Bozcaarmut’ta hızlı onay oyunu
Bilecik’in Bozcaarmut Köyü’nde altın madeni projesi ile ilgili ÇED süreci başlatıldı. Proje kapsamında 1400 futbol sahası alan maden faaliyetleriyle talan edilecekken beş köyün yaşam alanı ve bölgedeki göletler tehdit altında.

Sibel Bahçetepe
sibelbahcetepe@birgun.netBilecik’in Pazaryer'i ilçesine bağlı Bozcaarmut Köyü’nde Kavak Madencilik tarafından yapılmak istenen altın madeni projesinin ÇED süreci tartışma yarattı.
995 hektarlık yani yaklaşık 1400 futbol sahası büyüklüğünde ruhsatlı alanın hem Bilecik hem de Bursa su havzalarını etkileme potansiyelinin bulunduğu, projenin Küçük Elmalı Tabiat Parkı’na 6 kilometre, birinci derece arkeolojik sit alanına ise 2 km mesafede olduğu belirtildi. Proje çevresinin tarımsal üretim alanlarına yakın bir bölgede bulunduğu, Gedikpınar ve Bozcaarmut göletlerini asitle kirletme riski taşıdığı, Bozcaarmut, Gedikpınar, Güney Kestane, Sulhiye ve Alınca köylerinin de de toz ve kimyasal risklerle karşı karşıya kalacağı kaydedildi.
FAY HATLARI VAR
Kavak madencilik şirketinin patlatma yöntemiyle altın çıkaracağı, bu yöntemin yalnızca maden sahasını değil, bölgedeki su kaynaklarını, yeraltı kayaçlarını ve orman ekosistemini de geri dönülmez biçimde tahrip etme riski taşıdığı vurgulandı. ÇED raporunda, devasa miktarda toprağın taşınacağı ve mevcut kırsal yolların yetersiz kalacağı gerekçesiyle yeni yollar açılmasının planlandığı, bu durumun da orman kaybını ve yüzey tahribatını daha da genişleteceği kaydedildi. Sahasın 5 ila 10 kilometre yakınında diri fay hatlarının bulunduğu da dile getirildi. Bölge halkı "Bizler altın madeni değil, temiz su, verimli toprak ve sağlıklı bir gelecek istiyoruz. Zehirlenmiş bir geleceği kabul etmiyoruz" dedi.
Avukat Mert Türk, Bozcaarmut’taki maden sahasının Bozcaarmut Göleti’ne sadece 900 metre uzaklıkta olduğunu ve bölgeye iliştin ruhsat sürecinin 2007’den bu yana birçok şirket arasında el değiştirdiğini belirtti. 2018’de verilen “ÇED gerekli değildir" kararının beş yıllık süre sınırı nedeniyle bu yıl geçersiz kaldığını söyleyen Türk, şirketin yeniden aynı kararı alabilmek için alabilmek için hızla proje tanıtım dosyası hazırladığını ifade etti. Türk, 994 hektarlık dev bir alandan söz edilmesine rağmen başvuruda yalnızca 3 hektarın gösterildiğini, projeyi küçültülmüş gösterme yöntemi olduğunu dile getirdi. Avukat Türk, numune alımında denetim makamının Kırşehir İl Müdürlüğü olarak belirtilmesinin “denetimi zorlaştırma ve sorumluluktan kaçma girişimi" olarak niteledi. Biyolojik değerlendirmelerin de yetersiz yapıldığını ekledi.
EKOLOJİK ZARAR
Maden alanının iki gölete çok yakın olduğunu (Bozcaarmut’a 900 m, Ged1kpınar’a 1.3 km) belirten Türk, asit sızıntısı, su kirliliği ve ekosistem tahribatı riskinin yüksek olduğunu açıkladı. Çıkarılan toprağın Söğüt’teki tesise götürülüp orada siyanürle ayrıştırılacağının söylendiğini belirten Türk, bunun ileride bölgeye bir işletme tesisi kurulmasının da önünü açabileceği uyarısında bulundu: "Bu, bölgenin ölümü demek.”
Doğa-Der Başkanı Murat Demir ise altın madeni projesinin tam kapsamlı bir ÇED süreci ve bağımsız denetimler olmadan yürütülmesinin geri dönülmez ekolojik zararlara yol açabileceğini söyledi. Demir, projenin yeraltı sularını, koruma altındaki kara kaplumbağası ve boz ayının yaşam alanlarını tehdit ettiğini de söyledi. Firmanın alanın küçük bir kısmında faaliyet göstereceğini belirterek ÇED’den kaçınmaya çalıştığını, bunun “arkadan dolanma” yöntemi olduğunu ifade eden Demir, toprağın başka bir tesise taşınacağı iddiasının da gerçekçi olmadığını dile getirdi. Demir, yeni yolların açılmasının yüzey tahribatına yol açacağını, patlatmaların tüm bölgenin yeraltı su dengesi ve ekosistem üzerinde geri dönüşsüz zararlara neden olacağını kaydetti.


