birgün

8° PARÇALI AZ BULUTLU

KÜLTÜR SANAT 22.05.2016 08:04
author

Cannes’da sona yaklaşırken

69. Festival sona ererken, tahminler ve dilekler de son durumlarını alıyor. Alman Maren Ade’nin “Toni Erdmann”ı hemen tüm katılımcıların ortak favorisi, bizimki ise hala Cristi Puiu’nun “Sieranevada”sı bu ödülü hak ediyor

Resmi seçkinin son filmi Paul Verhoeven’in Fransa’nın en başarılı yazarlarından Phillippe Djian’ın “Oh...” adlı eserinden uyarlarnan “Elle” son dakika sürprizi oldu. Çok başarılı bir uyarlamanın ötesinde, en iyi senaryo ödülüne yaklaşan Verhoeven’in bir tek başrol için artık yaşını biraz fazla almış Isabell Huppert’i seçmesi eleştirilebilir. Danimarkalı Nicolas Winding Refn’in “Neon Demon”u hakkında bizim söylemek istediğimiz tek şey, kuru ve bol neonlu görsel ve işitsel gürültüden oluşması. Anlaşılan festival yönetimi Refn’i bize zorlamaktan, biz de onu sevmemekten vaz geçmeyeceğiz. Refn’den daha kötüsü olur mu derken, Sean Penn’in ahlaksız boyuttaki sefalet sömürüsü gerçek bir skandal yarattı. Penn, sanki kendi insani yardım şovlarında (yardım için her gittiği yere kamerasız gitmediğinden!) çektiği selfilerinden birer kolaj fonunda, ilahi güzellikte ve iyilikte bir beyaz çiftin acıklı (her anlamda!) aşk hikayesini Liberya ve Sudan’daki iç savaş sefaletinin içinde anlatıyor. Haydi Penn böylesine berbat bir film çekti, peki festival yönetimi bunu hangi yüzle yarışmaya seçti, esas soru bu tabii...

Farhadi özüne dönmüş

cannes-da-sona-yaklasirken-139892-1.

Son günün en iyi filmi İranlı Asghar Farhadi’nin “Müşteri”siydi. “Bir Ayrılık” ve “Elly Hakkında” ile yakaladığı büyük başarıyı 2013’de Cannes’da yarışan ve Fransa’da çektiği “Geçmiş”le bizce kaybetmişti. “Müşteri” Tahran’da aşık ve uyumlu bir tiyatrocu ve entelektüel bir çiftin kadının evinde saldırıya uğramasıyla dağılmasını anlatıyor. Uzunlukları ve tekrarları dikkate almazsak, Farhadi eski çizgisine yakın bir düzey tutturmuş. Başroldeki Shahab Hosseini ise bizce En İyi Erken Oyuncu ödülüne ciddi bir aday.

cannes-da-sona-yaklasirken-139891-1.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız