birgün

34° AÇIK

YAŞAM 18.07.2021 08:23

Boğaziçi’nin tarihe notu

Türkiye’yi ‘uçuran’ başkanlık sisteminde Resmi Gazete’nin önemli bir işlevi var. Nasıl ki ayazda kalmamak için hava durumu bülten takibi yapılıyorsa, yarın gidilecek bir iş olup olmadığı bilgisine de buradan erişilebiliyor. Sistemin sıkıntılı yanlarından biri, gecenin kör vaktinde makamsız kalabilir ve eğer gece tuvalete kalkmışken şöyle bir gazeteye bakayım diyecek kadar şanslı değilseniz bunu sosyal medyadan önce öğrenemeyebilirsiniz. Eskilerin tabiriyle ‘yel üfürdü sel götürdü’ hesabı, bir de bakmışsınız bilemediğiniz bir sebeple üzeriniz çizilmiş, gitmektesiniz. Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Melih Bulu’nun da başına gelen budur. Kapıda bekleyen daha pek çokları gibi…

“Peki bundan şeyin haberi var mı? Mesela benim:)” derken hoop gülen surat emojisi yüzde soluvermiş. Sistemin gerektirdiği üzere…

***


Bulu, atandığı Ocak 2021’den itibaren Boğaziçili öğrenci ve akademisyenlerin protestolarıyla karşılaştı. İtirazın temelinde okul tarihinde ilk kez dışarıdan bir ismin atamayla rektör yapılması vardı. Cumhurbaşkanının üniversitelere rektör ataması yeni bir şey değil elbette. 80 sonrası gençleri ve akademisyenleri zapturapta almak için kurulan YÖK ile okulların özerk ve demokratik yapısı bozulmuş ve sonrasında ülkede iktidar olan her siyasi parti de bu kurumun gücünü kullanmayı pek sevmiştir. Üniversiteler kendi içlerinde seçim yapıp göstermelik bir demokrasi işletilmiş olsa da son söz her zaman siyasetin olmuştur.

***

Başkanlık sisteminin ‘keyfime göre’ yapısının kolaylaştırıcılığında, şunun gelini, bunun emmisi kriterlerinde çoğalan atamalardaki liyakat çıtasının bilgi hırsızlığı yapan ‘akademisyene’ kadar indirilmiş olması sabır sınırını iyice aştı. Seçilmişlerin demokratik yönetimi yerine, otokrasinin atanmışlarını koyan yeni sisteme karşı başkaldırının son büyük sebebi oldu Melih Bulu. Öğrenci ve hocasıyla direnen Boğaziçililer, ‘kayyım rektör istemiyoruz’ diyerek tartışmayı sadece Bulu’nun görevden alınmasıyla sınırlı tutmayarak, itirazlarını bizzat kayyımlığı mümkün kılan siyasi iktidara yönelterek çemberi genişlettiler.

***

Altı ay boyunca kapısına kelepçe takılan üniversitede eylemler sürdü. Sırtlarını rektörlük binasına dönen akademisyenler hedef gösterildi, diğer üniversitelilerin desteğiyle büyüyen protestolara yasak getirildi. Gözaltı ve tutuklamalarla, “Tüm üniversitelerdeki kayyımlar acilen istifa etmelidir, demokratik rektörlük seçimleri yapılmalıdır” diyen öğrenciler yıldırılmak istendi. İçişleri Bakanı S. Soylu tarafından ‘sapkın LGBTliler’ denilerek nefret suçunun öznesi yapıldılar. Polisin tehdidine, “aşağı bakmıyoruz” diyerek direndiler. Terörist ilan edildiler. Ve bir gün Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün demokrasi eylemlerinin dokunuverdiği o büyük sıkıntısını dile getirdi. “Yürekleri yetse ‘Cumhurbaşkanı istifa’ diyecekler!”

***

Bulu, görevden alındı. Direnenlerin payı tartışmasız. İnat ettiler, fena halde can sıktılar ve itirazlarını kayda geçirdiler. Eğer söylendiği gibi Erdoğan, Bulu’nun biletini durumu ‘yönetemediği’ için kestiyse de sebebi aynı. “Sen bu işi becerirsin, hadi bakayım” denilerek getirilen(ler), “bir işi beceremedin, çekil şurdan” denilerek gönderilen(ler)… O sırada, yüzde beliren başarısızlık öfkesini hiç unutmayın. Geleceğe karşı açılmış bu imkânsız savaşta, benzer geliş gidişler de, direnişler de artacak. Sözün kısası, umutlu bir hayat yerine sopa gösterilen gençlerin mesajı açık: “Siz padişah biz de tebaanız değiliz!”

BİN 500 ÖĞRENCİ OKULSUZ KALDI

İstanbul Kadıköy’deki Haldun Taner Sahnesi depreme dayanıksız olduğu için İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından restore ediliyor. Ancak tiyatro ile aynı binayı paylaşan İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı (İÜDK) öğrencileri için eğitime nerede devam edecekleri, yeni dönemin başlamasına iki ay kala hâlâ belirsiz. Velilerin, İBB’nin Göztepe’de kendilerine ait bir binayı tahsis etme teklifine olumlu bakmasına karşın, İÜDK’nin kayyım yönetimi projeye karşı çıkıyor. Bin 500 öğrenci adına mücadele eden veliler çocuklarının siyasi bir didişmenin mağduru haline getirildiğinden şikâyetçi. Zaman daraldı, öğrencilerin ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda derhal çözüm üretilmeli.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol