birgün

8° PARÇALI BULUTLU

EKONOMİ 09.09.2021 08:39

Çekirdeksiz üzümde sömürü

Üreticiler çekirdeksiz kuru üzümü maliyetine bile satamazken, tüketiciler çiftçinin eline geçen fiyattan 2-3 kat daha fazla fiyat ödemekte. Bu süreçte kazananlar ise aracılar ve market zincirleri oluyor.

Çekirdeksiz üzümde sömürü

Dr. Necdet ORAL
Adnan ÇOBANOĞLU

Son beş yılın ortalamasına göre dünyada çekirdeksiz kuru üzüm üretimi 1.3 milyon tondur. İklim koşullarına bağlı olarak üretimde büyük azalmalar veya artışlar olabilmektedir. Türkiye 260-300 bin tonluk üretimle ortalama üretimin yüzde 20’sini gerçekleştirmekte, Türkiye’yi yüzde 18’lik payla ABD ve yüzde 13’lük paylarla İran ve Çin izlemektedir.

2019 yılı itibariyle 860 bin olan dünya çekirdeksiz kuru üzüm ihracatında Türkiye yüzde 31’lik payla dünyada ilk sırada yer almış, Türkiye’yi yüzde 9’luk paylarla ABD ve İran izlemiştir. Çekirdeksiz kuru üzümün en önemli pazarı Avrupa ülkeleridir. Türkiye ihracatının yüzde 85’ini, ABD yüzde 50’sini, İran yüzde 35’ini Avrupa ülkelerine yapmaktadır.

TÜRKİYE’DE ÇEKİRDEKSİZ ÜZÜM ÜRETİMİ

2020 yılında Türkiye’de gerçekleşen toplam 4.2 milyon ton üzüm üretiminin 2.2 milyon tonu yaş olarak tüketilmek üzere sofralık, 1.5 milyon tonu kurutmalık (346 bin ton çekirdekli-1.2 milyon ton çekirdeksiz), 456 bin tonu ise şaraplıktır. Bağ alanı ve üretim miktarı açısından ilk sırayı Ege Bölgesi almakta, bu bölgeyi Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri izlemektedir. Bölgelere göre üretim incelendiğinde, Ege’de yaş veya kuru olarak pazarlanmak üzere çekirdeksiz üzüm, Marmara’da sofralık ve şaraplık üzüm, Orta Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da şaraplık, sofralık, çekirdekli kurutmalık üzüm, Akdeniz’de ise ilk turfanda üzüm yetiştiriciliği öne çıkmaktadır.

Ege Bölgesinde yoğunlaşan çekirdeksiz üzüm üretiminin yüzde 90’ı Manisa’da, yüzde 6’sı İzmir ve yüzde 4’ü Denizli’de üretilmektedir. Bu illerde 2020 yılı itibariyle dikim alanı 441 bin dekar olup, 1.2 milyon ton üretim gerçekleştirilmiştir. Üretiminin yaklaşık yüzde 60’ı Manisa’nın Saruhanlı, Alaşehir, Salihli ve Şehzadeler ilçelerinden sağlanmıştır.

cekirdeksiz-uzumde-somuru-919592-1.

JES’LERİN KURU ÜZÜM ÜRETİMİNE ZARARLARI

Çiftçiler Sendikası’nın da (Çiftçi-Sen) basın açıklamasında vurgulandığı şekilde tarım arazilerini yok eden, suları kirleten, iklim değişikliğine yol açan, ekolojik dengeyi bozan maden ve jeotermal enerji santralleri (JES) gibi enerji yatırımlarının yanı sıra üretimde kullanılan kimyasallar birçok sorunları birlikte getirmekte, üzüm üreticilerinin geleceğe ilişkin umutlarını tüketmektedir. Örneğin Sarıgöl’de üzüm üreticileri Eldorado Gold şirketinin Kışladağ’daki altın madeninden kaynaklandığını düşündükleri asit yağmurundan korunmak için bağlarının üzerini örtmek zorunda kalmaktadırlar. JES’lerin atmosfere olarak kükürtdioksit, karbondioksit, hidrojen sülfür gibi gazlar ve su buharı salımı yüzünden Alaşehir ve Salihli’deki bağlarda örtü altına alınmaya başlamıştır.

JES’lerin havaya saldıkları gazların yaptığı sera etkisi üzümün kurutulması aşamasında da sorun yaratmaktadır. Sağlıklı kurutma imkanının olmadığı koşullar üzümün kurumasını geciktirmenin yanı sıra Okratoksin-A maddesinin oluşumuna da neden olabilmektedir. Bazı küflerin oluşturduğu toksik (zehirli) bir madde olan Okratoksin-A bağışıklığı baskılama, böbreklere zarar verme, kanser oluşturma, sinir sistemini bozma gibi birçok yan etkiye sahiptir. Tarım ve Orman Bakanlığı Avrupa Birliği’ne ihracat edilen kuru üzümlerde alıcı ülkeler tarafından yapılan kontrollerde Okratoksin-A ile bulaşık parti sayısında artış gözlemlendiği konusunda kuru üzüm üreticilerini zaman zaman uyarmıştır. Sağlıklı ürünün sağlıklı ortamda yetişeceği gerçeğinden hareketle toprağı, suyu, havayı kirleten JES yatırımlarına son verilmeli, var olanların faaliyetleri durdurulmalıdır.

cekirdeksiz-uzumde-somuru-919588-1.

Türkiye’nin dünya ticaretine konu olan ve ihracatta büyük öneme sahip olan üzümleri çekirdeksiz ve özellikle Sultani tip üzümleridir. Üretilen çekirdeksiz kuru üzümün yaklaşık yüzde 90’ı ihraç edilmektedir. Bu nedenle dış politikadaki dalgalanmalar ihracatı olumsuz etkilemekte ve üreticiler bundan zarar görmektedir. Örneğin Suriye ile yaşanan sorunlar yüzünden Orta Doğu ülkelerine yaş üzüm ihracatı yapılamamış ve bu durumda üreticiler üzümlerini sergiye yatırmak zorunda kalmışlardır. Rusya ile yaşanan “Uçak krizi” nedeniyle söz konusu ülkeye de yaş üzüm ihracatı da yapılamamıştır. İhracatta yaşanan sorunlar ülke içinde kuru üzüm fiyatlarının baskılanmasına yol açmıştır.

PİYASADA TARİŞ VE TMO’NUN ROLÜ

Türkiye’de Dünya Ekonomik Bunalımının etkisi ile meydana gelen üzüm fiyatlarındaki düşüşü durdurmak üzere çekirdeksiz kuru üzüm üreticisinin korunması, üretilen ürünün iç ve dış piyasalarda değer fiyatına satılması ve ihracattan sağlanan döviz gelirinin arttırılması amacıyla 1937 yılında Tariş Üzüm Tarım Satış Kooperatifleri Birliği kurulmuştur. Hükümetler bazı dönemlerde TARİŞ’e destekleme alımı yaptırmışlardır. 2000 yılı öncesi Tariş Üzüm Birliği çekirdeksiz kuru üzüm piyasasının yaklaşık yüzde 30’unu elinde bulundurmaktaydı. IMF, Dünya Bankası ve DTÖ’nün dayatmasıyla 16 Haziran 2000 tarihinde Tarım Satış Kooperatifleri Birliklerini çökertmek ve tasfiye etmek amacıyla 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanun çıkartılmış, yaşanan finansman sorunlarıyla birlikte Tariş Üzüm Birliği’nin piyasadaki ağırlığı azalarak 2016/17 sezonunda yüzde 6’ya kadar düşmüştür. Bu yıldan sonra TARİŞ’in piyasadan tasfiye süreci hızlanmış, TMO TARİŞ’in olanaklarını (eksper, işçi, depo, kantar) kullanarak üreticiden kuru üzüm alımına başlamıştır. Ancak TMO satın aldığı üzümler için dış pazar aramak yerine karlı bir şekilde TARİŞ’e devretmiş, böylelikle üreticilerin ve kooperatifin sırtından para kazanmıştır. 2019 yılında TMO ve TARİŞ arasında ayrıntıları kamuoyuna açıklanmayan bir protokol imzalanmış, bu süreçten sonra TARİŞ’in piyasadaki ağırlığı daha da düşmüş, buna karşılık TMO’nun rolü daha belirleyici hale gelmiştir. TMO ise piyasaya üreticilerin değil, ihracat yapan şirketlerin lehine müdahale eden, TARİŞ’i çökertme ve tasfiye etmek için çalışan bir kurum niteliğine bürünmüştür.

2020 yılında TMO 9 numara kuru üzümün kilosunu üreticilerden 12.5 liraya alacağını açıklamış ve 5.105 üreticiden 62 bin ton kuru üzüm alımı yapmıştır. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kuru üzüm fiyatının 12.5 liranın altına düşürülmeyeceği beyan edilmesine rağmen tüccarlar hiçbir zaman bu fiyattan üzüm almamışlar, hatta TARİŞ’in alım fiyatları bile çoğu kez bu fiyatın altında kalmıştır. TÜİK verilerine göre son bir yılda mazot fiyatı yüzde 27.4, gübre fiyatı ise yüzde 52.9 oranında artış göstermiş, Çiftçi-Sen 2021 yılı için kuru üzüm maliyetini 11.5 TL/kg olarak açıklamıştı. TMO, 7 Eylül’de 2021’de bu artışları yok sayarak 9 numara kuru üzümün alım fiyatını geçen yıla göre sadece yüzde 4’lük artışla 13 TL/kg olarak belirlemiştir.

ÜRETİCİ VE TÜKETİCİ FİYATLARI

Üreticiler çekirdeksiz kuru üzümü maliyetine bile satamazken, tüketiciler üzüm için çiftçinin eline geçen fiyatlardan 2-3 kat daha fazla fiyat ödemekte, bu süreçte kazananlar aracılar ve market zincirleri olmaktadır. Bu nedenle gerek uluslararası sözleşmelerden gerekse Anayasadan gücünü alan çiftçilerin sendikal örgütlenmesi fiyat belirleme sürecine dahil edilmelidir.