Bu düzen son bulmalı!
İTO’da Meclis Başkanı Erken’in paylaştığı raporda kadın ve kız çocuklarına yönelik cinsel sömürü vakalarındaki artışa ilişkin veriler kadınlar tarafından tepkiyle karşılandı. Kadınlar “Sömürüyü mümkün kılan yapının köklü biçimde değiştirilmesi gerek” dedi.

HABER MERKEZİ
Siyasal İslamcı rejimin kadınların hayatlarına ve kazanılmış haklarına yönelik saldırıları her geçen gün artıyor. İktidarın kadın düşmanı politikaları güç kazandıkça failler bundan cesaret buluyor.
Kadın cinayetleri, yoksulluk, güvencesizlik ve cezasızlık kadınların gündelik yaşamını adeta kuşatıyor. Kadınlar ise artan baskılar karşısında kendini güvende hissetmiyor.
Çocukların ve kadınların sık sık hedef alındığı bu karanlık tabloda İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) meclis toplantısındaki veriler tepki çekti. Meclis Başkanı Erhan Erken, Epstein dosyalarıyla ilgili olduğunu öne sürdüğü bir rapor paylaşarak "Seks sektöründeki kadın ve kızların toplamı 100 bin" ifadesini kullandı. ‘Seks sektörü’ ifadesi kadınlar tarafından tepki çekerken 100 bin kadının ve çocuğun seks işçiliğine zorlandığına yönelik veriler de eleştirildi.
ÇÖZÜM AÇIK!
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’nden gönüllü Avukat Arzu Sena Topuz, Epstein vakası, çürümenin en çıplak ve en sert halini gözler önüne seriyor. Sosyal çürümenin ne denli derinleştiğini, bu düzenin küçücük çocukların boğazına nasıl bastığını kan dondurucu bir açıklıkla yüzümüze çarpıyor. Meseleyi bir avuç ‘ahlaki sapkın’ın üzerine yıkarak temize çıkmaya çalışmak ise bu düzenin en bilindik ikiyüzlü refleksi. Oysa biz biliyoruz ki bu sömürü, birkaç zenginin ya da bürokratın kişisel sapkınlığından ibaret değildir. Epstein vakası, diğer tüm cinsel sömürü başlıklarında olduğu gibi, sistematik bir çürümenin ve örgütlü bir düzenin ifşasıdır. İTO’da yapılan sunum da bu çürümenin yerel yansımasından başka bir şey değildir. İTO, çocukların ve kadınların maruz bırakıldığı cinsel sömürüyü, ‘seks sektörü’ başlığı altında teknik bir veri kalemi gibi sunarak meseleyi münferit ve ahlaki bir sapma düzeyine indirgemektedir” dedi.
100 bin kadının ve çocuğun seks işçiliği yaptığına ilişkin verilere de değinen Topuz, şöyle devam etti: “Verilerin her geçen gün artıyor olması ise meselenin en korkunç yüzlerinden biridir. Bu artış, münferit vakalardan değil, sistematik bir çürümeden söz ettiğimizi açıkça göstermektedir. Cinsel sömürünün bağlamından koparılması, onu ahlaki bir sapma ya da kriminal bir istisna gibi sunma çabası, düzenin devamlılığına hizmet eden bilinçli bir tercihtir. Çünkü sömürünün sınıfsal zeminini görünmez kıldığınız anda, sorumluluğu da görünmez kılmış olursunuz. Oysa meselenin sınıfsal boyutuna baktığımızda tablo nettir: Kadınların ve çocukların yaşam hakkına doğrudan kasteden bu sömürü biçimleri, mevcut ekonomik ve toplumsal düzenin ürettiği ve yeniden ürettiği sonuçlardır. Cinsel sömürü, çocuk işçiliği, yoksulluk ve güvencesizlik aynı düzenin farklı yüzleridir. Bu nedenle çözüm, birkaç failin cezalandırılmasıyla değil; sömürüyü mümkün kılan yapının köklü biçimde değiştirilmesiyle mümkündür.”

***
6284 SAYILI YASA UYGULANSIN
Ankara Kadın Platformu, geçtiğimiz hafta bir günde altı kadının katledilmesine ilişkin Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde eylem yaptı. Burada yapılan açıklamada “Bir günde altı kadın öldürüldü. Bu bir istatistik değil. Bu, 24 saat içinde altı kadının yaşam hakkının gasp edilmesidir. Bu, önlenmeyen cinayetlerin siyasi sorumluluğudur” diyerek 6284’ün uygulanması çağrısı yaptı. Kocaeli Kadın Platformu da katledilen kadınlarla ilgili İzmit İnsan Hakları Parkı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “Sadece bir günde farklı şehirlerde yaşayan altı kadın katledildi. Bu bir ‘rastlantı’ değil, bir ‘anlık cinnet’ değil. Bu, kadınlara karşı sürdürülen sistematik şiddetin ve cezasızlığın sonucudur” denildi.


