birgün

18° PARÇALI BULUTLU

KÜLTÜR SANAT 16.09.2015 09:56

'Bu insanlar işkence görecek ne yaptı?'

Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananların konu alındığı ‘Kanlı Postal’ filminde Mazlum Doğan rolünü üstlenen Barış Koçak "Yüreğim acıyor. Merak ediyorum, bu insanlar bu kadar işkence görecek ne yaptı?" diyor

'Bu insanlar işkence görecek ne yaptı?'
GÜLŞEN İŞERİ
gulseniseri@birgun.net

12 Eylül’ün kanlı cezaevi... Hepimizin hafızalarında yer edinen Diyarbakır zindanları ve işkence sesleri… Dönemi yaşayanlar yakınlarını kaybetti, sağ kalanlar ise yaşamaktan beter haldeydi. O dönemi okuyanlar açısından da durum farklı değildi; işkenceler, aşağılanmalar... Binlerce insan Diyarbakır zindanlarında inletiliyordu. İnsanlık dışı işkencelere ilk karşı duran ise Mazlum Doğan olmuştu. Hücresinde kendini öldürdü, bir Newroz günüydü... Onun intiharından sonra cezaevindeki siyasi hükümlülerin bir kısmı ölüm orucu eylemleri ve isyanlar başlattı. Tarihe Diyarbakır Zindanları diye geçti bu cezaevi... Belgesellere, filmlere konu oldu... Tüm bu yaşananlar Muhammet Arslan’ın yönetmenliğini üstlendiği ‘Kanlı Postal’ adlı filmle beyazperdeye aktarıldı. Filmde Mazlum Doğan karakterini canlandıran Barış Koçak’la bir araya geldik.

Daha önce de politik filmlerde gördük seni. Bu filmde Mazlum Doğan’ı oynuyorsun... Seni buraya getiren süreci anlatabilir misin?
Aslında planladığım bir süreç olmadı. Politik rollere Deniz Gezmiş’e benzerliğim ile başladı. Tüm siyasi işlerde çalıştığım yönetmenlerimiz beni o rollere uygun gördü. Filmimizin yapımcısı Muhammet Arslan da Deniz’den sonra Mazlum Doğan’ın rolünü de hiç tereddütsüz benim oynamamı istedi ve çok yakışacağını söyledi.

Mazlum Doğan’ı oynamak sana ne hissettirdi?
Okuduklarımdan biliyorum. Tabi filme başlamadan önce çok ciddi araştırmalar yaptım. Şimdiye kadar oynadığım birçok rolde tarihimizden karakterler canlandırdığımdan dolayı yaşanmış hikâyeler, somut olaylar bularak hazırlanmak benim için daha kolay. Ancak işin riskli bir tarafı da var. İnsanlar bir süre sonra, beni sadece bir karakterle hatırlayacaklar ya da beni o karakterle bağdaştıracaklar diye endişelenirim. Yoksa insanlığa söyleyecek sözü olanları oynamak benim için bir onur.

Oldukça sert bir film! Belki o döneme bakarsak gerçekler daha da sert kuşkusuz. Bu sertlik Barış Koçak’a nasıl yansıyor?
Yüreğim acıyor. Merak ediyorum, bu insanlar bu kadar işkence görecek ne yaptı diye?

Gündeme bakınca şu anda bir savaş var. Ülkenin doğusunda yaşanılan ölümler, asker kayıpları vs. Tepki alacağından korkmuyor musun?
Biz çabuk unutan bir toplumuz. İnsanlara bazı şeyleri hatırlatmak gerekiyor. Ve ben barış sürecinin bittiğini düşünmüyorum. Çünkü halkımız her zaman barıştan ve kardeşlikten yana olmuştur. Bu durumu bozmaya çalışanlar günü geldiğinde halkımıza hesabını verecek.

Deniz Gezmiş, Mazlum Doğan bu isimler Türkiye’nin politik sürecinde önemli isimler. Bu ve buna benzer hikâyelerin sinemaya aktarılmasını nasıl değerlendiriyorsun?
Sinema devasa bir görsel hafıza. Aynı zamanda insanlığın her bakımdan değişimini gösteren bir arşiv gibi. Ve benim gibi görsel hafızası olanlar için bulunmaz bir hazine. Örneğin bir Nazi Soykırımı deyince herkesin bir fikri, bir bildiği var. Ama “Hayat Güzeldir”, “Schindler’in Listesi” deyince, insan hikâyelerin içinde bulunca kendini, o acıyı içinde hissedince, dünyaya bir de onların gözünden bakınca ne kadar da gerçek değil mi? Birçoğumuz bu filmler sayesinde öğrenmedik mi bazı şeyleri?

Geçmişte bir söylemin vardı “Sağcıydım, solcu oldum” diye... Nedir bunun hikâyesi?
Deniz Gezmiş rolünden sonra herkes beni kendi bakış açısına göre bir kalıba sokmaya çalıştı. Ama söylediğin cümleden ibaret değilim ben. Bazıları okuyarak öğrenir, ben yaşayarak öğrenmeyi tercih ediyorum. Kimseyi sağcı-solcu-orta yolcu diye ayırmıyorum. Herkesin görüşüne, inancına saygım var ve farklı pencerelerden bakan insanları tanımayı seviyorum.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol