Böl, parçala, yönet planı tutmayacak
Tek adam yönetimi, bir kez daha en iyi bildiği yolu deniyor. Saray rejimi CHP İstanbul İl Başkanlığı’na atanan kayyumla beraber siyasi muhalefeti parçalamaya, toplumu ise sindirmeye yönelik hamlelerini sürdürüyor. İl binasına kurulan abluka sürerken yaşananlar partileri aşan bir durumun yansıması. Ülke rejim eliyle yeni yol ayrımına sürüklenirken herkese tek bir tercih hakkı düşüyor: Ya rejimden yanasın ya da rejime karşısın.

Öncü DURMUŞ
CHP İstanbul İl Başkanlığı’na atanan kayyum Gürsel Tekin’in önceki gün il binasına sokulmasının ardından CHP’ye yönelik abluka dün de devam etti.
Saray rejiminin CHP İstanbul İl Başkanlığı’na atadığı kayyum sonrası önceki gün 5 bin kişilik polis ordusu ile il binasına girmeye çalışan Gürsel Tekin için parti çevresinde kurulan abluka dün de sürdü. Sabah saatlerinde partisinin 102’nci yıldönümü nedeniyle Taksim’e çiçek bırakmasının ardından konuşan kayyum Gürsel Tekin, “Bizim resmi binamız Sarıyer'de. Biz bir bina tartışmasına girmek istemiyoruz’’ dedi. Tekin, CHP’nin il binasını kapatma ve yeni il binasını Bahçelievler’e taşıması kararı almasına rağmen bir kez daha koruma ordusuyla eski İl Başkanlığı’na gitti.
BİNAYA ALINMADILAR
Sabahın ilk saatlerinden itibaren bina çevresinde gerginlik yükselirken parti yöneticileri, parti Meclisi üyeleri, Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri ve ilçe başkanlarının binaya girişine izin verilmedi. Bina girişi sırasında milletvekillerine dahi kimlik sorulurken tanınmayan kişilerin binaya doğrudan alınması ise dikkat çekti. Kayyum Tekin’in polislere 30 kişilik bir liste verdiği iddia edildi.

EMNİYET MÜDÜRÜ İTİRAFI
CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, polis ablukası devam eden eski İstanbul İl Başkanlığı'na parti yöneticilerinin alınmamasına tepki göstererek, polisin elinde çağrı heyetinin bildirdiği 30 kişilik bir liste olduğu ve onların içeri alındığını söyledi. Yavuzyılmaz, "Kayyumun verdiği bir 30 kişilik liste olduğu söyleniyor. Ancak bunu yazılı olarak tebliğ etmiş değil herhangi birisi. Buradaki emniyet amirlerine sorduğumuzda ise onlar da yazılı olarak böyle bir listeyi bize göstermiyorlar. CHP milletvekili olmayan yöneticiler geldiğinde ‘Siz bu listede yoksunuz’ diyorlar. Yani bir listeye hem ‘var’ diyorlar ancak gösteremiyorlar" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, İçişleri Bakanı, İstanbul Valisi ve Emniyet Genel Müdürü'ne seslenerek, "Polisleri karşı karşıya getirmeyin. Buradan polisi çekin. Ben polisle tartışmak istemiyorum. Bizi bu insanlarla karşı karşıya getirmesinler. Kayyum Gürsel Tekin'in burada olmasına hiç gerek yoktu. Gitsin, nerede görev yapacaksa kanunsuz görevini orada yapsın" ifadelerini kullandı.
RUHEN SİZLERLEYİM
Eski İl Başkanlığı önünde nöbet tutan CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, da "Türk demokrasisine geçmiş olsun. Türk hukukuna geçmiş olsun. İktidar artık eridikçe, zorbalığa ve şiddete başvuruyor. Zorbalılığa ve şiddete hangi gün başvurdu? Partimizin kuruluşunun 102. yıldönümünde şurada gördüğünüz olay yerinde oldu" ifadelerini kullandı.
CHP Lideri Özgür Özel de partisinin 102. kuruluş yıl dönümünü sebebiyle Anıtkabir ziyaretinin ardından İstanbul’a geldi. Kutlamalara ilişkin sosyal medya hesabından mesaj yayımlayan tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bugün orda olamasam da ruhen sizlerle birlikteyim. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, CHP İstanbul İl Başkanımız Özgür Çelik ve vatandaşlarımızla birlikte, kuruluşun ve kurtuluşun partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin 102. yıl dönümünü kutlayacağız” ifadelerine yer verdi.
Taksim'deki Cumhuriyet Anıtı'na çelenk bırakan Özel’i büyük bir kitle sloganlar eşliğinde karşıladı. Özel'e, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de eşlik etti. Yurttaşlar, burada, "Özgür burada, kayyum nerede" ve "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz" sloganlarını attı.
YETKİYİ AKP’DEN ALIRSAN...
Özgür Özel, açıklamasında kayyum Gürsel Tekin'e göndermede bulunarak, "Eğer yetkiyi AKP yargısından alırsanız 5 bin polise ihtiyacınız var. Eğer yetkiyi milletten alırsanız sizi 5 bin tane partili karşılar" dedi. Özel, "Saraya alet olup bu partiye zarar vermek isteyen bir karından doğduğum kardeşim olsa affetmem, affetmeyeceğim" diye konuştu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in açıklamaları şöyle:
TESLİM OLMAYACAĞIZ
Köşeyi dönüp de bu meydanı hınca hınç sizlerle dolu gördüğümde Özgür Başkan’a meydanı işaret ettim. Dedim ki ‘Bu partide en önemli görevi Genel Başkan yapmıyor. En önemli görevi; dünkü durumu görüp bugün 50 kişiyle yapılacak bu çelenk koyma, sunma törenini, bunu vazife bilip günün ortasında güneşin altında gelip de duran şu partili yapıyor. Teslim olmayacağız. Sadece ve sadece size güveniyorum.
Bu acımasız, haksız, hukuksuz saldırıyla, tapusu dahi genel merkeze kayıtlı binadan halen daha polisleri çıkarmayanlara, kardeşlik hukukunun üstünde bir hukuk tanımayan bu partide kardeşi kardeşin karşısındaymış gibi göstermek için algı operasyonu yapmaya çalışanlara şunu söylüyorum. İstanbul’da Özgür Başkan’a oy veren delege kadar vermeyenler bu süreçte partiye sahip çıkıyorlar. Biriz ve beraberiz. Hayatım boyunca şahsıma yapılan pek çok kusuru, pek çok haksızlığı affettim. Kolay barıştım, kolay barışırım. Ancak bu partide, bu partinin her kademesinde görev yapmış kim olursa olsun bu kardeşlik hukukuna, bu birlikteliğimize, bu tek vücutluğumuza, 47 yıl sonra birinci parti oluşumuza, arkadaşlarımızı zindanlarda tutanlara karşı tek yumruk oluşumuza gölge düşürmeye çalışan, saraya alet olup bu partiye zarar vermek isteyen bir karından doğduğum kardeşim olsa affetmem, affetmeyeceğim.
‘Partiliyim’ diyen herkesi partinin seçilmişlerine, seçme iradesine saygı duymaya, sahip çıkmaya; görev bekleyen herkesi içinde bulunduğumuz süreçte özgürce aday olmaya, yarışmaya ve bir güç alacaksa bu örgütten, bu partiden, devlet için bir yetki alacaksan bu milletten yolun geçtiğini hatırlamaya, öğrenmeye, bundan sapmamaya davet ediyorum"
Özel, törenin ardından Ankara’ya dönerken Financial Times’a verdiği röportajda partisine yönelik baskılardan bahsetti. Özel, CHP'ye yönelik operasyonların sürmesi halinde geçmiş seçim ve özellikle mühürsüz oy pusulalarının kabul edildiği 2017 referandumunu mahkemeye taşıyabileceklerini söyledi.
‘TEK SEÇENEK DİRENMEK’
Özel, röportajında AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya benzeri 'tek parti sistemi' kurmaya çalıştığını ve son engelin CHP olduğunu vurguladı. “Hükümet, gelecekteki iktidara darbe düzenliyor. Otoriter bir iktidarla karşı karşıyayız ve tek seçenek direnmek. CHP giderse Türkiye de gider” dedi.
Özel, partinin baskıya nasıl tepki vereceği konusunda başka planları olduğunu da söyledi. CHP lideri, bu planlar arasında Türkiye'de “hayatı durma noktasına getirecek barışçıl ama son derece etkili sivil itaatsizlik eylemleri” olduğunu da söyledi. Özel, gerektiğinde “milyonlarca değil, on milyonlarca” insanın meydanlarda toplanabileceğini de belirtti.
MUHALEFETE DİZAYN
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, CHP İstanbul İl Başkanlığı'na kayyum atanmasına ilişkin konuştu. Doğan, "Hukuk dışı bir durumla karşı karşıyayız. Öyle ki halk iradesine darbe yapılarak belediyelere atanan kayyumlarla tezahür eden antidemokratik uygulamalar artık il kongrelerine kadar ulaşmış durumda. Kayyumcu zihniyet kötücül bir zihniyettir. Bir il kongresinin iptali istemi ile hukuk mahkemelerine dava açılamaz. Yapılmak istenen aslında muhalefete siyaset sahnesinde yeni bir dizayn. Bir siyasi partinin il kongresinde eğer usulsüzlük yapıldığına ilişkin iddialarınız varsa bunu da kesin bir biçimde izleme ve karara bağlama yetkisi yalnızca Yüksek Seçim Kurulu'ndadır" diye konuştu.
∗∗∗
KILIÇDAROĞLU PARTİNİN BAŞINA GEÇMEK İSTİYOR
CHP’nin eski genel başkanı ve eski TBMM Başkanı Hikmet Çetin, Meclis’teki makan odasında MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ı ağırladı. Görüşme yaklaşık 15 dakika sürdü.
Görüşmenin ardından Hikmet Çetin kısa bir açıklama yaptı. Çetin, Feti Yıldız’ın kendisine "Kayyum atanması doğru değil" dediğini söyledi. Öte yandan Kemal Kılıçdaroğlu için ise "Kemal Bey hiç konuşmuyor. Partinin başına geçmek istiyor ama öyle olursa sokağa dahi çıkamaz" diye konuştu. Hikmet Çetin ile Devlet Bahçeli, 2 Eylül’de MHP Genel Merkezi’nde görüşmüşlerdi.
∗∗∗
KAYYUMUN SEBEBİ BİRLEŞTİRME TALEP ETTİ
CHP İstanbul İl Başkanlığı’na kayyum atanması talebiyle gündeme gelen Özlem Erkan, Ankara’da devam eden CHP’nin 38. Kurultayı’nın iptali davasının İstanbul’da görülmesi için mahkemeye başvuru yaptı. CHP İstanbul’a ‘kayyum’ atanmasına neden olan Özlem Erkan’ın yaptığı yeni başvuruda, Ankara’da görülen dosyanın İstanbul’a alınması ve kayyum kararını veren mahkemeyle birleştirilmesi istendi. Böylece aynı konuda açılmış davaların tek dosyada toplanması hedeflendi.
∗∗∗
KUTLAMALARDA TEKİN VE İKTİDARA TEPKİ GÖSTERİLDİ
CHP’nin 102’nci kuruluş yıldönümü ülkenin birçok noktasında yapılan törenlerle kutlandı. CHP Lideri Özgür Özel’in Ankara ve İstanbul programlarının dışında da kutlamalara İstanbul İl Başkanlığı’na atanan kayyum damga vurdu. İzmir’de İl binası önünde toplanan partililer, "AKP mezara halk iktidara", "Karanlığa teslim olmayacağız", "Kayyım gidecek özgür gelecek" sloganları ile Cumhuriyet Meydanına yürüdü. Pencerelerde tencere tava çalınarak yürüyüşe destek verildi.
∗∗∗
BU ZORBALIĞA SESSİZ KALMAK ONURSUZLUKTUR
Eski Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere ve siyaset bilimci Prof. Dr. Nuray Mert, “Demokrasi onurumuzdur” başlıklı bir metin kaleme aldı. “Demokrasi ve onur mücadelesi için CHP ve Özgür Özel yönetimini destekliyoruz” diyen akademisyenler, herkesi imza kampanyasına katılmaya çağırdı. Metinde, iktidarın sandıkta kaybettiğini anladığı anda CHP’ye saldırdığı ifade edildi. “Hak ve özgürlüklerimize sahip çıkmadan onurlu bir yaşam süremeyiz. Demokrasiye sahip çıkmak onurumuza sahip çıkmaktır” denildi. "Demokrasi onurumuzdur" başlıklı imza metninde “Geçmişte hak ve özgürlüklere sahip çıkmak için ses vermiş, çaba sarf etmiş pek çoğumuz, bir süredir boşunalık duygusuna teslim olmuş durumda. Oysa bu ülkede yaşayan hiç kimsenin, hiç olmazsa ses vermek sorumluluğundan kaçamayacağı bir eşik noktasındayız. O nedenle bu ülkenin geleceği için kaygılanan akademisyenler olarak, demokrasi ve onur mücadelesi için CHP ve Özgür Özel yönetimini destekliyor, tüm sivil inisiyatifleri de demokrasi ve onur mücadelesini güçlü biçimde büyütmeye davet ediyoruz." ifadeleri yer aldı.

∗∗∗
PROF. DR. CANGÜL ÖRNEK: OLANLAR CHP’NİN İÇ MESELESİ DEĞİL
CHP’ye yargı eliyle yapılan saldırılar en başta örgütlenme hakkına yapılan bir müdahale. Gürsel Tekin gibi ağırlıkları, kadroları olmayan, bir klik ekibi bile diyemeyeceğimiz bir grubun il başkanlığına kayyum olarak atanması da bunun bir göstergesi.
Aynı zamanda Kemal Kılıçdaroğlu’nun parti yönetimini alabilecek bir ağırlığının olmaması ve siyaseten etkisizliği de mevcut CHP yönetiminin örgütlü yapısına bir darbe.
Siyasette belirleyici olanın direniş olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bugün Saray rejimi karşısında yer alan böyle bir gücün yerine kontrol edebileceği, başa çıkabileceği bir grubu getirmek istiyor. Dolayısıyla bugün devlet gücüyle bir partiye yapılan darbe ile karşı karşıyayız. Ve çok net ki bu bir parti içerisinde çekişme değil doğrudan iktidarın dizayn etme girişimleri.
Bu noktada CHP’yi de çoktan aşmış bu durum, yurttaşın seçime ve seçilme hakkının da bir gasbı olarak ortaya çıkıyor. Tam da bu sebeple rejime karşı mücadelede yurttaşların örgütlenmesi muhalefet cephesine düşen en büyük görevlerden birisi. Özel’in de son zamanlarda sık sık tekrar ettiği demokratik cephe kavramının da bir plan program dahilinde ancak hayata geçirilebileceğini söylemek gerekli. Öte yandan iktidarın argümanlarını kullanan CHP içerisindeki kliklerin ve sağ siyasi partilerin de rejime hizmet ediyor.
Bir dönem CHP ile yol yürümüş onun listelerinden adaylar çıkarmış partilerin bugün bu yaşananların tamamını kınarken parti içi mesele vurguları rejimin argümanının yeniden yaratılması anlamını taşıyor. Halbuki tüm bu olanların siyasi bir rekabetle alakası yok. Dolayısıyla bugün rejime karşı mücadele de itirazlarını açığa çıkartan halkın örgütlenmesi çok daha önemli bir yer de duruyor.

∗∗∗
PROF. DR. ŞULE ÖZSOY BOYUNSUZ: BU OYUNU ANCAK HALK BOZABİLİR
Olağan seçim sürecine iren bir partiye heyet atanması, iktidar blokunun kendisine en büyük rakip gördüğü CHP’ye yargı eliyle ‘artık herhangi bir seçim kazanamayacaksın, ne yaparsan yap iktidara gelemeyeceksin’ mesajı olarak karşımızda.
Parti içerisindeki kullanışlı aktörlerle beraber Kılıçdaroğlu’nu genel başkanlığa getirip muhalefeti dağıtmanın, parçalamanın yollarını arıyorlar. Artık rejim karşıtı pozisyonunu alan sağ seçmene de ‘memleketi bunlara teslim etmeyin’ mesajı vermeye çalışıyorlar. Dolayısıyla bu topyekûn bir dizayn sürecinin geldiği yeni bir aşamanın siyasal ve hukuki krizi ile karşı karşıyayız.
Bu anlamda da tüm bu yaşananlar halkın demokratik iradesine konulan bir darbe olarak nitelendirilebilir. Ancak iktidar blokunun görmek istemediği, görmezden gelmeye çalıştığı şey ülkedeki direniş dalgası ve açığa çıkan itirazlar CHP üyelerini çoktan aşmış bir vaziyette. Rejime karşı yükselen mücadele CHP’yi aşan bir duruma geldi. Yani iktidar blokunun tüm baskıcı uygulamaları karşısında geniş halk kitleleri yaşanılan hiçbir şeyi kabul etmediklerini ve etmeyeceklerini ortaya koyuyor.
SAĞIN ÇIKAR HESAPLARI
Öte yandan sağ siyasi partilerin CHP içerisindeki kriz yaklaşımı da kendi kitlelerini konsolide etme çabalarını ortaya koyuyor. Zaten seçmen yapısının büyük bir bölümünü CHP’ye kaptıran İYİ Parti ve tam olarak bir seçmen yapısından bahsedemediğimiz Zafer Parti’sinin iç çekişmeler yaklaşımına bakıldığında ya da muhalefet içerisindeki o kullanışlı aktörlere bakıldığından tam olarak iktidarın yanında yer alıyorlar diyemesek de kendi çıkar ve anlayışları doğrultusunda hesap yaptıkları ortaya çıkıyor.
CHP’nin mevcut yönetimi ve kadrolarına yönelik pompaladıkları güvensizlik ile kendilerinden kopan seçmenleri geri kazanmaya çalışıyorlar. Bu tutumları ise her ne kadar hepsi iktidarla anlaşmış diyemesek de sonuç itibarıyla iktidara yarayan bir hattı oluşturuyor. Ancak tüm bu hesaplamalara rağmen az önce de bahsettiğim gibi mesele artık bu ülkenin nereye gidip gitmeyeceği. Ve mesele artık İmamoğlu da CHP de değil.
Bugün muhalefet kendisini halka daha fazla anlatabildiği ölçüde, iktidar blokuna karşı mücadeleyi genişletebildiği ölçüde tüm bu planları bozabilecek bir siyaseti ortaya koyabilir. Halkı hiçe sayan, rıza üretemez hale gelen bu iktidar blokuna karşı, muhalefetin sırtını halka dayamaktan başka çaresi yok.



