Bu ülkede sistematik şiddet var
19 Mart’ın ardından artan şiddet ve işkence iddiaları 1 Mayıs ile birlikte daha fazla gün yüzüne çıktı. Çeşitli raporlara göre işkence sistematik hale geldi. Öğrencilerin, gazetecilerin, kadınların, avukatların yaşadıkları da cezaevlerinde ve gözaltı merkezlerindeki şiddet politikasını ifşa etti.

Politika Servisi
Saray rejiminin darbe girişimine karşı halkın yükselen direnişi önceki gün 1 Mayıs meydanlarına taşındı. Ülkenin dört bir köşesinde alanlara inen yurttaşlar rejime karşı taleplerini ortaklaştırdı. 2025 1 Mayıs’ının en büyük çıktısı halkın tek adamdan kurtulma iradesi oldu.
Halkın direnişini bastırmaya çalışan iktidar ise elindeki baskı aygıtlarını kullanmaktan geri durmuyor. Son olarak 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkmaya çalışan kitleye polisin sert müdahalesi dikkat çekti. İstanbul’da 400’ün üzerinde gözaltı yaşanırken birçok genç darp edildi.
Özellikle 19 Mart’tan bu yana gelişen süreçte işkence iddialarında ise artış gözlemlendi.
Saray rejimi bu iddiaları her ne kadar reddetse de yaşanan işkence olayları muhalefet vekillerinin araştırmalarında, emek meslek örgütlerinin ve insan hakları dernekleri ile uluslararası kuruluşların raporlarında kayıt altına geçti.
SİSTEMATİK HALE GELDİ
Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Komite’nin (CAT) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) 2024 raporlarına yansıyan işkence örneklerine göre Türkiye’de gözaltı merkezlerinde işkence ve kötü muamelenin sistematik hale geldiği belirtilirken yaşanan işkence olaylarında 19 Mart sonrasında artış yaşandığı değerlendirmeleri yapıldı.
Buna göre işkence iddiaları en çok eylemler esnasında, gözaltılar sırasında ve tutuklamalarla birlikte cezaevleri içerisinde gerçekleşti.
Başta öğrenciler olmak üzere, gazeteciler ve avukatlar da bu işkencelerden oldukça etkilenen kesimler arasında yer aldı.

Raporlara yansıyan verilere göre eylemler sırasında özellikle kolluk kuvvetinin orantısız güç kullanımı ve kötü muamelesi dikkat çekti. Gözaltı merkezlerinde yer alan işkence iddiaları ise fiziksel ve psikolojik işkence, çıplak arama ve cinsel istismar, avukatlara erişim engeli ve tıbbı muayene eksikliği olarak kayıtlara geçti.
Tutuklanıp cezaevlerine atılan yurttaşlar da en çok fiziksel şiddet ve kötü muameleye, çıplak arama ve onur kırıcı uygulamalara, keyfi disiplin cezaları ve sağlık hizmetlerine erişimde kısıtlamalara maruz bırakıldı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Dokümantasyon Merkezi’nin 19 Mart’tan bir hafta sonra yaptığı araştırmada gözaltında çok sayıda kişi polisin işkence ve kötü muamele niteliğindeki uygulamalarına maruz kaldığı belirtildi.
ORANTISIZ MÜDAHALE
Raporda şu ifadelere yer verildi:
• Ev baskınları ve eylemlerde aralarında çocukların da olduğu en az 1.879 kişi gözaltına alındı, 260 kişi tutuklandı. 468 kişi adli kontrol tedbirleriyle serbest bırakıldı.
• İstanbul’da 20’si çocuk en az 622 kişi, Ankara’da en az 262 kişi, gözaltına alındı.
• Çok sayıda kişi polisin eylemlere müdahalesi sırasında, kaba dayak, yakın mesafeden kapsül, gaz ve su sıkılması, ters kelepçe, çıplak arama gibi işkence ve kötü muamele niteliğindeki uygulamaya maruz kaldı.
• Ankara’da 7 kişiye çıplak arama dayatıldı.
• En az 14 gazeteci gözaltına alındı. Haklarında tutuklama kararı verilen 7 gazeteci, yapılan itiraz üzerine serbest bırakıldı.
DARP, PSİKOLOJİK ŞİDDET
İHD’nin 25 Nisan’da gerçekleştirdiği Marmara Bölgesi Hapishaneleri raporuna yansıyanlar da rejimin baskı politikalarının en net halini ortaya koydu.
Raporda fiziksel işkence ve darp vakaları şöyle sıralandı:
• Kamerasız alanlarda 60 mahpus darp edilip bayıltılmıştır. Bunlardan bazıları hastaneye gitmek istemiş ancak bu talepleri reddedilmiştir.
• Mahpuslar ters kelepçelenip, ayaklarından da kelepçelenerek yerlere yatırılmış ve sürüklenmiştir.
• Rapora göre çıplak aramayı reddeden mahpuslara zorla giysi çıkarılarak işkence yapılan 3 vaka da kayıtlara geçti. Ayrıca 9 mahpusa çıplak arama dayatıldığı, 11 mahpusun çıplak aramaya zorlandığı, , 2 mahkûmun çıplak aramaya direnmesi durumunda da görüş hakkından mahrum bırakıldığı belirtildi.
• Tutuklulara sürekli psikolojik baskı ve tehdit de uygulandı. Tespit edilen 3 vakaya göre gardiyanların, "nereye şikâyet edersen et değişen bir şey olmayacak" diyerek mahpusları tehdit ettiği, vurgulandı.
• Raporda hasta tutukluların da aylarca hastaneye sevk edilmediği bildirildi. Adli Tıp Kurumu'na sevklerin yıllar alabileceği belirtildi. Raporda kelepçeli muayene dayatması da dikkat çekti.
12 ÇOCUK ŞİDDET GÖRDÜ
İstanbul Barosu’nun hazırladığı raporda yer alan Çocuk Hakları Merkezi’nin 22–28 Mart 2025 tarihli araştırmasına göre de çocukların da sistematik işkenceye maruz kaldığı belgelendi.
Araştırmaya göre 2’si kız, 24’ü oğlan çocuğu 26 çocuk gözaltına alındı. 20’sine ters kelepçe uygulandı. 12 çocuk ise fiziksel şiddet gördüğünü beyan etti. Raporda, “Bazı çocuklar yetişkinlerle birlikte tutuldu, müdafiye erişimi sınırlıydı. Biber gazı ve cop gibi fiziksel müdahalelere de maruz kaldılar. Çocukların psikolojik olarak baskılandığı, yardım taleplerinin ise çoğu zaman reddedildiği tespit edildi” ifadeleri yer aldı.
∗∗∗
KADINLARA YÖNELİK ŞİDDET
19 Mart'ta başlayan eylemlerin ardından kadınlar da birçok hak ihlaliyle karşı karşıya kaldı. Birçok kadının orantısız şekilde gözaltına alındığı görüntüler kamuoyuna yansıdı. Kadınların eylem sırasında ve gözaltında yaşadığı başlıca hak ihlalleri Kadın Hakları Merkezi’nin sahadan topladığı verilere göre gözaltına alınan kadınların çıplak aramaya maruz bırakıldığı, cinsel taciz ve cinsiyetçi küfürlerle karşılaştığı rapor edildi. Kamuoyuna yansıyan, şiddet ve taciz olaylarının ise bazıları şöyle:
• 26 Nisan'da Gençlik Ayakta eyleminde bir trans kadın orantısız şekilde gözaltına alındı ve gözaltı sırasında kıyafetleri çekiştirildi, vücudunun bir kısmı görüldü. Açıklama yapan Ankara Valiliği, tepki çeken görüntüler hakkında "şahıs kadın değil erkek" diyerek savundu.
• Kocaeli'de 23 Mart'ta B.E isimli kadın gözaltına alındığı sırada sert şekilde darbedildi. 2 günlük gözaltı sürecinde ise B.E. ped talep etmesine rağmen verilmedi.

• 22 Mart Cumartesi gecesi gözaltına alınan ve daha sonra ev hapsi cezası verilen bir kadın gözaltında cinsel saldırıya uğradığını belirtti. İfadesinde ''Gözaltına alınırken saçımdan çekilerek yere sürüklendim. Bir polis beni ambulansın arkasına götürdü ve orada fiziksel tacize uğradım. O anda korkudan altıma kaçırdım. Üzerimdeki elbiseler hala idrar içindeydi. Siyah saçlı kadın polis bana, ‘Bizim elimizde kalırsan seni öldürürüz’ dedi'' sözleri yer aldı.
• 8 Nisan’da Kadıköy Dayanışma Sahnesi’nde taşıdığı "Diktatör Erdoğan" dövizi sebebiyle apar topar tutuklanan kronik kalp ve böbrek hastası Esila Ayık'ın ilk 6 gün cezaevinde ilaçları verilmedi. Ayık'ın kalp kapakçığında daha önce “hafif” seviyede olan probleminin “orta” seviyeye yükseldiği belirlendi. 23 Nisan Çarşamba günü ise deprem sırasında diğer tutuklularla koğuşa kilitlenen Ayık fenalaşarak hastaneye kaldırıldı. Tüm tepkilere avukatların itirazlarına rağmen Ayık hâlå tutuklu.
• İzmir’de gözaltına alınan F.E. isimli kadının gözaltı sürecinde cinsel tacize maruz kaldığı iddia edildi. Konuya ilişkin açıklama yapan Avukat Merve Eylül Bütün, “Gözaltına alınan müvekkilim, gözaltı esnasında üst araması sırasında kıyafet üzerinden vajinasına iki kere elle dokunmak suretiyle cinsel tacize uğramıştır” dedi.

∗∗∗
GAZETECİLERE COP VE BİBER GAZI
19 Mart 2025 sonrası gazetecilere yönelik şiddet ve işkence vakaları oldukça çarpıcı boyutlara ulaşırken eylemleri izleyen gazeteciler de şiddete ve çeşitli hak ihlallerine maruz kaldı. Eylemcilerin yanı sıra gazetecilere de sistematik şekilde şiddet uygulandı. Saraçhane’den itibaren gazetecilerin görüntü alması engellenmeye çalışılırken birçok gazeteci eylem alanlarından dışarı atıldı.
Saraçhane’deki protestolarda polis müdahalesinde en az 14 gazeteci darp edildi.
GAZETECİLERE ŞAFAK OPERASYONU
Protestoları takip ettiği için İstanbul ve İzmir’de 14 gazeteci çeşitli zamanlarda ev baskınlarıyla gözaltına alındı. Gözaltına alınan gazetecilerden 8’si önce serbest bırakıldı, sonra yeniden tutuklandı. Gazeteciler itirazlar sonrası 2 gün tutukluluğun ardından tahliye edildi.
GERÇEKLERİN AÇIĞA ÇIKMASINI İSTEMİYORLAR
Gazetemiz BirGün muhabiri Ebru Çelik, Saraçhane’deki eylemleri izlerken polis tarafından tekmelendi, copla darp edildi ve yüzüne doğrudan biber gazı sıkıldı. Bir diğer muhabirimiz Deniz Güngör’e ise aynı müdahale sırasında plastik mermi sıkıldı ve sonrasında tekmelendi.

Eskişehir’de üniversitelerdeki protestoları takip eden gazeteciler üniversitelere alınmadı. Eylemleri takip eden uluslararası basın kuruluşu çalışanlarının da haber yapması engellendi. İngiliz BBC muhabiri Mark Lowen protestoları takip ederken gözaltına alınarak sınır dışı edildi.
Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), Mart ayı boyunca kadın gazetecilere yönelik 54 ayrı hak ihlali kayda geçtiğini açıkladı. Bunların bazıları şunlardır:
• Kadın gazetecilere fiziksel şiddet
• Kadın gazetecilerin sosyal medyada hedef gösterilmesi
• Gözaltında hakarete ve cinsiyetçi ifadelere maruz kalma
• Polisler tarafından tehdit edilme
Rapor, kadın gazetecilerin hem sahada hem de dijital ortamda iki kat baskıya maruz kaldığını ortaya koydu.
Meslek örgütleri, “Gazetecilere değil, gerçeklere baskı uygulanıyor.” açıklamasında bulundu.

∗∗∗
SAVUNMA SUSMADI, SUSMAYACAK
19 Mart’tan itibaren başlayan direnişlerde avukatlara yönelik de çok sayıda hak ihlali yaşandı. Avukat Hakları Merkezi’nin raporuna göre, çok sayıda avukat müvekkiline ulaşamadan saatlerce emniyet önlerinde bekletildi. Adliye girişleri kolluk kuvvetleri tarafından “ziyaretçi kartı yok”, “listede isim yok” gibi keyfi gerekçelerle fiilen engellendi. İstanbul Barosu Başkanı ve yönetim üyeleri dahi defalarca barikat önünde tutuldu.
Önceki gün İstanbul'da Taksim Meydanı'nda 1 Mayıs kutlamak için gözaltına alınan yurttaşları savunmak için emniyet kapısında bekleyen avukatlara da müdahale edildi.
Gözaltına alınan müvekkillerini görmek isteyen avukatlar emniyete girişine müsaade edilmedi. Avukatlar, "Savunma susmadı susmayacak" sloganı attı.
Daha önce de birçok kez eylemler sırasında gözaltına alınan yurttaşları savunmak isteyen avukatlara kolluk kuvveti tarafından hukuksuzca müdahale edildi. 19 Mart’ın ardından tutuklanan öğrenciler için de Çağlayan Adliyesi’ne giden avukatlar engellemelerle karşılaştı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun 22 Mart 2025'te Çağlayan Adliyesi'ne sevk edilmesi sırasında adliye önünde toplanan ve içeri girmek isteyen avukatlara da polis ekipleri müdahale etti; bazı avukatlara biber gazı kullanıldı ve fiziksel müdahalede bulunuldu. Bu olaylar sırasında bir avukatın boğazının sıkıldığı iddia edildi ve ilgili polisler hakkında tutanak tutuldu.
Sürecin en başından itibaren onlarca gazeteci haber takibi sırasında gözaltına alınırken birçoğu polis tarafından darp edildi. BBC muhabiri Mark Lowen, eylemleri takip etmek üzere geldiği İstanbul'da 17 saat gözaltında tutulduktan sonra "kamu düzenine tehdit" gerekçesiyle sınır dışı edildi. İsveçli gazeteci Joakim Medin, ise 27 Mart'ta İstanbul Havalimanı'nda gözaltına alındı. "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "terör örgütü üyeliği" suçlamalarıyla 11 ay ertelenmiş hapis cezası aldı ve halen Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunuyor.
Ayrıca İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi'nin raporuna göre, Saraçhane protestolarında gözaltına alınan kadınlar ters kelepçeye maruz kaldı, saçlarından sürüklendi ve darp edildi. Ayrıca, çıplak arama ve cinsel taciz gibi uygulamalarla karşılaştılar. Bazı kadınlar, maruz kaldıkları şiddetin doktor kontrollerine yansıtılmadığını ifade etti.
∗∗∗
HAPİSHANE MEKTUPLARI GERÇEĞİ YANSITTI
19 Mart sonrasında tutsak edilen öğrenciler de cezaevlerinde sistematik hak ihlallerine maruz kaldıklarını dışarıya yolladıkları mektuplar ve avukatları aracılığıyla bildirdi. Silivri’den mektup yoluyla ulaşan bir genç, bipolar bozukluk tanısı sebebiyle kullanması gereken ilaçlarına ulaşamadığını aktardı. Aynı mektupta, kantinde temel ihtiyaçlarının karşılanmadığını belirtti.
Metris 1 No’lu Cezaevi’nde tutulan Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi ise mektubunda ihtiyaçlarına ulaşamadıklarını vurgulayarak: “Kantin ihtiyaçlarımızı defalarca iletmemize rağmen cezaevi müdürü taleplerimizi duymazlıktan geldi. Temiz çamaşır, diş fırçası gibi en basit ihtiyaçlarım dahi erişemedik” ifadelerini kullandı. Avukatı aracılığıyla sosyal medya üzerinden paylaşım yapan başka bir Silivri tutsağı genç, ise mektuplarına el koyularak, gönderilmeyerek maruz kaldıkları şiddetin kapalı duvarlar ardında tutulmaya çalışıldığını iletti. İstanbul’daki Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde edinilen bilgilere göre ise tuvalet ve banyo girişlerini görecek şekilde güvenlik kameraları yerleştirilmek istendiği öğrenildi.
Tüm bu tanıklıklar, cezaevlerinde tutuklu bulunan öğrencilere yönelik muamelenin, temel insan haklarına ve hukuki çerçeveye uygunluk açısından ciddi soru işaretleri barındırdığını ortaya koydu.
İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü öğrencisi Eren Üner, ise polis işkencesini belgelediği gerekçesiyle gözaltına alındı. Vatan Emniyet Müdürlüğü’nde altı saat boyunca fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz kaldığını belirten Üner, yaşadıklarını sosyal medya üzerinden paylaştı. Uğradığı tehditleri anlatırken kendisine, “‘seni Çevik Kuvvet Polisi otobüsünün arka kapısından sokarız, ön kapısından cesedin çıkar dendiğini söyledi.
∗∗∗
GÖRÜNTÜ VE SES KAYDI YASAĞI REDDİ
CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu CHP Grup Sözcüsü Süleyman Bülbül, Danıştay’ın Emniyet Genel Müdürlüğü’nün eylemlerde polis müdahalesi sırasında ses ve görüntü kaydı alınmasını yasaklayan genelgesini bir kez daha iptal etmesine ilişkin açıklama yaptı. Bülbül, “Bu karar, iktidarın hukuksuzluğunun tescilidir” dedi. CHP’li Bülbül, “Bu hakkın sistematik biçimde engellenmeye çalışılması, kötü muamele ve işkencenin hukuka aykırı genelgelerle üstünün örtülmeye çalışılması suçtur” dedi.
∗∗∗
REJİM OTORİTERLEŞTİKÇE İHLAL ARTIYOR
Türkiye’nin Temmuz 2018’de, “Tek adam rejimi” olarak adlandırılan rejime geçişinin ardından
ihlal kararlarındaki artış dikkati çekti. AYM'ye yapılan bireysel başvuruların ardından alınan,
“Kötü muamele yasağı ihlali” karar sayıları, yıllara göre şöyle sıralandı:
• 2018: 62
• 2019: 181
• 2020: 381
• 2021: 503
• 2022: 540
• 2023: 590
• 2024: bin 103


