birgün

15° AÇIK

ARŞİV 31.01.2010 14:29

Çamlar kesilsin mi?

Geçtiğimiz  hafta sonu Noel yorgunu Berlin’deydim! Noel derken, Noel bir aile kutlaması olarak algılanıyor Avrupa’da. Şöyle ki

Geçtiğimiz  hafta sonu Noel yorgunu Berlin’deydim! Noel derken, Noel bir aile kutlaması olarak algılanıyor Avrupa’da. Şöyle ki kutlama, çok yakın aile bireylerinin Noel gününde akşam yemeği için bir araya geldikleri bir tören. Kutlaması yapılır, özel yemek yenir, içilir, eğlenilir. Ama fonda hep bir Noel Ağacı vardır. Duaları Tanrı'ya gitsin diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar, dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar. Bu bayram için, evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın etrafında şarkılar söyleyip oyunlar oynuyorlar. Yaşlılar,büyükbabalar, nineler ziyaret ediliyor, aileler bir araya gelerek birlikte yiyip içiyor.
Berlin’de Aralık ayının son günlerinden beri lapa lapa yağan karın kapladığı sokaklar, haftalar geçmesine rağmen buz tutmuş kar tepelerini çağrıştırıyor... Hatta Berlinliler bu sene uzun süren kış soğuğu karşısında ne yapacağını şaşırmış durumda. Eminim ki, ısının 1 dereceyi gördüğü bir güneşli gün bile onlara çok iyi gelebilir.
Geçen Cumartesi Berliner Ensemble’a koştuğum gündü. Akşam on sekiz sularında S Bahn’dan indiğimde Friedrich Strasse'de yürürken; yitik, bitik, kullanılmış, acı çekmekte olan bir ağaç dikkatimi çekti sokak lambasının dibinde. Yaklaşınca bunun kesik bir çam ağacı olduğunu farkettim. Yeşile aşık ve yeşili koruduğuna inandığım Almanya’da beni derinden sarsan,  kapı önüne atılmışın ötesinde, nerdeyse çöp arabasının gelip kendisini almasını bekler haldeki bu görüntü ile eğlendirici görselliğinden çok uzaktaydı o obje.
Bu yürek sızlatan, canımı sıkan görüntüden sonra, Berliner Ensembla’a giderken ve köprüden geçerken bile hep ardımda bıraktığım o çamı düşündüm ve yeşil savunucusu Almanya’nın üzerini renkli süslerle donattığı bu çamı aynı zamanda nasıl da çöp objesi olarak algıladığını. Bu soğuk havada İstanbul’dan telefonla  aldığım bir habere göre, tipi şeklinde yağan kar yüzünden uçaklar kalkmaz hatta İstanbul Metrosu'nda yürüyen merdivenler donmuş iken, yine de yaşam sürüyor, metrolar çalışıyordu Berlin’de -14 de bile. Ama kesilen çamların yerine yenisi gelmiyordu.
Ertesi gün Kreuzberg'de gördüğüm boş sokaklar ve Noel sükunetine dair  izler içerisinde, yine kesik noel ağaçları vardı yol üstünde. Bu kutlamayı plastik ağaçlarla yapamazlar mı diye düşündüm içimden, gerçek ağaç istemeyenler için böyle yerler de olmalı dedim. Süslenmiş hazır yılbaşı ağacı. Hem göründüğü gibi geldiği için pratik olan bu çam ağacı, aynı zamanda doğal görünümlü geri dönüşümlü plastik olduğu için çevreci de. Açtığınız gibi odanıza, ofisinize yerleştirilebilir. Ama bu bir doğulu efsanesi olurdu Avrupa için. Yani bir Noel akşamı toplanan ailenin, plastik çam ağacı karşısında armağan paketlerinin açılması nasıl bir tören olurdu o zaman diye cevapladım kendi kendimi. Plastikten bir kutlama olurdu herhalde. 
Yürümeye devam ederken ve bunları düşünürken diz kapaklarımdan yukarısı soğuktan acımaya başladı. Yanımdan, soğuk havadan da donuk bakışlarla geçip gidenler dikkatimi çekiyor. Sezgisel duyumunuz  varsa, insanların yüzlerinde daha da derinleşen hüzünlü çizgileri görüyorsunuz. Yine U Bahn’a indiğimde de mavi gözlerini uzaklarda bırakıp sizinle göz göze gelmek istemeyen haldeler ve çoğunluktalar bu kez. Bugün Pazar ve Berlin’de her yer kapalı ve işte yalnız yaşayanların gidecekleri şöyle açık bir pastahane bile yok, bu donukluk belki de ondandır yüzlerde.
Yanımdan geçen donuk bakışlı yaşlı insanlar gibi, kesilen çam ağaçları da yaşam dinamikleri felç edilmiş kar altında bırakılmış canlılar gibi ve Noel'den sonra yalnızlık içerisindeler. Bu melankolik durumu anlamak hiç de zor değil. Acısını, göz yaşını içine akıtmayı çok önceleri öğrenmiş bir toplumla karşı karşıya olduğunuzu Berlin’de unutmayın. Bir şey daha, çam ağaçlarını kesmek değil de, belki onları kullandıktan sonra yol kenarına bırakmak, kapı önüne atmak Almanya’ya belki Avrupa’ya hiç yakışmıyor. Daha da üstüne, insanlığa hiç mi hiç yakışmıyor.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol