Cenazesi ailesine verilmeyen Aziz Güler’in ağbisi Ersin Umut Güler: Kardeşim Aziz’i sırtlar öyle geçiririm Türkiye’ye
Olup bitenleri dramaturjik terimlerle ifade etmemin nedeni, Aziz’in ağbisi Ersin Umut Güler’le yaptığım röportaj. Kendisi de Yolcu Tiyatro’da sanatını sürdürmeye çalışan bir tiyatrocu. Onunla son yaşanan durumu, Aziz’in cenazesinin Türkiye’ye getirme girişimlerini ve Aziz’i konuştuk

EMRAH SERBES
Aziz Güler, Beşiktaş’ta doğmuş büyümüş, Türkiyeli bir sosyalist, senelerce Abbasağa’da oturmuş, komşumuz. 21 Eylül 2015’te, Rovaja’da, IŞİD çetelerine karşı savaşırken hayatını kaybetti. 27 yaşındaydı. Cenazesinin doğduğu büyüdüğü topraklara getirilmesine sözde bir bakanlar kurulu kararıyla izin verilmiyor. Sözde diyorum çünkü ailenin avukatı Sinan Varlık, karara ulaşamadıklarını söylüyor. (Kaynak: Etha/Arzu Demir) Ortada hayali bir karar var. Daha açık söylemek gerekirse savaş hükümetinin yerel kamu görevlilerine şifaen verdikleri hukuk dışı emirlerin kanun telakki edilmesi durumu var. Acil olan durumsa Aziz Güler ve onunla birlikte doğdukları toprağa gömülmeyi bekleyen 20 devrimcinin cenazesi. Kimi cenazeler mecburen Kobane’ye defnedilmiş, dört cenaze ise Habur Sınır Kapısı’nda soğuk hava tırında bekletiliyor.
AKP kimsenin istemediği bir savaşın fitilini ateşledi
Son dönemde bunu sıklıkla görüyoruz, tahrip edilen mezarlıklar, cenazelerin Türkiye’ye sokulmaması, Hasan Ferit’in gömülmesine izin verilmemesi, Günay Özaslan’ın cenazesinin Gazi Cemevi’nden kaçırılma girişimi, ilk aklıma gelen örnekler. Artık şunu çok açık söyleme zamanı geldi, Tayyip Erdoğan liderliğindeki Beştepe Cuntası ve onun kukla savaş hükümeti tahakkümünü sadece Kürtler ve Türkiyeli devrimcilerin yaşamları üzerinden değil, onların cenazeleri üzerinden de kuruyor. Bedenlerini kurşunladıkları devrimcilerin ve sivillerin ruhlarını da sürüm sürüm süründürme amacındalar. Bunun ne mevcut anayasada ne de uluslararası hukukta yeri var, ne de herhangi bir dinde ve inanç biçiminde. “Hoca” lakaplı Ahmet Davutoğlu, Sophokles’in Antigone’sini dikkatle okusun, okuduysa bir daha okusun. Cenazelerin gömülmesine izin vermemek, çocukların cenazelerini buzdolaplarında, devrimcilerin cenazelerini soğuk hava TIR’larında, sınır kapılarında bekletmenin anlamını düşünsün. Dramaturjik terimlerle ifade edersek AKP, kimsenin istemediği bir iç savaşın fitilini ateşleyerek trajik hatasını çoktan yaptı. Bugün, trajik sonlarına doğru yürürlerken korku ve acıma duyguları uyandırıyorlar Türkiye halklarında. Ama Aristotoles hâlâ haklı, ruhumuzun arınması yakındır.
Olup bitenleri dramaturjik terimlerle ifade etmemin nedeni, Aziz’in ağbisi Ersin Umut Güler’le yaptığım röportaj. Kendisi de Yolcu Tiyatro’da sanatını sürdürmeye çalışan bir tiyatrocu. Onunla son yaşanan durumu, Aziz’in cenazesinin Türkiye’ye getirme girişimlerini ve Aziz’i konuştuk.
‘Suriye tarafına geçtik’
>>Rovaja’da IŞİD çeteleriyle savaşırken hayatını kaybeden kardeşin Aziz Güler’in cenazesinin Türkiye’ye getirilmesine resmi makamlarca izin verilmiyor. Bakanlar Kurulu kararı olduğu, Suruç Kaymakamı’nın izin vermediği biliniyor. Aile olarak bir takım girişimlerde de bulundunuz? Son durum nedir?
Vefat durumunu öğrendikten sonra avukatlar ve bir vekil Suruç Kaymakamı ile görüştü ve Bakanlar Kurulu kararıyla Suruç’tan Türkiye'ye cenaze alınmayacağı söylendi kendilerini. Sonra ben ve babam Suruç'a geldik. Seçimden sonraki süreçte cenazeleri Türkiye’ye kabul edilmeyen aileler evlatlarını Kobane’de defnetmek zorunda kalmışlar. Kaymakamlıktan alınan özel bayram izniyle arife günü mezar ziyareti için Kobane’ye geçeceklerdi bir süreliğine. Bizde son anda onlara dâhil olup Suriye tarafına geçtik. Araya bayram tatili girdiği için süreç durdu. Pazartesi günü avukatlar ve bazı vekillerle süreci devam ettireceğiz.
‘Ana akımda haber yok’
>> Aziz’in cenazesinin Türkiye’ye getirilmesi için destek alabildiğiniz kimseler var mı? Bu konuda bir çağrın var mı?
Bazı HDP'li ve CHP'li vekillerle görüştük. Destek vereceklerini, ilgili makamları arayıp bilgi alacaklarını, durumu çözmeye çalışacaklarını söylediler. Yazılı ve görsel basında, internet medyasında haberler yapıldı. Ancak maalesef sol çevreler haber yapıyor sadece. Havuz medyası dışında kalan ana akım medyadan yapılan bir haber görmedik henüz. Change.org'da imza kampanyası başladı.
İnsani değerlere saygılı bütün yurttaşları ve kamuoyunu bu konuda ellerinden ne gelirse yapmaya davet ediyoruz.
>> Baban Mehmet Güler’in bir kararı var, kardeşin Aziz’in cenazesi gelmeden Türkiye’ye gelmeyeceğini söylüyor. Bu kararı alma süreci nasıl gerçekleşti, Aziz’in böyle bir vasiyeti var mıydı?
27 yıllık yaşamı boyunca Aziz’in kendi ölümü ve sonrası ile ilgili şaka için bile olsa ağzından tek kelime duymadım. Aziz’in böyle bir vasiyeti yoktu. Ölüm üzerine büyük laflar etmedi hiç. Yaşama tutku ile bağlıydı.
Babamın burada kalma kararı, Suriye’ye geçip Aziz’i hastanede gördükten sonra burada gelişti.
>> Aziz Türkiye’de doğdu büyüdü, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler okudu. Beşiktaş’ta ve İzmir’de yaşadı. Birleşik Özgürlük Güçleri’ne (BÖG) katılma kararını ve Rojova’ya geçişini sizlerle paylaştı mı?
Rojava'ya gelmeden yaklaşık 1 sene önce İzmir’de yaşamaya başlamıştı. Ondan önce hep İstanbul’daydı. Rojava'ya gitme kararını bize söylemedi. Gittikten sonra haber aldık. Kobane’de savaşın yoğun olduğu zamanlarda Suruç’ta insanlar nöbet tutuyor orada bekliyorlardı. O zaman Suruç’tan gözle görülebilir yakınlıkta olan Kobane’deki savaşa ve yıkıma şahit olmuştu.
‘Vahşetin nedeni kaynaklara sahip olma amacı’
>> Birleşik Özgürlük Güçleri (BÖG), Kobane ve Rojava gibi özgürleştirilmiş kantonların cihatçı çetelere karşı savunulmasının Kürtler kadar Türkiyeli sosyalistlerinin de öncelikli görevi olduğunu savunuyor, bu yüzden kuruluşunu da Kobane’de ilan etti. Aziz de böyle düşünüyordu? Senin bu konudaki görüşlerin nelerdir?
Rojava'daki süreç başladığı günden itibaren gelişmeleri takip ediyordum. O günlere kadar Suriye topraklarında yok sayılmış bir halk olan Kürtler, bir de cihatçı çetelerin vahşetiyle karşılaştı. Türkmenler, Araplar, Ezidiler bu vahşetin kurbanı oldu. Kendinden olmayan herkesi öldürmeyi kendine iş edinmiş çeteler Suriye halkları için en büyük tehdit olmaya devam ediyor. Bu çetecilerin geçmişine baktığımızda Taliban, El Kaide, Afganistan, Çeçenler ve dolayısıyla Amerika ve bazı emperyalist güçler çıkıyor karşımıza. Emperyalistler buradaki petrolün çıkarılması ve dağıtımıyla ilgili yeni düzenlemede alacakları pozisyonları belirlediler bile. Bu topraklarda yaşanmış ve yaşanan bu vahşetin öncelikli nedeni kaynaklar üzerinde hak sahibi olma isteği, yani para. Ortadoğu'daki petrol ve diğer kaynakların ne boyutta fazla olduğunu anlatmaya gerek yok sanırım.
>>Ortadoğu’daki emperyalist bölüşüm politikaları ve cihatçı çetelerle mücadelede bundan sonrası için öngörülerin nedir?
Rojava bölgesinin tamamen özgürleşmesi ardından Suriye'ye ve bütün Ortadoğu'ya yayılması gerekiyor. Ortadoğu'nun, gerçekten özgürleşme sürecinin ne kadar süreceğini çok uzun yıllar takip edeceğimiz şimdiden belli. Türkiye de Ortadoğu'nun bir parçası, biçimsel olarak şu anda farklı görünse de bu sürecin içinde. Ülkelere ve bölgelere göre değişiklik gösterebilir ama ailelerin, aşiretlerin, oligarşinin elindeki bu kaynakların halklar için kullanılması gerekiyor. Bu sınıfsal farkı Suriye'de de, İstanbul’un yan yana iki ayrı mahallesinde de görebiliyorum. Bölgede dengeler değişiyor ama esas önemli olan emperyalistler dışında bir gelişmenin Ortadoğu topraklarında vücut bulması. Belki zor bir istek gibi görünüyor ama Aziz dahil Türkiyeli sosyalistlerin isteği bu. Bu gerçekleşmedikçe Ortadoğu halklarının hayatı hep savaş içinde geçecek.
Her şeyi başarsalar dahi insanların içindeki özgürlük isteği ilk bulduğu toprakta mutlaka yeşerir.
>> Arkadaşları Aziz’in hep güler yüzlü bir insan olduğunu söylüyor. Senin Aziz’le bir kardeş olarak ilişkin nasıldı?
Güler yüzlüdür Aziz, yaşadığımız onca şeye rağmen güler yüzlü bir aileyiz. Çok severiz birbirimizi ağbi-kardeş. Sevecen ve inatçıdır Aziz. Tek ve küçük kardeşim Aziz. Uzun kirpikli, kocaman yürekli sade bir çocuktur Aziz. “Yetkin güzellik sadelikten doğar" cümlesinin karşılığıdır Aziz. Azizim. Azizimi doğup büyüdüğü topraklarda, İstanbul’da defnedeceğiz. Ne kadar sürerse sürsün, neye mal olursa olsun. Eğer naaşını Türkiye'ye almamakta diretirlerse, Azizimi sırtlar öyle geçiririm Türkiye'ye.
***
Aziz, Gezi’de de ön saflarda yer aldı
Aziz üniversite öğrencilerin mücadelesinde, Tekel Direnişi’nde, yoksul mahallelerde, emperyalizm karşıtı eylemlerde hep en ön saftaydı. Gezi Parkı’nda beraberdik Aziz’le. Bir gün bile evimizde uyumadık bütün süreç boyunca. Taksim’e yapılan ilk polis müdahalesinde gözaltına alındı. Sonra serbest bırakıldı. Polis parkın içine müdahale ettiğinde gözaltından yeni çıkmasına karşın dayanamayıp Taksim’e çıktı o akşam. Yine beraberdik...


