Bu insanlar neden direniyor?
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Emperyalist/kapitalist sistem varlığını sürdürmek ve daha fazla kâr için insanı, doğayı, çevreyi hunharca sömürmekten, katletmekten kaçınmaz. Malum, kapitalizm sömürü üzerine kurulu. İnsanın insanı, insanın doğayı mutlak olarak sömürmesi gerektiğine inanan bu köhne sistem özellikle ülke içinde destek bulmak için ekonomik büyüme, kalkınma fetişizmine sarılır. Amazon ormanlarını talana açtığı için tepkileri üzerine çeken Brezilya’nın sağcı lideri Bolsonaro’nun savunusuyla, bizim yerli işbirlikçilerin küresel bir şirketin yağma/talanını savunan argümanlarının birbirinin kopyası olması benzer bir neo liberal-sağ aklın ürünü. Siyasal İslamcı bezirganlarla onların arkasında saf tutan ulusalcı aklıevveller “kalkınma”, “milli servet” yalanlarıyla Kanadalı küresel bir şirketin alanını meşrulaştıragörsün, emperyalist/kapitalist barbarlığın doğa tahribatlarına karşı dünyanın dört bir tarafında büyük mücadeleler var. Bunlardan birkaçına göz atmak dahi bu tarz mücadeleleri karalamak için “dış bağlantı” bulmaya çabalayan zevatları mahkum etmeye yeter.



TORİNO-LYON HIZLI TREN PROJESİ

Misal İtalya’nın Fransa ile birleştiği Alplerde yapımı yıllardır süren yeni yüksek hızlı tren hattına karşı İtalyanlar süresiz bir direniş içinde. Torino ile Lyon kentlerini birbirine bağlayacak söz konusu projeye yıllardır karşı çıkan ve “Yüksek Hızlı Trene Hayır” (NO TAV) hareketi altında örgütlenen binlerce kişi her fırsatta meydanlara çıkıyor. Roma hükümetinin projeye yeşil ışık yakmasının ardından binlerce kişi daha iki hafta önce tıpkı Kazdağları’nda olduğu üzere talanın olduğu Chiomonte’deki şantiyeye yürüdü. Susa Vadisi’ndeki direniş iktidar arasında da çatlağa neden olurken, sağcı Lig Partisi’nin lideri İçişleri Bakanı Matteo Salvini iktidar partisi M5S’yi suçlayarak erken seçim çağrısı yaptı. Salvini de bir süredir M5S’i büyük projelere “hayır” demekle ve böyle yaparak İtalya’nın ilerlemesini engellemekle suçluyor.

HAMBACH ORMANLARI

Benzer bir direniş de Almanya’da var. Doğanın korunması, kömür/linyit santrallerinin kapatılması için başlatılan mücadelenin sembolleştiği yer olarak öne çıkan Hambach Ormanı’nda ağaçların kesilmesine karşı büyük bir mücadele var. 12 bin yıllık ormanın şu ana kadar yüzde 90’ı yok edildi. Çevreciler geri kalan yüzde 10’luk kısmı kurtarmak için beş yıl önce ağaçlara kurdukları evlerde yaşamaya başladı. Bonn’a 50 km mesafedeki ormanlarda linyit madeni için kesilen ormanlık alanı korumak için başlayan direniş her platformda devam ediyor. Yine hükümetin fosil yakıtlarla mücadele politikalarını yetersiz bulan iklim aktivistleri geçen günlerde de Garzweiler açık maden ocağına girdi.



NANTES HAVALİMANI DİRENİŞİ

Fransa’nın batısındaki Nantes kentinde de isyan var. Kentin kuzeyindeki Notre-Dame-des-Landes bölgesinde 1974’ten beri yapılması planlanan havaalanı projesine karşı çevreciler teyakkuzda. Kendilerine ‘yeşil koruyucular’ diyen direnişçiler 2009’dan beri bölgede kamp kurmuştu. Büyük bir biyolojik çeşitlilik barındıran bölgenin korunması içim bölge sakinleri ve aktivistler yıllarca kararlı bir direniş örgütledi. Son olarak geçen neoliberal prens Macron’un “sezar operasyonu”yla kamp boşaltılsa da direniş kırılmış değil.

AMAZONLAR İSYANI

Dünyanın akciğeri sayılan Amazon ormanlarının korunması için başta yerliler olmak üzere yaşam savunucularını direnişi on yıllardır sürüyor. Sağcı lider Bolsonaro’nun Amazonları talana açma girişimi Almanya ve Norveç gibi ileri kapitalist ülkelerin dahi tepkisini çekti. Berlin orman koruma ve biyoçeşitlilik programları kapsamında verilen 35 milyon Avro tutarındaki meblağı, ormanlardaki durum teşvik edici seviyelere ulaşana kadar durduracak. Fona en fazla katkıyı sağlayan Norveç ise ormanların yok edilmesinin devamı halinde Amazon Fonu’ndan tamamen geri çekilme tehdidinde bulundu. Brezilya Ulusal Uzay Araştırmaları Enstitüsü’nün verilerine göre, temmuzda bölgedeki orman tahribatı geçen yılın temmuz ayına göre yüzde 278 arttı. Brezilya’da yerliler sık sık talancı HES şantiyelerini işgal ediyor.

MÜCADELE KAÇINILMAZ

Sadece doğa için değil insanlık için de büyük yıkım demek olan emperyalist/kapitalist barbarlık düzeninin bir sonu yok. İnsanlık bu barbarlık düzenini aşmadıkça, bir yok oluşa sürüklenmesi kaçınılmaz. Doğanın, insanlığın ve uygarlığın geleceğini kurtarmanın tek yolu bu köhne düzene karşı mücadeleden geçiyor.