Canan bizim canımızdır, sözü bizim sözümüzdür
TURAN ESER TURAN ESER

Halk arasında haksız, “Her çıkışın biri de inişi vardır” denir. AKP’nin inişi ise daha çok, bir tükenişe benziyor. Her gün daha da tükeniyorlar, tükendikçe de, korkuları baskıcı ve tehditkâr hal alıyor. Siyasetin edep ve erkânına uymayan keyfilik, nefret ve kin diline sığınıp, muhalefete hasmane tutum alıyorlar. Malum yargı kararlar ile muhalif düşünce ve ifade özgürlüğünü mahkûm edip yandaşlarını ihya ediyor. Tükenişe geçtikçe daha çok hata yapıyor. İnsanlar haklarına aykırı her hukuk dışı uygulamaları onları biraz daha tükenişe sürüklüyor. Öyle ki; artık birbirlerinin “günahlarına” ortak olmak da istemiyorlar. Dün aynı yolda bu haksızlıklara ortak olanlar, “bu kadar da olmaz” diyerek, bugün ayrı partiler kuruyor. AKP hikâyesiz kalmıştır.



AKP’nin kendi siyasal İslamcı tabanına bile anlatacağı bir hikayesi kalmamıştır. “Kendilerine han hamam, halka din iman” yapanları halk gördü. AKP artık hikayesizdir. Tek hikayeleri vardır; toplumsal karşılığını yitirmeye başlayan siyasal İslamcı hamaset ve saray iktidarının bekası. Bu hikâyeye ise sadece, varlıklarını ekonomik olarak iktidar avantajlarıyla büyüten ve sürdüren menfaat şebekeleri ve siyasal İslamcı cemaatler “inanır” gibi görünüyor. Her tükeniş, bazen aklı selim olanı düşünmeye değil, hırs, bencillik, ve makam kaybı korkusu ile kör siyasetin kuyusuna düşürebiliyor.

Örneğin kaybettiği bir seçimi hazmedemeyip, İstanbul seçimini tekrarlatanlar, 13 bin oy farkını, bu kez 800 bin oy farkının yarattığı hüsranı yaşayabiliyor. Hikayesiz hırsın kör siyaseti, halkın iradesine karşı kayyum atamayı ve HDP’li üç belediye başkanını görevden almak gibi antidemokratik ve hukuk dışı bir karar aldırıyor. İktidarın bekasını korumak için, devletin ideolojik, teolojik ve cezalandırıcı fetva aygıtlarını devreye sokuyorlar.

Yetmeyince; çeyrek asırdır talan, israf ve yandaşı besleyen İstanbul Belediyesi’nin ellerinden alınmasının siyasal ve toplumsal hikayesini yazanlardan Canan Kaftancıoğlu’nu, tarafsızlığı sorgulanan yargı kararlarıyla, 9 yıl 8 ay 20 gün hapis cezasına mahkum ettiriyorlar. Kör siyasetin, Canan Kaftancıoğlu’ndan öç almaya çalıştığı herkesçe malum. Canan’ı, 7 yıl öncesine ait, kimi sahte tweetler ve kurguya dayalı iddialarla, öç alma uğruna mahkum edenler, aynı zamanda düşünce ve ifade özgürlüğünü de yargıladılar. Toplumun vicdanındaki adalet duygusu da canımız Canan’ın siyasi başarısını cezanladırmak yerine, İstanbul’u alarak ödüllenmiştir. Aynı yargının aynı hâkimi ne tesadüf ki; Selahattin Demirtaş, Sırrı Süreyya Önder ve Selçuk Kozağaçlı’yı da mahkûm etmişti. Hikâyesi bitenlerin hasmane ve hamaset siyaseti, bu kez Ekrem İmamoğlu’nu kayyum ile tehdit ediyor. Çünkü İmamoğlu sarayların israf saltanatının sergisini Yenikapı’da görücüye çıkardı. AKP iktidarının halkın vergisini, kamu kaynaklarını nasıl insafsızca israf ettiklerini deşifre ediyorlar. Bu durum ise AKP’yi daha çok kör siyasete sürüklüyor.

Tüm bu hukuksuzların yaşandığı, halkın hak, adalet ve hukuk aradığı, “Ben”den “Biz”e yürüyüşün başladığı şu günlerde, “Ben ben” diyen TBB Başkanı yargının ve hukukun tarafsızlığını ve bağımsızlığını talep edenlerin değil, onu vesayet altına sokan “Ben ben” diyenlerin yanında yer alıyor. Halkın “Biz” hikayesine ve adalet talebine yabancılaşmış, yargı ve hukuku “teferruat” görüp, “bekacı”lığı rehber edinmişlerin ülkesinde, bakarayı makaraya sarmanın ve rüşvet iddiasının büyükelçilikle onurlandırılması elbette kaçınılmaz hale gelir. Böylesi koşullarda, toplumsal vicdan “böyle gelmiş böyle gitmeyecek” diyor. Rapçiler “Susamam” derken, korkunun perdesini yırtanlar, “Canan bizim canımızdır, sözü bizim sözümüzdür” diyerek haksızlığın karşısında, mazlumların dili olan Kaftancıoğlu gibi canların umutlarda yeşeren “biz mevsimindeki” hikayede buluşuyorlar. Halkların hakları, dertleri, sözleri, aşkları ve umutlarıyla yazılmış hikayesinde buluşanlar çoğalırken, sarayların ve kişi yandaşlığı etrafından üretilen kör siyaset, hikayesizliğinin sonucu tükeniyor..

“Ben ben” diyerek, bencillik, hırs, kin ve toplumu kutuplaştıran kör siyasi nefsin dünyasında egemen olan “benliğe lanet” ederek, toplumsal dayanışmanın güvencesi olan “Biz” duygusu ve düşüncesiyle, eşitlik, adalet, kardeşlik, özgürlük dünyasına yolculuk zamanıdır diyorlar.