Google Play Store
App Store

U22 Kadın Boks Ulusal Takımı’nın Başantrenörü İshak Tiryaki, kızı Bilgesu’yu şampiyonluğa hazırlıyor. Genç sporcu “Boks benim için bir tutku. Bunun erkek sporu olduğunu düşünmüyorum” diye konuşuyor.

Boksör baba-kızın sıra dışı hikâyesi
Bilgesu Tiryaki, babası ve antrenörü İshak Tiryaki ile birlikte BirGün’e konuştu. (Fotoğraflar: BirGün)

Tuğçe GÖBEKÇİN 

Bir çift eldiven, bir dişlik, yumruklar ve alından süzülen ter damlaları… Oyun kurma, kazanma azmi ve hepsinin altında şampiyon olma tutkusu.

Bunlar genç boksör Bilgesu Tiryaki ve antrenörü olan babası İshak Tiryaki’nin paylaştığı duygular…

Trabzon’da doğan İshak Tiryaki, 5 yaşında Zonguldak’a göçer ve 9 yaşında Zonguldak Spor Hizmetleri Gençlik İl Müdürlüğü’nde boks sporuna başlar. 1983 yılında 16 yaşına geldiğinde profesyonel spor hayatına atılır, 27 kez Büyükler Boks Milli Takımı forması giyer;Uluslararası Atatürk Kupası’nda ve Avrupa Şampiyonası’nda bronz madalya kazanır.

Spor hayatında başarıdan başarıya koşarken yıllar içinde evlenen Tiryaki, 2003’te eşini ve 5 yaşındaki oğlunu trafik kazasında kaybeder. Psikolojik tedavi görmeye başlayan Tiryaki, doktorunun tavsiyesiyle antrenörlüğe başlar ve sporcu yetiştirir. Tiryaki, önce 9-10 yaş grubu çocuklarla çalışır daha sonra Genç Ulusal Takımı’nın Başantrenörülüğünü yapar, olimpiyat sporcularını da eğitir. Başta Zonguldak olmak üzere eğittiği sporcular defalarca Türkiye’ye uluslararası karşılaşmalarda madalya kazandırır. 2024 Büyükler Avrupa Boks Şampiyonası’nda altın madalya kazanan Buse Naz Çakıroğlu ve Busenaz Sürmeneli’yi de Tiryaki yetiştirir.

Başarılı antrenör, yıllar sonra yeniden evlenir ve bu evlilikten 3 çocuğu olur. Büyük oğlu Burak boks antrenörü olurken küçük oğlu Muhammed ise hentbol ile ilgilenir. Kızı Bilgesu ise boks yapmak istediğini söyler ve Tiryaki kızını yetiştirmeye başlar. Bu ortaklıkta ikilinin tek hedefi ise şampiyonluk. Boksun erkek sporu olmadığını vurgulayan 17 yaşındaki Bilgesu ve İshak Tiryaki ile baba-kız çalışmanın kolay ve zor yanlarını, Türkiye’de boks sporunu ve kadın sporcuların başarılarını konuştuk.

Boks sporuna başlama fikri nasıl oluştu?  

Bilgesu Tiryaki: Biz babamla küçükken oyun gibi çalışıyorduk. Beni antrenman salonuna götürüyordu. Küçüktüm, anlamıyordum ama hoşuma gidiyordu. 12-13 yaşlarında boksa başlamaya karar verdim. Bir gün babamla otururken “Boksa başlamak istiyorum” dedim. Babam da beni antrenman salonuna götürdü, ekipmanımı verdi. Böylece antrenmanlara başladık. Başlarda çok hevesliydim. Babamla zaten bir altyapı oluşturmuştuk, hiç zorluk yaşamadım. Hâlâ hevesimi koruyorum.

Babanla çalışmak nasıl bir his?  

Bilgesu Tiryaki: Babam çok eğlenceli biridir. Antrenmanda bana herkes gibi davranıyor. Güçlenmem için erkeklerle de dövüştürür. Babam “Şampiyon olmak istiyorsan yorulman lazım” der. Eğer karşımdaki erkeği dövüyorsam babam onu alıyor ve daha zorunu koyuyor. Maç konusunda başarabileceğime inanıyor, dövüşmem için beni teşvik ediyor. Ailem destekliyor. Bizim evde herkes sporcu. Boks benim için bir tutku. Bunun erkek sporu olduğunu düşünmüyorum. İnsanların boksla ilgili olumsuz fikirlerini de umursamıyorum. Bu sene sadece 1 kez sol gözüm morardı. Bunun dışında yaralanmam olmadı.

Kızınızla çalışmak sizi zorluyor mu? En zor yanı ne? 

İshak Tiryaki: Kızımla birlikte 4 yıl önce çalışmaya başladık. Ben o zaman olimpiyat milli takım antrenörüydüm. Kızımın beni sporculardan kıskandığını, beni pek paylaşamadığını fark ettim. Biz de böylece çalışmaya başladık. Şampiyon olamayınca daha çok hırslandı. Bir babanın kızına boks antrenörlüğü yapması, onu dövüştürmesi çok zor. Mental olarak kendimi ringe hazır hissetmiyorum. Ben maça abisiyle gitsin istiyorum. Ama o benimle gitmek istiyor. İnsan kendi kızı olunca taktiksel olarak doğru karar alamayabiliyor.  “Yenilirsem babamın yüzüne nasıl bakacağım” diye psikolojik kaygısı oluyor. Bununla ilgili psikolojik destek de aldık. Ülkede en büyük sorun sporcu psikoloğunun olmaması. Her ilde sporcu psikoloğu yok. Milli takımda da aynı sorunu yaşıyoruz. Milli takımlarda her daim psikolojik yardım almak lazım. Bu imkânı da devlet sağlamalı.

Okuluna ve spora nasıl vakit ayırıyorsun?  

Bilgesu Tiryaki: Lisede derslerim ağırlaştı. Bu yıl staja da başladım. Hem staj hem dersler hem antrenmanlar beni çok yordu ama hedeflerim için yapmam gereken fedakârlığı yapıyorum. Ders notlarımı yüksek tutuyorum. Öğretmenlerim bu durumdan memnunlar. Çünkü bazen ders saatiyle antrenman saati çakışıyor ve izin alıp antrenmana gidiyorum. Öğretmenlerim geri kalacağımı düşünüp endişeleniyorlar. Ama evde kendim çalışıp eksiklerimi tamamlıyorum.

Boksun dışında zamanını nelere ayırıyorsun?  

Bilgesu Tiryaki: Ayda 1 ya da 2 kez kendime vakit ayırıyorum. Köpeğimle koşu antrenmanı yapıyoruz. Bu bana çok iyi geliyor. Bazen arkadaşlarımla kahve içmeye ya da yemek yemeye gidiyorum. Resim çiziyorum, kitap okuyorum, müzik dinliyorum. Spor yapmak, farklı bir yaşam tarzına sahip olmak zaten. Her şeyini belirli yaşıyorsun: beslenmen, uyku düzenin her şey belli. Bilgisayarla, cep telefonuyla geç saate kadar vakit geçirirsem idmanlarıma zaman ve enerji ayıramam. Sosyal medyada vakit geçirmiyorum. Telefondan uzak durunca daha dinç hissediyorum.

Türkiye’de boks sporu hakkında neler söylemek istersiniz?  

İshak Tiryaki: Devlet öncelikle okuyan çocuklara okullarda spor yapmak için zaman tanımalı. Birçok çocuk gelecek kaygısı yaşadığı için okulla spor arasında gidip geliyor. Birçok başarılı sporcuyu bu yüzden kaybediyoruz. 2020 Olimpiyat hazırlığı için kamplardaydım. Sporculardan sürekli Covid-19 kaptım, 5 kez Covid-19 geçirdim. Kendi kızıma da, sporcularıma da vakit ayıramadım. Kaybettiğimiz 3 yıl var. Kendi ailemden ödün verip Türk Ulusal Takımı için savaştım. En çok başarı olimpiyatta boksta geliyor ama Türkiye’de popülaritesi yok. Dünyada bize bir ilgi var ancak ülkemizde o ilginin yüzde 1’i bile yok. Olimpiyat Komitesi, Dünya Boks Birliği, Avrupa Boks Birliği hep Türk kadın boksunu, çalışmalarımızı örnek gösteriyorlar.