Bugünlerden geriye ne kalacak?
Adnan Bostancıoğlu Adnan Bostancıoğlu
“Ne güzel suçluyuz biz hepimiz” Sevgi Soysal
“Ne güzel suçluyuz biz hepimiz”
Sevgi Soysal

2011 üzerine söylenecek epey şey var ama bir cümlede özetlemek gerekirse, daha demokratik, daha özgür, daha adil bir ülkede yaşamak isteyenler için kayıp bir yıldı.
2012’nin daha iyi olacağına dair herhangi bir işaret yok.
Hafta içinde yapılan iki açıklama nasıl bir yıl geçireceğimizin rotasını çizdi.
Biri İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in açıklamaları...
Diğeri de Başbakan Erdoğan’ın başta gelen danışmanlarından Yalçın Akdoğan’ın Yeni Şafak gazetesinde Yasin Doğan müstear adıyla kaleme aldığı yazılar...

• • •

İçişleri Bakanı Şahin, “Birileri de ciddi halde saptırma yaparak, kendine göre gerekçeler uydurarak makulleştirerek, teröre destek veriyor. Resim yaparak, tuvale yansıtarak, şiir yazarak, şiire yansıtıyor, günlük makale yazarak. (...) Arka bahçe İstanbul’dur, İzmir’dir, Bursa’dır, Viyana’dır, Londra’dır, Washington’dur, üniversitede kürsüdür, dernektir, sivil toplum kuruluşudur. Oraya da sızmışlardır” diyor.
Soğuk savaş paranoyasıyla malul bu sözler, herhangi bir kahve sohbetinde herhangi biri tarafından söylense büyük bir “geyik” vesilesi olabilirdi ama hükümetin İçişleri Bakanı tarafından dile getiriliyor. Öyleyse ciddiye almak durumundayız.
Lafı hiç eğip bükmenin manası yok. Bakan Şahin, “ileri demokrasinin” yeni yıl için yeni hedeflerini açıklıyor aslında... Bir nevi tutuklanacaklar listesi...
Hedefte sanatçılar, köşe yazarları, üniversite hocaları ve sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri, üyeleri var.
Dahası hükümetin İçişleri Bakanı açık bir biçimde BDP’nin PKK’nın uzantısı olduğunu da söyledi. Öyleyse hedefte BDP de var.

• • •

BDP’nin 2012’nin “büyük hedefi” olduğuna dair başka işaretler de var. En ciddisi, yukarda sözünü ettiğimiz Yalçın Akdoğan’ın (Yasin Doğan) yazısı...
Yalçın Akdoğan’ın özellikle son dönemdeki yazıları, hükümetin politik yönelimlerini önceden haber veren, bunun ideolojik çerçevesini kuran, muhtemel itiraz ve tartışmalara karşı argümanlar üreten yazılar oldu.
Son olarak 23 Aralık’ta yayımlanan “Siyasi Operasyon Safsatası” başlıklı yazısında BDP ile PKK arasında hiçbir fark olmadığını söylerken, yargının bunun gereğini yapacağını da ilave ediyor.
Akdoğan, KCK tutuklamalarını örnek veriyor. Bu tutuklamaların siyasi bir operasyon değil, yargının bağımsız kararı olduğunu söylüyor. Çünkü “KCK, PKK’nın bir uzantısı”. Yazısında BDP’nin de bu anlamda KCK’dan farkı olmadığına işaret eden Akdoğan, yarın yargının BDP’yi hedef alan “bağımsız kararı” ile karşılaşırsak, “laf kalabalığı yapmayın” diyor.
Mesaj yeterince açık değil mi?

• • •

İktidarın gazetelerinde köşe tutmuş küçük boy tetikçilerinin de sevinçle müjdelediği gibi, 2012’de de baskı, sindirme politikaları ve tutuklamalar sürecek. Elbette bunun için ah vah edecek değiliz. Bu en başta Zeynep Kuray’ın kendisini götüren polislerin arasından bizlere gönderdiği aydınlık gülüşe haksızlık olur. Onu tutuklatan ve tutuklayanları çaresizlikle çileden çıkaran, iktidarın zulmüne isyan edenlere cesaret ve ümit veren gülüşe... Boyun eğmeyenin hakedilmiş gülüşü.
Başbakan’ın da sık sık dediği gibi “zulümle abad olunmaz”. Nitekim olamayacaklar.
Göreceksiniz, bu karanlık günlerden geriye Zeyno’nun gözlerindeki ışık kalacak.
Acı bir not: Bu yazıyı BirGün’e göndereceğim sırada Şırnak’ın Uludere ilçesinde 40’a yakın köylünün savaş uçaklarının açtığı ateşle katledildiği haberi geldi. Tabiatıyla insanın aklına Mustafa Muğlalı hadisesi geliyor. 1943 yılında Van’ın Özalp ilçesinde 33 köylüyü kurşuna dizdiren ve ismi sonradan aynı yerdeki kışlaya verilen Mustafa Muğlalı. Anlaşılan, 70 yıldır -katliam yöntemi dışında- değişen fazla bir şey yok bu ülkede.
Bir de... Genelkurmay, yıllardır süren tepkiler üzerine geçen Kasım ayında kışlanın ismini değiştirmiş, “Şehit Astsubay Erkan Durukan” yapmıştı. Yeni isim için acele etmişler!