Büyük İskender’in yoldaşı: Boukephalos

16.09.2019 08:35 YAŞAM


Necip Ümit Oral/Tarih-i kadim

Antik dönemde Yunanlarınkinden farklı olarak Makedon ordularında süvari sınıfı, piyade sınıfına nazaran hiyerarşik sırada daha üstteydi. Makedon komutanları ordularını at sırtında yönetiyorlardı, dolayısıyla her bir komutanın birden çok atı vardı. Büyük İskender de birden fazla ata sahipti, ancak o atlardan günümüze sadece bir tanesinin, Bukefalos’un adını biliyoruz. Peki neden Bukefalos’un ismi antik kaynaklarda yazılmış, sikkelere basılmış, hatta bir şehre verilmişti? (Atın asıl ismi "Boukephalos" olmasına rağmen Türkçeye "Bukefalos" şeklinde geçtiği için yazının devamında ismini bu şekilde zikrettim.)


Bunun için İskender ile Bukefalos'un tanışmasını anlatmamız gerekiyor. Antik Yunan biyografi yazarı Plutarkhos, İskender biyografisinde bu tanışmayı bize anlatır. Yunanistan coğrafyasında en iyi atların yetiştiği Thessalia bölgesinden bir at satıcısı, İskender’in babası II. Philippos’a, Bukefalos adlı hırçın bir atı oldukça yüksek bir fiyata satmak ister. Atı denemek isteyen Philippos onu bir türlü sakinleştiremez, yardımcıları da öyle. Philippos sinirlenir ve bu vahşi atı satın almak istemez. O sırada henüz ergenlik çağlarında olan İskender bu karara karşı çıkar ve o ata binebileceğini iddia eder, ancak ona kimse güvenmez hatta onunla alay ederler.

İskender, onu sakinleştirmek için yanına koşar ve onunla konuşur, onun yelelerini okşar. At uysallaşmaya başlayınca tek hamlede sırtına biner, gemini ele alarak onunla koşmaya başlar. Alana geri döndüğünde tezahüratlarla karşılanır, ardından Philippos oğluyla gurur duyarak onun yanına gelir ve şöyle der: "Oğlum, Makedonya sana dar gelir, kendine layık yeni bir krallık bul."

Tek başına bu söz bile İskender’i o Pers seferine teşvik etmiş olabilir, dolayısıyla bu, Bukefalos'un anısını İskender için unutulmaz hale getirmiş olabilir. Öyle ki İskender’in ölümünden sonra bile adına basılan sikkelerin bazılarında Bukefalos’u ehlileştirme sahnesi vardı, İskender ile alakalı çoğu biyografide bu olay işlendi, 19. yüzyılda bile bu sahnenin resimleri çizildi.

O günden sonra Bukefalos, İskender’i hep sırtında taşıdı. İskender, ilk muharebesi olan Khaironeia’da, Thebaililerin phalanksını dağıttığı hücumda Bukefalos’a biniyordu, Perslerle yaptığı Granikos Muharebesi’nde nehri geçerken altında Bukefalos vardı, Issos Muhaberesi’nde Pers Kralı Dareios’un bindiği savaş arabasına saldırdığında Bukefalos'un sırtındaydı. Ancak Bukefalos yaşlanmaya başlayınca diğer atlarını daha sık kullanmak durumunda kaldı. Onu sadece hatırası için, Plutarkhos’a göre, ilk hücumlarda kullanıyordu.

Bukefalos ile alakalı antik kaynaklarda başka bir anlatı daha vardır. Antik Yunan tarihçi Diodoros’a göre, İskender İran coğrafyasında ilerlerken, Mardiler denen yerli bir kavim Bukefalos’u çalmıştı. İskender, sırf Bukefalos’u geri almak için o yerlilere bir sefer düzenler, kadınları ve çocukları bile ölümle tehdit eder. Katliam ve yıkım başlar; yerliler uğradıkları felaketten korkarak atı İskender’e teslim ederler ve İskender o kabilenin önemli adamlarını rehin alarak yoluna devam eder.

Bu anlatının önemi şudur: İskender’in Bukefalos’a verdiği değerden ötürü, sık başvurmadığı bir yönteme başvurmuştu. Sıklıkla fethettiği yerli kavimlere iyi görünmeye ve kültürel olarak onları etkilemeye çalışan İskender’in, Bukefalos uğruna katliama bile başvurabileceğini göstermiştir.

İskender ile Bukefalos'un hikayesi, Hindistan’da, Kral Poros’a karşı verilen Hydaspes Muharebesi’yle bitiyor. Bukefalos, sırtında İskender’i taşırken ağır yaralanır, kimine göre savaş esnasında, kimine göre de savaştan sonra ölür. Plutarkhos’a göre, hastalıktan, yaşlılıktan öldüğünü savunanlar da vardır. İskender doğal olarak bu duruma çok üzülür ve atının yasını tutar. İskender’in son büyük savaşını Bukefalos'un sırtında yapmış olması oldukça manidar. Günümüzde Afganistan’da kalan bir bölgede Boukephalia adında bir şehir kurar. Budist kaynaklarında bile geçen bu şehirin günümüze sadece kalıntıları kalmıştır.


Yukarıda bahsedildiği gibi İskender’in ve Bukefalos'un sahneleri gerek antik dönemde gerekse Rönesans döneminde ve günümüze kadar birçok devirde resmedilmiştir. Popüler kültürde İskender’in ve Bukefalos'un hikâyesi, Oliver Stone’un yönetmenliğinde çekilmiş olan 2004 yapımı Alexander filminde, benim fikrimce, oldukça başarılı anlatılır.