Google Play Store
App Store

ABD destekli muhalefetin görevden uzaklaştırdığı Roussef “Yeni bir tür darbe biçimiyle görevden alındım. Bu 2002’den beri kazandığımız seçimlerdeki demokrasiyi yıkmak isteyenlerin zaferini sağladı” dedi

Brezilya'nın eski Başkanı Dilma Roussef: Görevden alınmam sivil bir darbeydi

Brezilya tarihinin ilk kadın devlet başkanı olan Dilma Rousseff İşçi Partisi’ne (PT) mensup. 2016 yılında bütçe ihlalleri iddiasıyla Kongre Rousseff’i görevinden uzaklaştırdı. Friedrich-Elbert-Vakfı’nın daveti üzerine gittiği Almanya’da başkent Berlin’deki Özgür Üniversite’de konuşan Roussef sonrasında Junge Welt gazetesinden Ana-Carolina Sihler ve Peter Steiniger’e röportaj verdi.

»Sayın Başkan, siz diktatörlük sırasında radikal bir sol örgüte mensuptunuz, tutuklandınız. İdeolojik olarak bu sizi nasıl etkiledi?
Benim kapsamlı bir politik eğitimim var. Başlangıçta tüm bilgim Marksist odaklı gruplara dayalıydı. Oldukça geleneksel bir Marksizm okuluna gittim. Orada Marksist literatüre ait bütün eserleri okuduk. Hapishanede bile, Das Kapital gibi bazı önemli Marksist kitapları elde etmeyi başardık. Karl Kautsky’nin “Tarım Sorunu” da bunlardan biriydi. Ama Rosa Luxemburg’da böyle olmadı. Bende İspanyolca devrim konulu bir kitap vardı hatta üzerinde askeri sansür damgası hâlâ duruyor. Muhtemelen ne olduğunu anlamadılar.

»Görevden alınmanızı darbe olarak nitelendirdiniz ancak ordu karargahlarında kaldı!
Şimdiye kadar iki darbe yaşadım. Birincisi 1964’teydi. Soğuk Savaş içerisinde ABD destekli müdahaleler gerçekleştiriliyordu. Bu olay arşivlerin açılmasıyla da belgelendi. Bu arşivler ABD’nin darbeye karışması konusunda oldukça bilgilendirici. Kurumlar ve konuşma-basın özgürlüğü bastırıldı. Herhangi bir uyumsuzluk hapis cezasına sürükledi. Aralık 1968’ den sonra anayasanın besinci maddesi rejim muhaliflerinin imha edilebilmesine dayanıyordu, şiddet büyük bir rol oynuyordu.

Görevden alınmam ise değişen tarihi koşullar çerçevesinde darbenin başka bir hali idi. Diğerine oranla “demokratik” bir biçimde gerçekleşti. Bu durum 2002’den beri dört defa kazandığımız seçimlerdeki demokrasiyi yıkmak isteyenlerin zaferini sağladı.

İlginçtir ki, bu parlamental-hukuki darbe, neoliberal düşüncenin liderlerinden Milton Friedman’in yaklaşımını içeriyor.

Brezilya’da demokrasiye geri dönüldüğünde, seçkinlerin kapsamlı bir af anlaşması vardı. İçerikte, işkence kaçınılmaz bir suçtur ve bu suçtan paranla kurtulamazsın, cümlesi yer alıyor. Bu anlaşmanın iptal edilmesi için denemeler oldu ama başarılı olunamadı. “Hafif” ten tam bir demokrasiye geçmek için halkın oyuna ihtiyaç duyulmaktadır. Bunun için 2018’te savaşacağız.

»2013’teki kitlesel protestoların olması üzerine halkın gerginliği arttı. Nedenler nelerdi?
Rakiplerimiz, ekonomik nedenlerden kaynaklanan siyasi krizden yararlandı. Brezilya, gelişmekte olan diğer ekonomiler gibi 2008/2009 mali krizinin sonuçlarını yaşıyor. Bu kriz yavaş yavaş giderek daha da arttı. Emtia fiyatlarında çöküş, petrol fiyatları varil başına 20, 30 dolara kadar düştü. Buna demir cevheri ve gıda fiyatları da eklendi. Çin’in büyümesi yavaşlıyor. Bu Brezilya üzerinde önemli bir etkiye sahip. Çünkü Cin bizim en büyük ticari ortağımız.

»Kongre, lobilere hâkim ve isterse başkanı rahatlıkla indirebilir. Bu durumda solun hâlâ bir şansı var mı?
Bu iyi bir soru. İki şey gerekli. Her şeyden önce özel bir kurucu meclis. Bu meclis hangi reformların mümkün ve gerekli olduğunu tartışmak zorunda. Biz hiçbir yasallığı olmayan mevcut hükümet önlemlerini geri çekme konusunda referandum yapmak istiyoruz. Örneğin, ülkenin yok pahasına satılması gibi. Bizim ihtiyacımız olan, Brezilya’daki medya tekeline karşı olan bir kanun. Kesinlikle basını kısıtlamayan aksine özgür ve demokratik bir basın istiyoruz.

»Brezilya Demokrat Hareket Partisi (PMDB), Başkan Yardımcısı Michel Temer, muhalefet kongrede sizin çoğunluğunuzu sizi indirmek için kullandı. Burada yasal olmayan nedir?
Beni hilelerle görevden alıkoydular. Bu sadece henüz bitmemiş olan bir darbenin başlangıç girişimiydi. Ve bu sadece beni azletmek için değildi, halkın onayını hiçbir zaman sormayacak bir sistem olması içindi. Bu yüzden bu demokrasiye karşı bir darbedir.

»Temer, seçimi geciktirmek için sistemi değiştirme planlarını tartışıyor. Siz 2018’de seçimler olacağına inanıyor musunuz?
Ben kesinlikle emin değilim, fakat bu bir inanç meselesi değil. Mesele çok daha ciddi. Seçimlerin gerçekleşmesi için savaşacağım. Sadece demokrasi ile birlikte ilerleme kaydedildi, Brezilya halkının hakları için ve güç eşitsizliğine karsı mücadele kazanıldı. Ülke aslında yalnızca bu secimler ile kendisini sorgulayabilir. Secimler yoksa ekonomik ve politik krizden etkili bir çıkış yolu da yoktur. Sorun aşağıdan çözülmeye başlanmalıdır.

»İşçi Partisi eski başkanı Lula da Silva’ya dayanıyor. Ancak Lula’ya karsı bazı süreçler var, cezaevi tehdidi gibi… Lula’nın şansı ne durumda?
Lula’nın popülaritesi giderek büyüyor, çünkü insanlar Lula’nın hükümette olduğu sürece onlar için neler yaptığını hatırlıyorlar. Aynı zamanda, halkın PT’ye karşı olumsuz tutumları giderek azalıyor.

»Brezilya dış politikası da değişti. Bunun sebebi nedir?
Bu kırılma neoliberal politikaların kaçınılmaz bir yansımasıdır. Brezilya’yı çok taraflı dış politikaya sahip bir ülke haline getirmiştik. Hükümetlerimiz bölgesel entegrasyonun güçlenmesine büyük önem vermekteydi. Biz uzlaşma yoluyla ihtilaflara çözüm bulmak için harika forumlar kurduk. UNASUL (Güney Amerika Milletler Birliği) ve CELAC (Latin Amerika ve Karayıp devletleri Topluluğu) gibi. CELAC aracılığıyla Orta Amerika ülkeleri birlikte bu oluşumda yer alabiliyordu. Bu organizasyonlar görevlerini yaptılar, çünkü biz orada hiçbir zaman ideolojik farklılıklara karşı gelmedik. Orta sağdan sol görüşe kadar insanlar bizimle birlik oldular.

Son yıllarda, Brezilya Afrika ile büyük bir ilişki geliştirdi. Bu önceliği biz belirledik çünkü biz Afrika kıtasının dışında en büyük siyah nüfusa sahip ülkeyiz. Ek olarak Rusya, Hindistan ve Güney Afrika’yı içeren BRICS birliğinin kurulmasını sağladık. Nüfusu güçlü gelişmekte olan ülkeler böylece uluslararası senaryoda tanındılar. Avrupa ve ABD ile olan önemli bağlantılar da sürdürülmekte idi.

»Latin Amerika’da değişen hükümetlerin yeni rotası ne tür bir tehlike oluşturuyor?
Venezuela ile inanılmaz bir kırılma oldu. Maduro hükümetinin devrilmesi hedefleniyor. Böyle bir yıkım 150 yıldır savaş olmayan Güney Amerika’yı silahlı çatışmaya sürüklüyor. Venezuela’ya karşı ya da aleyhine olunması gerektiğini söylemiyorum, sorumsuzca davrandıklarını söylüyorum.

»1964 darbesinde ABD’nin rolü vardı. Bu sefer de bir rolü var mıydı?
cevap vermek isterim: Brezilya burjuvazisi bir darbe yapabilecek nitelikte. Belki biraz bilgi ve casusluk destekleri vardı. Benim evimde ve Petrobras’da gizli dinleme aletleri olduğunu iyi biliyorum. Orada gerçekten olanları tarih bir gün anlatacak.

Junge Welt’ten çeviren Aylin Kör Ana-Carolina Sihler ve Peter Steiniger.