Biz “Bitti” demeden bitti
FIRAT TOPAL FIRAT TOPAL

Galatasaray, Avrupa Ligi şansını muhafaza etmek için çıktığı Club Brugge maçının uzatmalarında 1 puana razı oldu ve Avrupa defterini kapatmanın eşiğine geldi.

Maçın 40. dakikası civarı Galatasaray’ı yıllardır tribünden takip eden ve iş sebebiyle Kuveyt’te olan bir arkadaşım mesaj attı: “Maçı 10 dakikadır izleyebiliyorum, biz nasıl gol attık?”. Ondan birkaç dakika sonra Seri ayağında topla orta sahayı geçip takımını kontratağa çıkarmayı denedi, fakat o sırada Adem Büyük taç çizgisi kenarında top bekliyordu ve birkaç saniye sonra da tüm Brugge takımı topun arkasına geçmişti. Alışıldığı üzere top Marcao-Donk ikilisinde bitti. Galatasaray hızlı atağa çıkma ve rakibi ani baskınlarla rahatsız etme konusunda Avrupa’nın, birinci ve hatta ikinci sınıf liglerini geçtim, Avusturya, İsviçre, Hırvatistan, İskoçya gibi üçüncü sınıf ligleri arasındaki takımlarla karşılaştırıldığında dahi fersah fersah geride. Fatih Terim’in yıllardır takımlara aşılamaya çalıştığı, “özellikle kendi evinde sahanın her yerinde baskı yapan, rakibi rahatsız eden takım” felsefesi zaman zaman saha içerisinde böyle yerleşme sorunlarını ortaya çıkarıyor. Bu sorun, yaş ortalaması yüksek, hareketsiz ve statik bir takımla birleştiğinde de 3 tane fırtınanın birleşerek bir araya getirdiği kasırgayı anlatan Kusursuz Fırtına filmindeki gibi karşı konulamaz sıkıcılık ve kısırlıkta bir takım yaratıyor. Böyle olunca da takım taraftarına sordurtuyor tabii. “Biz nasıl gol attık?”.

İkinci yarı için de anlatılacak pek bir şey yok aslında. Belhanda’nın her hızlı hücum şansında, sahada başka bir oyuncu yokmuş gibi Feghouli’yi bulmaya çalışması ve topun otomatik olarak rakibe geçmesi dışında daha can alıcı bir nokta var. Ajax hocası Erik ten Hag,Ajax ile resmi maça çıkmamış Jurriën Timber’i Lille ile oynayacakları oldukça kritik maç için Lille’e götürdü. Ajax grubunun lideri, ancak grup ikincisi ve üçüncüsü ile aynı puana sahip. Böyle kritik bir maç için, Timber’ı Fransa’ya götürmekte tereddüt etmiyor, bu onların kulüp kültüründe var. “Gençleri kazanmadan kaybedebiliriz, ben zamanını bilmiyor muyum” düsturuyla sezon başından beri, yaş ortalaması oldukça yüksek takımına hiçbir altyapı oyuncusunu monte etmeyi denemeyen Fatih Terim ise, Avrupa Ligi vizesi almanın söz konusu olduğu bir maçta kenarda oturan Erencan’ı ancak skor 1-1’e gelince, “kurtarıcı” olarak düşünüyor. Hangi koşulda bir genç futbolcunun üzerinde daha çok baskı olacağı sizin takdiriniz.

Galatasaray taraftarı bana göre henüz sezonun dibini görmedi. Ortada dolaşan Arda Turan söylentileri, Diagne’nin devre arasında kadroya dönme ihtimali ve ocak ayında yapılması muhtemel panik transferleri ile bu günleri arayabilirler. Son bir notum da Hasan Şaş için. Son 1 yılda aklımızda kalan icraatleri göbekli halde sahada rakip futbolcuları kovalaması ve 24 saat süren göstermelik istifası olan Şaş, rakibin 9 kişi kaldığı, Galatasaray’ın mutlak gol kaydetmesi gereken uzatma dakikalarında sarı kart görüp oyunu durdurarak yine kulübüne müthiş bir hizmet yaptı.