yerine kendi içine bakmaya, sorunu Amerikan ruhunda aramaya çalışıyor. Ama ortaya çıkan saçma sapan bir şey maalesef. Hani hep diyoruz ya: “Hepimiz aynı gemide değiliz!” Aslında Peele de kısmen bunu diyor. Kimisi güvertede; kimisi ise makine dairesinde, güneş görmeyen kapalı yerlerde. Fakat bu alttakiler üsttekilerin kopyası. Yukardakilerle aşağıdakiler aynı insanlar olunca mesaj karışıyor. Üstelik bu alttakiler anlamsızca kötü olunca ortada mesaj filan da kalmıyor. Geminin altındakiler üsttekilerin kötü birer kopyasıysa, üsttekileri suçlamak da imkansız.

Kısacası ortada sınıfsal bir bakış açısı olmayınca, dünya üzerindeki eşitsizliğin ve adaletsizliğin nedenleri insanın özünde bulunuyor. Eşitsizlikten ve adaletsizlikten hepimiz aynı derece suçlu değiliz ama eğer öyleysek, hepimiz eşit derecede suçluysak yapacak bir şey de yok. Kısacası bu, iyi niyetli bakış açısı sonuçta anlamlı bir şey söyleyemeyen bir zevzeklikten ibaret kalıyor ki “Biz” tam da bu: Bir zevzeklik.

kendimizi izleten film

Tabii filmin hikâyesi boyunca binlerce delikten de belki söz etmek lazım… Nasıl oluyor da alttakiler dışardakilerin haberi olmadan, yukarıyı izliyor, örgütleniyor, yukardaki kopyalarını buluyor falan filan… Nasıl oluyor da sadece çiğ tavşan yiyerek hayatta kalıyorlar? Tavşanlar ne yiyor? Bir örnek giysilerini kim üretiyor?

Filmin başrolündeki Lupita Nyong’o çok başarılı. Kocası rolündeki Winston Duke da iyi fakat karakteri anlamsızca salak olabilen biri olarak çizilmiş. Filmin ince ince verdiği başka mesajlar da var: Filmde, Niggers With Attitude’un (NWA) “Fuck Tha Police”inin çalması, polis şiddetine karşı bir tepki. İki küçük roldeki oyuncunun t-shirt’lerinde de Black Flag grubunun ismi ve logosu var. Black Flag de anarşist bir gruptu ve bir single’ının kapağında ağzına silah sokulmuş bir polis resmi vardı. Ayrıca 11 11 olarak görülebilecek bir logosu vardı grubun ki bu da İncil’deki Jeremyah bölümüne gönderide buluyor. Burada tanrı gazabını göndereceğinden söz ediyor.

Sonuçta, iyi yapılmış bir film olduğu için “Biz” kendini izlettiren bir film. Ama Peele’in sorunu yönetmenliğinde değil, dünyaya bakışında. İki filminin de nihayetinde anlamsızlaşmasının nedeni burada gibi.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol