Bu bütçeyle sorunlar çözülmez
MEB’in 2025 yılı bütçesi için yapılan artış enflasyonun altında kalırken 2002’den bu yana eğitime ayrılan payda düşüş sürüyor. Eğitim Sen yaptığı açıklamada, bütçenin sorunları çözmeye yetmeyeceğine dikkat çekti.

Haber Merkezi
Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) 2025 yılı için ayrılan bütçeye ilişkin “eğitimdeki sorunları çözmeye uzak olduğu” tartışmaları sürüyor. 2024 yılı için 1 trilyon 92 milyon TL ile “aslan payını” alan MEB’in 2025 için payı enflasyonun altında yüzde 33’lük artışla 1 trilyon 452 milyar TL olarak belirlendi. Eğitim Sen’in analizine göre, okullarda yaşanan temizlik krizi, taşımalı eğitim, öğrenci yoksulluğu, beslenme problemleri, eğitimin genel niteliği gibi en temel sorunlar sürerken Bakanlığa ayrılan pay bu sorunları çözümü için yeterli olmayacak.
Bakanlık; velilerin, sendikaların, eğitimcilerin ve öğrencilerin “bir öğün ücretsiz yemek” talebine dahi “kaynak yok” derken bir yandan da okula verilen ödeneklerin yetersiz olması nedeniyle buradaki pay velilerin sırtına yüklenmiş durumda. Temizlik masrafları, kayıt ücretleri adı altında velilerden toplanan paralarla okulların personel, temizlik gibi birçok ihtiyacı karşılanmaya çalışılıyor. İktidarın her bütçe belirleme döneminde “aslan payı eğitimde” söylemi sürse de Türkiye’nin, eğitim bütçesinin milli gelire oranı Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) yüzde 5’lik ortalamasının yarısına bile ulaşamadı.
ORTALAMANIN ALTINDA
AKP iktidarları döneminde MEB bütçesinden eğitime ayrılan pay her geçen yıl erimeye devam ediyor. Analize göre, 2002 yılında eğitime ayrılan pay yüzde 17,18 iken, eğitim hizmetlerinin sunumu açısından çok önemli olan yatırım bütçesi 2009’da yüzde 4,57’ye kadar geriledi. 2024’te yüzde 9,16 olan pay 2025’te deprem bölgesine yapılan eğitim yatırımların da etkisiyle yüzde 9,73’e çıkmış olmasına rağmen, 23 yıl öncesinin gerisinde.
Eğitime ayrılan payın yıllar içerisinde erimesi nedeniyle hane halkının yaptığı eğitim harcamalarının arttığı belirtilen analizde, OECD’nin Bir Bakışta Eğitim Raporu’na da dikkat çekildi. Buna göre, Türkiye’de eğitim kademelerine göre öğrenci başına yapılan harcamalar OECD ortalamasının çok altında seyrederken Türkiye’de ilköğretim düzeyinde öğrenci başına yıllık yapılan harcama 4 bin 36 doları iken, İlköğretimde OECD ortalaması yıllık 9 bin 923 dolar. Aynı zamanda iktidarın ortaöğretimde öğrenci başına yıllık harcaması 4 bin 793 doları olurken aynı kademede OECD ortalaması yıllık 11 bin 400 dolar. Yükseköğretimde de durum pek farksız değil. Buna göre yükseköğretimde yıllık yapılan harcama 10 bin 366 dolar iken, yükseköğretimde OECD ortalaması yıllık 17 bin 559 ABD dolar oldu.
ÖDENEKLER YETERSİZ
MEB’in 2024 bütçesinin bir önceki yıla göre iki kattan fazla arttığı ifade edilen analizde, 2025 yılı için artış oranının üçte birde kalmasının ekonomide ve eğitimde daha zor koşulların yaşanacağının habercisi olduğu ifade edildi. Yapılan açıklamada, “Bakanlığın okullara ihtiyacı kadar ödenek ayırmaması nedeniyle, okullardaki pek çok ihtiyaç öğrencilerden düzenli olarak toplanan aidatlar, bağışlar ve ticari faaliyetlerden karşılanmaktadır. Eğitime bütçeden yeterli pay ayrılmaması ve okullara gönderilen ödeneklerin zorunlu harcamalara bile yetmemesi, okulların altyapı sorunları ve fiziki donanım eksikliklerinin sürekli artmasına neden olmaktadır. Devlet okulları yıllardır adeta kaynak yaratmaya zorlanarak, öğretmenler ise öğrenci ve velileri ile ‘satıcı-müşteri’ ilişkisi gibi para ilişkisine girmek zorunda bırakılmaktadır” ifadeleri kullanıldı.
Yapılan açıklamada taleplerin sıralanan taleplerin bir kısmı şu şekilde:
• MEB ve yükseköğretim bütçelerinin milli gelire oranı, OECD ortalaması baz alınarak iki katına çıkarılmalıdır.
• Tüm okulların ihtiyaçlarına yönelik çalışma yapılmalı ve bu doğrultuda ödenek ayrılmalıdır.
• Kamu kaynaklarından özel okullara aktarılan destek ve teşvikler, devlet okulları için harcanmalıdır.
• Öğretmenler arasında farklı kariyer basamakları yaratarak ayrımcılığa ve rekabete yol açan uygulamalara son verilmelidir. Eşit işe eşit ücret anlayışıyla bütün eğitim ve bilim emekçilerinin ekonomik iyileştirmelerden ayrımsız bir şekilde yararlanması sağlanmalıdır.
• En az bir öğün ücretsiz yemek ve temiz içme suyu sağlanmalıdır.
• Ek ders ücretlerine yüzde 100 zam yapılmalı, tüm ek ödemeler temel ücrete dâhil edilmelidir.
• 651 milyar TL olarak belirlenen sosyal yardımlar, bütçenin yalnızca yüzde 4,4’üne tekabül etmektedir. Sosyal yardımlar, başta aile ve çocuk yardımı olmak üzere ihtiyaçları karşılayacak şekilde artırılmalıdır.
• Ataması yapılmayan öğretmenlerin tamamı kadrolu olarak atanmalıdır. Okullarda temizlikten sorumlu personel haftanın 5 günü ve yılın 12 ayında görevlendirilmelidir.


