Ceren Damar davasında katil savunma değiştirdi

27.09.2019 10:04 GÜNCEL
Akademisyen Ceren Damar Şenel’in katil zanlısı Hasan İsmail Hikmet, hâkim karşısına çıktı. Sanık Hikmet, katlettiği Şenel ile zorunlu bir birliktelik yaşadığını iddia etti. Hikmet’in avukatı Vahit Bıçak, “Müvekkilim cinsel saldırı suçunun mağduru olmuştur” dedi. Duruşma 29 Kasım’a ertelendi

Burcu Cansu

Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi Ceren Damar Şenel’in katili Hasan İsmail Hikmet, Ankara 33’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hakim karşısına çıktı. Kadın örgütleri ve eğitim sendikaları davaya geniş katılım sağladı.

Çok sayıda kadın ve avukat duruşma salonunda yer olmadığı gerekçesi ile salona alınmadı.

Dava oncesinde Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması yapan kadın örgütleri, "Kadınlar olarak biliyoruz ki yaşamlarımızdan başka kaybedecek hiçbir şeyimiz kalmadı. Erkek şiddetine yeter diyoruz. Biz kadınların talepleri var. Artık ölmek değil yaşamak istiyoruz. 6284 sayılı kanuna, istanbul sözleşmesine saldırmaya iktidarın bırakmasını istiyoruz” dedi.

Mahkeme, Hasan İsmail Hikmet’in tuttukluluk halinin devamına karar verdi ve ikinci duruşmayı 29 Kasım'a erteledi.

MÜDAHİLLİK TALEPLERİ REDDEDİLDİ

Çok sayıda kadın örgütü, eğitim sendikaları ve barolar müdahillik talebinde bulundu.

Sanık avukatı, müdahillik taleplerinin reddedilmesini talep etti.

Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Çankaya Üniversitesi 'nin müdahillik talepleri kabul edilirken, diğer katılım talepleri reddedildi.

SANIK, "SEVDİĞİM KADINI NASIL KAYBETTİM?"

Sanık İsmail Hikmet, savunmasında şunları söyledi:

"23 yaşındayım. Bu vahim olaydan dolayı çok pişmanım. Kimse benim yaşadığımı yaşamak istemez. Olaydan önce de psikolojik tedavi görüyordum. Unutkanlık sorunum var ifademi okumak istiyorum. Yaşadığım pişmanlığın tarifi yok."

Sanık Hikmet, "Sevdiğim kadını nasıl kaybettim?" dediğinde tansiyon yükseldi. Ceren Damar'in eşi " Cevabı ben vereceğim" dedi.

Sanık Hikmet ifadesine şu şekilde devam etti:

"Medyanın olayı farklı şekilde ifade etmesi beni etkiledi. Emniyetteki ifademi değiştirmek istedim ama yapamadım. Polisler bana kötü davrandı. Sanki siyasi suçlu gibi hangi partiye oy verdigimi sordu. Polisler ifademi kafasına göre değiştirdi. Maktule ile 2015 yılında tanıştım. Isı ile ilgili deneyimsiz olduğundan tartışmalarımız oldu. Yanlış tercihleri yüzünden okul uzatan arkadaşlarımız da oldu. Evlenene kadar Incek'te ailesi ile yaşadı. O zamanlar Gölbaşı'nda ikamet ettiğimden aynı yolu kullanıyorduk. Bir adamla tartıştığını gördüm ve durdum. Odasına geçtiğimde bana teşekkür etti. O esnada eski kız arkadaşım aradı. Fransızca konuştuğum için bana dil konusunda yardımcı olacağını söyledi. Samimiyetimiz buradan gelir."

"CİNSEL BİRLİKTELİĞİMİZ OLDU"

Sanık Hikmet, ifadesine şu şekilde devam etti:

"Sporcu olmamız ortak noktamızdı. Benden hoşlandığını ve kız arkadaşımdan ayrıldığında sorun olmayacağını söyledi. Ben kibarca reddettim. Birkaç kez cinsel birlikteliğimiz oldu. Ilk ilişkimiz Ceren'in arabasında oldu. Bu olaydan sonra baskı yaptı. Kız arkadaşından ayrılacaksın baskısı oldu. Kendisi ile olmazsam okuldaki nüfuzunu kullanacağını söyledi. Ben de kız arkadaşım ile ayrıldım. Kız arkadaşımla ayrılmamız tepki çekti. Ceren ile aramızdaki ilişki zorlama idi. Ceren çok kıskanç idi. Ceren ilişkimizi kimse ile paylaşmıyordu. Ceren ile ilişkimizi saklama çabam olmadı. Yakın dostum bu konuda tanıklık yapabilir. Antremanlarda beni izlemeye gelirdi. Bana tesbih aldı.Bu kadar samani idiniz dr neden fotoğrafınız yok derseniz? Benim başıma geçmişte kötü bir olay gelmişti. Fotojenik olmadığım için fotoğraf çekinmem. Maktulün telefonunda bir kaç fotoğrafı olacaktı. Tek hatam ilişkimizi aileme söylememem oldu. Yaklaşık 6 ay iliskimiz oldu. Ayrıldıktan sonra baskı yaptı, psikolojik tedavi oldum. Arabası ile evime gelmişliği de var."

Sanık savunması tepki çekti. Salondan sürekli "Sen insan mısın, terbiyesiz" sesleri yükseldi.

Sanık Hikmet, mahkeme başkanının "Sen kopya çektin mi?"sorusuna, "o sınavda herkes kopya hazırladı. Ben de cektim" diye yanıt verdi.

Sanık Hikmet, "Maktul ısrarlarından vazgeçmedi. Eşi ile sorunları olduğunu söyledi. Artık ilişkimiz olmadığını söylesem de ikna olmadı. Eşinin kendisini cinsel anlamda mutlu edemediğini söylediğinde başımı belaya sokacağını söyledim. Ne yapsam da ikna edemedim"

Sanık olayın yaşandığı günü şöyle anlattı:

"Sınavda kopya çekerken yanıma geldi. Sınavda kopya çekeceğimden haberi olduğunu söyledim. Mezuniyeti unutmami söyledi. Neden böyle yaptığını sorduğumda annene nasıl FETÖ'den işlem yatırdıysa bana da yaptıracağını söyledi. Ben sinir krizi geçirdim. Ceren'in benimle uğraştığını Berk'e söyledim. Beni tahrik etti. Berk'e "onu öldüreceğim" demedim. Eve gittim. Canımdan çok sevdiğim annemler hakkında söylediklerini unutamadım. Geçirdiğimiz zor zamanları düşününce evden babamın silahını da aldım. Plan ve tasarlama yapmadım. Maktule annemi karıştırmasaydı böyle bir olay yaşanmayacaktı. Bu olaydan sonra annem göreve döndü. Ceren'e anneme iftira edilmesi ile alakası olup olmadığını sordum o da evet dedi. Saat 15.00 civarında gittiğimde odasında yoktu."

"Ceren ile tartıştık. Sinirlendiğim için FETÖ işi ile alakası olmadığını belirtip eşinin işi olduğunu söyledi. Eşini aradı ama açmadı. Maktule "eşimi de seni de harcayacağım" dedi, cinnet geçirdim. Bıçakla yaraladım. Silâhı kafama dayadım ve odaya bir kaç kişi girdi. O esnada odaya birileri girdi ve silah ateş aldı. Kendimde değildim. Korkup kaçtım. Beni kovalarlarken havaya ateş açmadım. Annemi arayıp intihar edeceğimi söylediğimde beni vazgeçirdi. Sonra teslim oldum. Olayda kullandığım bıçağı hep yanımda taşırdım. Silâhı yanıma alma amacım da intihardı. Maktulu öldürmek istemedim. Üzgünüm. Bu arada benden önce bir kız intihar etmiş ve gizlemişler."

Sanık ifadesinin ardından mahkeme başkanı duruşmaya kısa bir ara verdi. Aranın ardından sanık yazılı savunmasına mahkeme başkanına sundu.

EMNİYETTEKİ İFADESİNİ REDDETTİ

Mahkeme Başkanı sanık Hikmet'e daha önceki ifadelerini sorduğunda, kabul etmedi. Sanık olay anına ilişkin emniyet ifadesinde yer alan Ceren Damar bana hakaret ettiğinde ateş ettim ve silahla saldırdım" şeklindeki ifadesini de reddetti.

Mahkeme Başkanı "Daha önce bir ilişkiden bahsetmemişsin" dediğinde sanık "Aileme zarar verirler diye korktum" dedi.

"SENARYOSU İYİ YAZILMIŞ DİZİ İZLETİLDİ"

Baba Mustafa Damar şunları söyledi:

"Senaryosu iyi yazılmış ama aktörün beceriz olduğu bir dizi izletildi. Iyi yetiştirilmiş bir bilim kadınıydı. Kızımın görev yaptığı yer DSİ'nin deposu değildi. Günde onlarca eğitim gören, insanlarla iletişim kurduğu bir kurumda çalışıyordu. Bu hikayeyi nereye koyacağız anlayamadım. Aklımızla dalga geçiliyor. Öncelikle zavallı katil emniyette neler çekmiş, çok üzüldüm. Yazıktır civan gibi delikanlı. Bu katil, annesi babası polis kökenli. Babası 2016 yılında emekli olmuş, annesi FETÖ'den ihraç edilmiş. Olay tarihinde ihraç. Olay oluyor biz acımızla yanarken, bu katılın annesi babası emniyette cirit atıyor.

Bir anne düşünün oğlu cinayet işlemiş henüz daha bir saat geçmeden katilin otoparkta bulunan aracını kaçırmaya gidiyor. Arama olmadan arabayı kaçırıyor. Oysa savcının otomobili arama talebi var. Bir gün sonra aracın torpido gözünde intihar mektubu bulduğunu söylüyor.

"İNSAN ÖLDÜRENE KATİL DENIR"

Sanık avukatı "Sanık" denilmesini istedi. Baba Damar, "TDK'ya göre insan öldürene katıl denilir" dedi Salondan alkışlar yükseldi.

İFTİRA İNSANLIĞIN EN ALÇAK SEVİYESİ

Baba Mustafa Damar, canice, işlenen cinayetin hukuk fakültesinde işlendiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu hocalarımız olayı binenler ve tanıklık yapıyorlar. Hukuk bilen insanlara katilin anne, babasının polis kimliği sebebiyle polislerin yaltaklık yapması nedeniyle hukukçulara 'Annesi ihraç edilmiş yazık bunlara' diyor.
Katil çok fazla detay verdi teşekkürler. Katil, "ilişkimiz vardı" diyor ama önce bir aynaya bak. Sen kızımın odasına girme sebebin görevi!"

Salondan alkış sesleri yükseldi.

"Kızım ile ilgili neler anlattı. 2016'da annesi FETÖ'den ihraç ediliyor. Kızımın benim bilmediğim becerileri varmış, getiren ihraç ettirebilmis. Iftira atmak insanlığın en alçak seviyesidir. Annesi otomobili polis araması yapılmadan kaçırıyor. Intihar mektubunun olaydan önce yazıldığı iddia ediliyor. Ve mektupta, 'bilerek, isteyerek öldürmedim' diyor. Katil emniyette neler olduğunda haklı olabilir ama mektubun polis gözetiminde yazdığı kesindir. Polislerin yardim yataklık ettiği gibi bir düşüncem var.

Medyaya da yansıdı sadece katıl değil. Daha önce işlediği suçlardan hak ettiği cezayı almış olsaydı ama hep sırtı sıvazlanmış. Gerekli ceza verilmediğinden palazlandı."

"Adalet tecelli edecektir demeyeceğim, katil hak ettiği cezayı aldığında adalet tecelli edecektir. Katilin akıl hocasına bu kadar beceriksiz senaryo yazdığı için teşekkür ediyorum. Bu canilere, bu mahluklara izin verilirse meslektaşını yapan binlerce insan görevini yapamaz. Onlarca kopyası var. Diğerleri korkuyor yakalamıyor ama benim kızım bu toplumda yetişmiş olsaydı banada derdi ama o evrensel kültüre sahipti. Yanlışlarla mücadele eden bir insandı."

Babanın sözleri sonrasında salonda bulunan kalabalık alkışladı.

Duruşmada söz alan Ceren Damar’ın annesi ise, “Cımbızla eti yolunsun, bu acı benimle mezara gidecek. Onun şerefsiz insan olduğunu gösteriyor. Onun kızım hakkında söylediği şeyler beni acıtmadı. Benim kızım süt kadar temiz. Çok güzel bir Türk filmi olur” dedi.

Ceren Damar Şenel' eşi:

"Üçüncü yıl dönümünüzün tatlı telaşını yaşamamız gerekirken bugün ifade veriyorum. Ceren ile tanıştığımda "mucize" dedim. İlişkimiz 8 yıl kesintisiz sürdü. Bu süre zarfında Ceren bana sayısız mutluluk yaşattı. Eşime duyduğum saygı sevgi ve güven devam etmektedir.

"Karşımda kendi emeği ile sınavı geçecek kapasitesi olmayan, hırsızlık olan kopyayı kendisine şiyar edinen, kalleşçe arkadan saldıran bir insan var. Ağzından çıkanlar şahsım nezdinde hiç bir şey ifade etmiyor. Söyledikleri tamamen yalan. Ceren'in hayalleri vardı. Doktorasını bitirmek, çocuklarının olması. Bir bilim kadını olarak hizmet etmek, haysiyetli öğrenciler yetiştirmek..."

"Hayatımız tercihlerden oluyor. Ceren kopyayı görmezden gelebilirdi ve yaşardı. Ya da işini vazifesini yapardı. Ceren hayatına mal olmasına rağmen ikincisini seçti. Sonu ne olursa olsun korkmadı. Başkalarının tanımadığı öğrenciler için canını vererek son dersini Türkiye'ye verdi. Ceren hoca bıçakla değil kalemle, silahla değil kitapla yaşadı. Kimseye kalleşçe saldırmadı. Vicdanlı anne, baba tarafından yetiştirildi. Ülkeli olduğu için bunu yaptı. Eşimin üzüntüsünü yaşarken yaptıkları için eşimle grur duyuyorum. Ceren hoca bedenen aramızda olmayabilir ama tüm Türkiye'de. Insanlar kızlarına Ceren adını koyarken mutluluk duyacak."

Sanığa bakarak, "sen Ceren hocayı öldüremezsin. Bir kişiyi öldürdüğünü sanarken, binlerce Ceren hoca burada bekliyor. Adaleti yanıltamayacaksın. Ahirette Ceren Damar Şenel seni bekliyor olacak. Acım ve ızdırabım en ufak şekilde azalmadı. Bu şahıstan şikayetçiyim en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum. Hakkımı helal etmiyorum" dedi.

FAİLİN BABASI BENİMLE GÖRÜŞMEK İSTEDİ

Olay yaşandıktan sonra Hikmet'i kovalayan ve silahla tehdit edilen mağdur ifadesinde şunları söyledi:

"Hukuk fakültesinde öğrenciyim. Sesler geldi. Silâh sesi sonrası koştuk. Fail gayet sakin şekilde sonrasında hızlanıp koştu. Yardım çağırmaya gidiyor sandim. Hocamız yakalayın dedi. Koşmaya başladım. Üzerine kitap fırlattım. Güvenliğe bağırdım ama tutuklamadı. Silâh sesini duyduktan sonra yavaşladım. Köşeye gittiğimde sanık kaybolmuştu. Daha önce ki ifadem doğru."

Sanık Hikmet ise havaya ateş etmediğini savundu.

Mahkeme Başkanı "Havaya mı ateş edildi" diye sorduğunda mağdur tanık, havaya ateş edildiğini doğruladı.

"Failin babası benimle konuşmak istedi ama ben reddettim." dedi.

Sanık avukatı Vahdet Bıçak, "Kovaladığın kişinin sanık olduğunu hatırlıyor musun?" diye sorduğunda salondan sesler yükseldi.

İfadelerin ardından 1 saat 15 dakika ara verilen duruşma avukatların savunmaları ile devam etti.

SANIK, CEREN HAKKINDA SORUŞTURMA AÇTIRMAYA ÇALIŞTI

Ceren Damar Şenel ailesinin avukatlarından Çetik Arslan, şunları söyledi:

"Sanığın beyanını kabul etmiyoruz. Yargılama sonunda hukuka, adalete duyulan güven yeniden tesis edilecek. Sanık savunmasını yaptı ama olayın nasıl olduğunu kısaca anlatmak istiyorum. Cumhuriyet Savcılığı, sanığın tasarlayarak canavarca öldürdüğü sonucuna varmıştır.

Sanık çelişkili beyanlarda bulundu. Sanık 2016 yılında kopya çekerken, Ceren tarafından yakalanıyor. Pişmanlık duyacağına Ceren'i tehdit ediyor. Bu husumetin burada kalmayacağını söylüyor. Bunu Ceren eşine söylüyor.

Sanık 15 Temmuz sonrasında Çankaya Üniversitesi'ne photoshop yaptığı bir paylaşımı sanki Ceren'in paylaşımı gibi göstererek şikayet ediyor.

Ceren hakkında FETÖ'den soruşturma açılmasını sağlamaya çalışıyor. Okulun soruşturması sonucu gerçek açığa çıkıyor ve soruşturma açılmıyor. Sanığın dosyasında eski sevgilisine ilişkin de photoshop ile yapılmış ahlak dışı, etik dışı görüntüler var.

O gün sınav olmasa üç hoca okulda olmayacaktı. Hocalar okulda olduğu için suç üstü yakalanıyor. 17.03'te eşini arıyor Ceren, odasına girer girmez sırtından vuruluyor. Silâh çok güçlü. Daha sonra 17 kez bıçaklanıyor. Olay bu kadar belli iken sanık neden böyle bir yönteme girdi. Sanık da biliyorki kamu görevlisini canice, tasarlayarak öldürmenin cezası müebbet hapis cezası. "

Ceren Damar Şenel'in ailesinin avukatlarından Eylül Erdem sanık Hikmet'in ifadelerinde çok sayıda çelişki olduğunu belirtti. Erdem, "Kopya çekerken yakalandığınız için Ceren'in size sinkaflı sözler söylediğini iddia ettiniz. Ceren size kopya çekerken değil profesyonelce kopya verirken mi yakaladı?"

Sanık Hikmet, "Hayır. Kopya en arka sıradan öne doğru geldi. Daha önce de husumeti vardı" dedi.

Avukatların "2016'da da kopya çekerken yakalıyor. Daha önce nasıl husumetin oluyor" diye sorduğunda, sanık Hikmet "Ayrıldığım için husumeti vardi" dedi.

Sanığa Ceren Damar Şenel hakkında neden okul idaresine şikayette bulunmadığı sorulduğunda ise Sanık okul yönetiminin Ceren'i koruduğunu iddia etti.

SANIK AVUKATI: TEHDİT EDİLDİM

Sanığın avukatı Vahit Bıçak da söz alarak, üniversite yönetimi hakkında açtıkları dava olduğunu belirterek, "Yakınları anlıyorum. Özgürlüğüm tehdit edildi. Yemek yemeye çıkamadım. Ara verildiğinde savunmanın güvenliğine de dikkat edilmeli" dedi.

SANIK, "İNTİHAR MEKTUBUNU OLAYDAN SONRA YAZDIM"

Ceren Damar Şenel'in ailesinin avukatlarından Eylül Erdem, " Okuldan kaçta ayrıldın?" diye sorduğunda sanık Hikmet, "Maktule ile konuştuktan sonra sınav evrakları elindeydi. Konuştum tahmini 12.45 gibi aracın yanına geldim" dedi.

Avukat Erdem, "Emniyet ifadesinde tanık Bahadır Berk'e Ceren'i vuracağını söylediğiniz yer alıyor. Okuldan çıkış saatinizi dikkate alırsak koridorda Ceren ile hiç rastlaşmadınız ve size hiç hakaret etmedi. Emniyet ifadenizde intihar mektubundan bahsedilmiyor. Anneniz 18.30 da aracınızı okuldan alıyor. Mektupta 12.00 ibaresi var. Mektup iddianıza göre 12.00 de yazılmış. Öncesinde kamera görüntülerinde yoksunuz. Bunu nasıl açıklarsınız?" Dediğinde sanık "Kamera görüntü almamış dedi. Avukatların intihar mektubunu ne zaman yazdığını sorduğunda ise Sanık Hikmet, "Olaydan hemen sonra yazdım" dedi.

Avukat Erdem, "Silahla doğrudan ateş etmediğini söylüyorsunuz, Ceren'in vücudundaki mermileri nasıl açıklıyorsunuz? " diye sorduğunda, sanık Hikmet "Olay sonrasına ilişkin görüntü varsa getirsinler" dedi.

SANIK AVUKATI, "MÜVEKKİLİM CİNSEL SALDIRI SUÇU MAĞDURU"

Sanık avukatı Vahit Bıçak, "Mağdurun ailesi sosyal medya aracılığı ile peşine insanları takmıştır" şeklindeki sözleri salonda tepki çekti.

Bıçak, "Mağdurun ailesi duruşmadan iki gün önce basın açıklaması yaptı" dedi. Bıçak, şunları söyledi:

"Dosyada cinayetin sanık tarafından işlendiğine ilişkin görgü tanığı yok. Polise teslim olmasa cinayeti kimin işlediğini tartışacaktık. Müvekkilim meşru müdafa konumundadır. Cinsel saldırı suçunun mağduru olmuştur" sözleri tepki çekti.

Sanık avukatı Bıçak, "Paralı üniversitelerde eğitimin hakkı düzeyde yürüdüğünü görüyoruz. Kopya olayı çok yaygın. Whatsapp grubunda sorular paylaşılırken, kopya işlemi sadece size mi yapıldı? Mobbing yapıldı mı?" Diye sorduğunda sanık Hikmet, mobbing uygulandığını dile getirdi.

SANIĞIN İDDİA ETTİĞİ DİLEKÇELER YOK

Katılma talebi kabul edilen Çankaya Üniversitesi adına söz alan avukat Yaşar Kadir Türkan, "Üniversitede delil gizleme söz konusu olamaz. Sanığın iddia ettiği dilekçeler yok" dedi.

Ceren Damar Şenel'in avukatları, "Savcıya talimat geldiğini iddia ettiniz, bu süreçte yanınızda hangi avukat vardı? diye sorulduğunda sanık Hikmet, "Hatırlamıyorum" dedi.

SİZ LAHMACUN YERKEN, OĞLUNUZA İŞKENCE Mİ YAPILDI?

Sanığın babası Ömer Hikmet, yemin etmek istedi fakat hakim taktiren yemin etmemesini uygun gördü. Sanığın babası ifadesinde şunları söyledi:

"Olayda kullanılan silah üzerime kayıtlı. Oğlum 2015 yılında yatay geçiş yaptı. Ceren Damar Şenel ile bir sıkıntısı olduğunu, sınavlarda başında beklediği için tedirgin olduğunu anlatıyordu. Olay öncesinde kız arkadaşı olduğunu söylüyordu, Ceren hoca asistan hocası olduğu için onunla sürekli görüşüyordu."

Ceren Damar Şenel ailesinin avukatı Eylül Erdem, "Gözaltında olduğunuz süreçte cep telefonu ile eşinizle konuştuğunuz HTS kayıtlarında var. Gözaltında cep telefonunu nasıl kullandınız?" Sorusuna Baba Hikmet, "Yapmış olabilirim" dedi.

Avukat Erdem, "Silahın tutukluk yaptığını iddia ediyorsunuz ama doldur bosalt yapmışsınız, siz deneyimli bir polissiniz, neden yaptınız?" Diye sorulduğunda oğlu heyecanlı olduğu için yaptığını ve yere düşen kovanı almadığını savundu.

Avukat Erdem, Ömer Hikmet'e "siz gözaltında lahmacun yerken, oğlunuz gözaltında işkence gördüğünü söylüyor. Olabilir mi?" diye sorulması üzerine, Baba Hikmet "Olabilir" yanıtı verdi.

DAVA 29 KASIM’A ERTLENDİ

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti sanık Hasan İsmail Hikmet’in tuttukluluk halinin devamına karar verdi ve ikinci duruşmayı 29 Kasım 2019 saat 10.00’a erteledi.