Google Play Store
App Store

Köyleri, ormanları, zeytinlikleri ve su varlıklarını enerji ve maden tekellerine peşkeş çeken kanun teklifi AYM’ye taşınıyor: Yaşam hakkımız ihlal ediliyor.

Bu bir yaşam mücadelesi!
Fotoğraf: BirGün

Gökay BAŞCAN

Kamuoyunda ‘süper izin’ ve ‘işgal’ yasası olarak nitelendirilen 7554 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un iptali için bugün Anayasa Mahkemesi’ne başvurulacak. Enerji ve maden tekellerinin fütursuzca köyleri, ormanlık ve zeytin alanlarının işgalinin önünü açan kanunun; çevre, insan ve mülkiyet hakkını iddia ettiğini belirten yaşam savunucuları, başvuru sonrasında basın açıklaması düzenlenecek.

Temmuz ayında Meclis’ten geçirilen kanunla birlikte hayata geçirilmek istenen, projeler ve köy işgalleri yaşam savunucularının haklılığını bir kez daha ortaya koydu. İştahlara kabaran ulusal ve uluslararası maden tekelleri sabah operasyon Akbelen’de ve ülkenin birçok noktasında harekete geçti.

ANASAYA’YI SAVUNUYORUZ

Toprağımızı Vermiyoruz Kampanyası’ndan Deniz Gümüşel, Bizler; soframızdaki ekmeğin aşın topraktan, zeytinden, ormandan, sudan geldiğini bilen; yaşamın kaynağını gelecek nesiller için de korumak için bir araya gelenleriz. Bizler doğayla uyumlu, insanca bir yaşam için anayasal haklarını savunan yurttaşlarız. Temmuz ayında yürürlüğe giren ve kamuoyunda "süper izin yasası" olarak da bilinen 7554 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, yaşamımızın temeli olan ormanlarımızı, meralarımızı, zeytinliklerimizi, tarım alanlarımızı, su varlıklarımızı maden ve enerji şirketlerinin çıkarlarına açarak, sağlığımızı, yaşamımızı ve anayasa ile güvence altına alınmış temel yurttaşlık haklarımızı ihlal etmektedir. Bu sebeple Anayasa Mahkemesi’nin bu işgal ve yıkım yasasını ivedilikle iptal etmesini talep ediyoruz” dedi.

Kanunu Anayasa’yı açıkça ihlal ettiğini belirten Gümüşel, maddeleri şu şekilde sıraladı:

• Anayasanın 56. maddesinde tanınan sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını açıkça ihlal ediyor.

• Doğanın korunması için elimizdeki en önemli yasal araçlardan olan Çevresel Etki Değerlendirmesini işlevsiz hale getiriyor.

• Yasalara aykırı olarak kurulmuş ve işletilen enerji ve maden işletmelerine istisnalar tanıyor, af getiriyor.

• Anayasanın 169. maddesinde devlete verilen ormanların korunması görevini açıkça ihlal ediyor. • Nefesimizi, suyumuzu, toprağımızı koruyan ormanları madencilik ve enerji projelerine açıyor. Doğanın haklarını da çiğniyor.

• Anayasanın 45. maddesinde devlete verilen tarım arazileri ve meraların korunması görevini açıkça ihlal ediyor.

• Hayvancılık için vazgeçilmez olan meraları enerji projelerine açıyor. Bu ülkenin en önemli değerlerinden olan zeytini kömür madenciliğine kurban ediyor.

• Anayasanın 35. maddesinde tanınan mülkiyet hakkını açıkça ihlal ediyor.

• Stratejik ve kritik madenler adı verilen bir grup madenin çıkarılması için yurttaşın toprağını elinden alacak acele kamulaştırmaya izin veriyor.

• Yenilenebilir enerji projeleri için yurttaşın toprağına hızla el konulmasının yolunu açıyor.

• Anayasa tarafından güvence altına alınmış yerel yönetimlerin özerkliği ve katılımcı demokrasi ilkelerini hiçe sayıyor.

• Yenilenebilir enerji yatırımlarının izin süreçlerinde, belediyelerin yetkilerini yatırımcı Bakanlığa veriyor.

• Şirketlerin önünü açan düzenlemelerle kamu denetimini zayıflatıyor.