birgün

9° PARÇALI BULUTLU

GÜNCEL 18.02.2020 07:57

Bugün görülecek Gezi Davası öncesinde herkes tek ses oldu: Gezi biziz

Gezi Davası bugün Silivri’de görülüyor. Hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis istenen Yiğit Aksakoğlu: Beni, Mücella’yı, Osman Bey’i öldürmek istiyorlar. Defaatle soruyorum, ben ne yaptım? Biz buna hukuk mu diyeceğiz?

Bugün görülecek Gezi Davası öncesinde herkes tek ses oldu: Gezi biziz

Dilan Esen

Gezi Davası bugün görülüyor. Davada Osman Kavala, Mücella Yapıcı ve Yiğit Aksakoğlu hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis; Tayfun Kahraman, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Yiğit Al Ekmekçi için 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası ve diğer 7 sanığın da dosyalarının ayrılması isteniyor. 9 sanık hakkında istenen yüksek cezalara yönelik tepkiler sürerken Silivri Cezaevi Kampüsü’ndeki İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 10.00’daki duruşmada karar verilme ihtimali yüksek. Osman Kavala ise dava kapsamında 800 günü aşkın süredir tutuklu.

‘ÜNİVERSİTEDE ÇALIŞMADIĞIMI BİLE ANLAYAMADILAR’

Hakkında ağırlaştırılmış müebbet cezası istenen ve dava kapsamında 200 günü aşkın süre tutuklu kalan sosyal bilimci Yiğit Aksakoğlu, yargılamanın normal olmadığını söyledi. Davanın altyapısının Fethullahçı polis ve savcılar tarafından hazırlandığını hatırlatan Aksakoğlu, “Onların iddianame gibi hazırladıkları fezlekeyi, neredeyse noktasına virgülüne dokunmadan birebir kullandılar. 2 bin sayfalık bir metinden 657 sayfalık bir iddianame elde ettiler ve şimdi bizim için ağırlaştırılmış müebbet hapis istiyorlar” dedi.

Mahkemenin gerçek bir yargılama yapmadığına değinen Aksakoğlu, şöyle konuştu: ‘‘Ben 2008 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden ayrıldım. Daha sonra tutuklandığımda, üniversiteden ayrıldığıma dair yazı aldık. Belge olarak dava dosyasına koyduk. 24 Haziran’da ilk savunmamı yaptım. Orada Bilgi Üniversitesi’nden ayrıldığımı söyledim. Heyet değişti, yeni gelen hâkim yeniden sorgu yaptı. Ona da Bilgi Üniversitesi’nde çalışmadığımı söyledim. Geçen haftalarda mütalaa geldi. Benimle ilgili kısım, ‘İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde çalışmaktadır’ diye başlıyor. Bunu bile duymuyorlar. Bununla bile ilgilenmiyorlar. Birisinin hayatı boyunca bir hücrede, oradan çıkma umudu olmadan kalmasını isteyebilecek kadar cesur bu arkadaşlar ama benim nerede çalıştığımı kontrol edebilecek kadar zamanları yok. Ya da umurlarında değil.”

BUNA HUKUK MU DİYECEĞİZ ŞİMDİ?

“Sorumsuzluğun ve pervasızlığın bu düzeyde olanının başka bir adı olması lazım’’ diyen Aksakoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Beni öldürmek, ortadan kaldırmak istiyorlar. Beni, Mücella’yı, Osman Bey’i öldürmek istiyorlar. Hatta daha kötüsünü istiyorlar; ‘Ölme kal bu duvarların arasında’ diyorlar. Bu yüzden defaatle soruyorum ben ne yaptım? Osman Kavala ne yaptı? Mücella Yapıcı ne yaptı? 3 kişinin hayatları boyunca bir odadan çıkmadan ömürlerini geçirmelerini isterken bu insanların elleri titremiyor mu? Biz buna hukuk mu diyeceğiz şimdi?

SUÇ YOK SUÇLULAR VAR

Ben sosyal bilimci ve sivil toplum profesyoneliyim. Sosyal hareketler üzerine okudum, yazı yazdım. Evimin yakınında bir sosyal hareket meydana geliyorsa tabii ki gidip gördüm. Ne olduğunu anlamaya çalıştım. Bu dava dosyasında benim orada olduğumu gösteren bir delil de yok. Çünkü dava dosyasında benimle ilgili deliller 21 Haziran’da başlıyor. Yani park boşaltıldıktan 5 gün sonra… Delil dedikleri uyduruk şeyler de yine Fethullahçıların Gezi’yle ilgili olmayan telefon dinlemeleridir. Ben oradaydım evet ama ben desem ki Gezi’ye gitmedim; bu dava dosyasında bunun aksi hiçbir delil yok. Bu dava dosyasında herhangi bir suç yok sadece suçlular var.”
hukukla bağdaştırmak mümkün değil

Gezi Direnişi’nin siyasi iktidara karşı bir halk tepkisi olduğunun altını çizen İstanbul Tabip Odası (İTO) Genel Sekreteri Osman Öztürk, şöyle dedi: “Bu tarihin yüz akı bir olayıydı Gezi. Her zaman Gezi’yi büyük bir onur olarak görüyoruz. Mahkeme salonunda izlediğimiz davayı hukukla bağdaştırmak mümkün değil. Gezi’yi birilerinin düğmeye basarak başlattığı bir dava olarak görmek zaten akıl dışı. 31 Mayıs’ta Taksim’deki basın açıklamasında yoğun bir gaz saldırısına maruz kalmıştık. Ondan sonra kitleler akın akın gelmeye başladı. Yıllar sonra böyle bir davanın açılmış olması politik bir tutum olduğunu gösteriyor. Gezi’ye baktığımız zaman da kaybettiğimiz insanlar aslında bizim cenahımızdan insanlar. Tamamen insanların barışçıl ve demokratik tepkisiydi. Eğer bir suçlu aranıyorsa Gezi biziz. Sadece orada yargılanan arkadaşlar değil, biz de içindeydik.’’

GEZİ DİRENİŞİ İDDİANAMELERE SIĞMAZ

Gezi Direnişi sırasında yitirilenleri anan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ise şöyle dedi: ‘‘Onların hayalleri ve umutlarının Türkiye işçi sınıfına ve DİSK’e emanet. Aynı zamanda Gezi gibi bir demokrasi şöleninin müebbet hapisle yargılanmasının asla kabul edilemez. Gezi aslında bu ülkedeki demokrasi kırıntılarının ortadan kaldırıldığı ve adım adım tek adam rejimine sürüklenmeye çalışıldığı süreçte Türkiye halkının ilk büyük itirazıdır. İlk büyük isyanıdır. Gezi bu ülkenin vicdanı, aklı, yaratıcılığı, en değiştirici ve dönüştürücü gücü oldu. Gezi asla yargılanamayacak, mahkeme salonlarına ve iddianamelere sığmayacak kadar haklıdır. Gezi’ye sahip çıkmak bu ülkenin geleceğine sahip çıkmak demektir.’’

PARÇASI OLMAKTAN ONUR DUYUYORUZ

Gezi Direnişi’nin başka bir hayatın mümkün olabileceğine dair bir pratik olduğunu dile getiren KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, “Böyle bir halk hareketini bireylere indirgeyip mahkûm etmeye çalışmak iktidar aklının bir yansıması. Cezaları artırabilmek adına da Ali İsmail’in öldürülmesinde asli sorumluluğu olan birini müşteki, mağdur olarak dosyaya eklemek de dahil. Aslında hiç iddianameye dönüşmeyecek bir durumu toplumsal muhalefet içerisinden seçilen insanları cezalandırarak toplumun tamamını susturmak için bir süreç işliyor’’ dedi. Gezen sözlerini şöle noktaladı: “Korkuyu toplumun tamamına da yaymak istiyorlar. Ali İsmail’in katilinden mağdur yaratan, Berkin Elvan’ı sırf o an orada olduğu için suçlu ilan ederken katillerini cezasız bırakanlar toplumsal muhalefetin tamamını bu şekilde susturmak isterken bu çarka dahil olanları da adeta ödüllendirip şiddeti de tırmandırıyor.

Bizler halen giderek derinleşen sorunlara karşı itirazlarımızı ve çözüm önerilerimizi paylaşıyoruz, örgütlü bir halk için çaba gösteriyoruz. Gezi biziz, emekçilerde; Gezi halktır, Gezi kadınlardır, gençlerdir… Gezi dayanışmadır, eşit, özgür bir dünyanın imkânsız bir ütopya olmadığının en somut pratiğidir, hiçbir dava süreci bunu değiştiremez. Bizler de Gezi’nin bir parçası olmaktan onur ve gurur duyuyoruz.’’

YARGI YOK İNFAZ VAR!

Gezi Davası kapsamında tutuklu bulunan Osman Kavala için Twitter’da kampanya yapıldı. Önceki akşam #YargıYokİnfazVar başlığıyla tweet’ler atıldı. Osman Kavala’ya Özgürlük grubu, Gezi Davası’ndaki hukuksuzluklara dikkat çekmek amacıyla herkesi yapacağı paylaşımlarla Kavala ve Gezi davası sanıklarına destek vermeye çağırmıştı.

YAŞASAYDI 28 YAŞINDA OLACAKTI

Gezi Direnişi sırasında 22 yaşında hayatını kaybeden Ahmet Atakan’ın dün doğum günüydü. Ahmet Atakan’ın abisi Zafer Atakan yaptığı paylaşımda “Bugün Ahmet’in doğum günü, az önce mezarındaydık. Yalnızca yakın aile 8-10 kişiydik, polisler bizden önce gelip keşif yapmışlar, mezarlıktaki yerlerini almışlar, kimi kimden koruyorlar ya da neyden korkuyorlar? Devlet kinini diri tutuyor, öldürdükleri çocukların ölüsünden korkuyor” ifadelerini kullandı.

bugun-gorulecek-gezi-davasi-oncesinde-herkes-tek-ses-oldu-gezi-biziz-689607-1.

HUKUKSUZLUK SON BULSUN

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İstanbul İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Kadın Komisyonu, Gezi davasına dair açıklama yaptı. "Hepimiz Gezi’deydik, Gezi’de olmak suç sayılamaz" diyen TMMOB’lu kadınlar, demokrasiye inanan herkesi bu davaya karşı durmaya çağırdı.
Uluslararası Af Örgütü’nün yayımladığı açıklamada “Bu davanın sonucu dünyanın geri kalanına insan haklarına saygının Türkiye’nin adalet sisteminde yeri olup olmadığını gösterecektir” ifadelerine yer verildi. Açıklamada, "Türkiye’nin muhalif sesler üzerindeki amansız baskılara son vermesinin zamanı geldi” dendi.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız