Cemaatin ÇEDES’i
Okulları tarikat ve cemaatlerin arka bahçesine dönüştüren ÇEDES’te skandallar sürüyor. İsmailağa Cemaati’ne yakın İhya Vakfı ‘Güzellik Algısı’ etkinliği yapacak.

Etki Can BOLATCAN
Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) kamusal eğitim sorumluluğunu Diyanet ve dini vakıflara devrederek okulları tarikatların arka bahçesine dönüşmesine alan açan ÇEDES’in, laik ve bilimsel eğitime yönelik kuşatması derinleşiyor. ‘Çevre ve değerler eğitimi’ kılıfıyla öğrencileri cemaatlere iten ve devlet okullarında dinci-gerici uygulamaların önünü açan bu proje kapsamında, Ankara’da bir skandala daha imza atıldı.
İsmailağa Cemaati’ne yakınlığıyla bilinen İhya İlim Hizmet ve Yardımlaşma Vakfı tarafından “Geçmişten Günümüze Güzellik Algısı” başlığıyla düzenlenecek etkinliğin okullarda ÇEDES kapsamında kabul edileceği duyuruldu. Sadece ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki kız öğrencilerin katılımına açık olduğu belirtilen etkinliğe Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı öğretmenlerin bulunduğu “ÇEDES” WhatsApp grubu üzerinden de çağrı yapıldığı iddia edildi.
Daha önce Bakan Yusuf Tekin, İhya Vakfı üyelerini ağırlamış; 47 kız öğrenci Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ortak projesiyle İhya Vakfı’na bağlı Kur’an Kurslarında “hafızlık icazeti” almıştı.
“OKULLAR TARİKATÇI DÖNÜŞÜMÜN PARÇASI OLAMAZ”
Öğretmenlerin bulunduğu ÇEDES WhatsApp grupları üzerinden benzer etkinliklerin paylaşıldığını ve okullarda bulunan “Değerler Kulübü” aracılığıyla emir gelmiş gibi öğrencilere dayatıldığını belirten Eğitim Sen Ankara 1 No’lu Şube Başkanı Mehmet Aydoğdu, “Bu etkinlik, bir cemaatin, tarikatın etkinliği. Etkinlikte bir cemaate mensup kişiler varsa öğrencileri oraya yönlendirme konusunda ısrar ediyorlar. Bu durum asla kabul edilemez” dedi.
Öğrencileri ÇEDES kapsamıyla dinci-gerici etkinliklere dahil etmenin yasal kılıfı olduğuna dikkat çeken Aydoğdu, “Örneğin öğretmen diyecek ki; 'Bu talimat ÇEDES grubundan geldi, ben de öğrenciye söyledim, öğrencinin annesi babası da tamam dedi.' Belki normal dindar bir aile ama çocuğunu aslında tarikatın, cemaatin bir etkinliğine katmış oluyor. Orada telefonunu alıyorlar, daha sonra görüşülüyor, konuşuluyor ve bu çocuk da cemaat/tarikata dahil ediliyor” ifadeleriyle yaşanan süreçleri anlattı.
Okulların bu dinci-gerici kuşatmanın bir parçası olmaması gerektiğini söyleyen Mehmet Aydoğdu, “Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullar bu şekilde cemaat ve tarikatların altyapısını oluşturacak bir süreci örgütlemiş oluyor. Eğitim Sen olarak hem bu süreçlerin hem de yaratılmak istenen dinci, gerici, piyasacı karanlığın karşısında duruyoruz” şeklinde konuştu.


