Cevdet Yılmaz'dan Özgür Özel'e boykot yanıtı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İBB'ye yönelik soruşturmaların ekonomiye yansıdığını; Merkez Bankası'nın rezervlerinin ise yeterli seviyelerde olduğunu savundu. Özgür Özel'in boykot çağrısına tepki gösteren Yılmaz, ayrıca, DEM Parti heyetinin "Öcalan'ın kongreye katılabileceği bir mekanizma oluşturulmalı" sözlerine yanıt verdi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik soruşturmanın ekonomiye yansımalarına ilişkin "Tabii ki etkilendik. Borsa düştü. Kurda Merkez Bankamızın ve diğer kurumlarımızın çabalarıyla nispeten ilk gün biraz bir hareketlilik oldu" dedi.
Yılmaz, HaberTürk TV canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.
Cari açığın tarihi düşük seviyelerde olduğunu ifade eden Yılmaz, bütçe açığının yüzde 5'ler civarında ve kontrol altında olduğunu ifade etti.
Yılmaz, Merkez Bankası'nın rezervlerinin de oldukça yeterli seviyelerde olduğunu vurgulayarak, ciddi anlamda bir rezerv birikimi sağlandığını belirtti.
Türkiye'nin büyüdüğünü belirten Yılmaz, "İstihdamımız artıyor, işsizliğimiz tek haneli rakamlarda. Enflasyon oranımız da yüzde 75'lerden yüzde 39'lara kadar, geçen yılın ortalarından bugüne bir düşüş eğilimi var. Bankacılık sistemimiz sağlam. Bankalarımızın sermaye yeterlilik oranları sağlam. Dolayısıyla temellerimiz güçlü ve sağlam" dedi.
İBB SORUŞTURMASI
Yılmaz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik soruşturmanın ekonomiye yansımalarına ilişkin soru üzerine, "Tabii ki etkilendik. Borsa düştü. Kurda Merkez Bankamızın ve diğer kurumlarımızın çabalarıyla nispeten ilk gün biraz bir hareketlilik oldu ama dün, bugün baktığımızda oldukça istikrarlı yine belli bir seyre gelmiş durumda" değerlendirmesini yaptı.
Faiz oranlarında ve risk algılarında da etkilenmelerin olduğunu belirten Yılmaz, "Bunun üzerinden belki bütçeye bir miktar, yani bu dönem borçlandıysanız onun faiz yükü bir miktar bütçe etkisinden bahsedebilirsiniz. Bunları abartmayalım bence. Bunlar üç günlük, beş günlük, bir aylık neyse etkiler sonuç itibarıyla" ifadelerini kullandı.
"REZERVLERDE BELLİ BİR KAYIP OLDU"
Yılmaz, 25 milyar dolarlık bir rezerv kaybından bahsedildiği iddialarına ilişkin, şunları söyledi:
"Rezervlerde belli bir kayıp oldu. Merkez Bankamız da gerekli bazı proaktif olarak birtakım aksiyonlar aldı. Sermaye Piyasası Kurulumuz ve diğer ilgili kuruluşlarımız da. Çok da doğru yaptılar. Burada piyasadaki geçici dalgalanmaları engellemeye dönük, istikrarı korumaya dönük belli kurumlarımız belli adımlar attılar. Bunlarda bir tanesi de faiz aralığının genişletilmesiydi. Bunlar geçici. 3 gün-5 gün diyelim. Sıcak hadiseyi, etkilerini kontrol altına almak için yapılan, atılan adımlardı. Böyle uzun vadeli sürdürülen ve etki doğuran hadiseler değil. Bu dönemin tabii ki belli oranda etkisi olacaktır ama bunu 3 gün yaşanan bir şeyin maliyetini bir yıllık olarak hesaplamak doğru bir şey değil. Çok abartılı bir etki beklemiyorum."
ÖZEL'İN BOYKOT ÇAĞRISI
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in bazı firmaların boykot edilmesi çağrısı hakkında Yılmaz, şunları kaydetti:
"Aynı siyasetçiler, İsrail bir soykırım yaparken hiç de boykot havasında değillerdi. Üstelik yabancı birtakım şirketlere karşı. Ama kendi şirketlerimize, milli yerli şirketlerimize bir boykot çağrısı yapılmasını da ben çok tehlikeli ve zararlı bir söylem olarak görüyorum. Bir dönemin yeşil sermaye tartışmalarını da anımsatan bir yaklaşım. Yani sermayeyi ideolojik olarak kendince bölerek, bir grup sermayeyi düşmanlaştırma. Bu Türkiye'ye bir iyilik değil. Türkiye'nin gelişmesine, kalkınmasına destek verecek bir yaklaşım değil.
Bu sorumsuz bir siyaset gerçekten. O şirketlere verdiğiniz zarar, orada çalışan insanlara da zarar veriyorsunuz. Türkiye'nin üretimine zarar veriyorsunuz. Türkiye'nin milli kaynaklarına zarar veriyorsunuz. 'Hükümete zarar vereyim de ekonomi batsın. Hükümete zarar vereyim de bu ülke yansın ne olursa olsun' gibi bir siyasi anlayışı herhalde hiçbirimiz kabul edemeyiz. Böyle bir sorumsuz siyaset anlayışı olmaz hakikaten. Ekonomi hepimizin ekonomisi. Bu ülke yansın ne olursa olsun gibi bir siyasi anlayışı herhalde hiçbirimiz kabul edemeyiz. Böyle sorumsuz bir siyaset anlayışı olmaz."
PKK'YE SİLAH BIRAKMA ÇAĞRISI
PKK'ye yönelik silah bırakma çağrısı ile ilgili sürecin 'olumlu' ilerlediğini söyleyen Yılmaz, "Birileri bu işlere müdahale etmeden kendi aramızda, kendi içimizde bu süreçleri başarılı bir şekilde yürütmemiz hepimiz için en doğrusu" dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'ın "Öcalan'ın kongreye katılabileceği bir mekanizma oluşturulmalı" ifadeleri ile ilgili değerlendirmesi sorulan Yılmaz, şunları kaydetti:
"Devletin yetkili kurumları var. Bir mesaj iletilmesi gerekiyorsa devletin yetkili kurumları bu konularda zaten gereğini yaparlar. Bu süreci zaten belli kurumsal bir yapı içinde, devlet kendi titizliği içinde sürdürüyor ama DEM Parti'nin siyasi bir parti olarak yapması gereken, işte nasıl Sayın Bahçeli bakın 'Bir an önce yapın' diyor bu kongreyi, 'Bir an önce toplayın ve karar alın' diyor. Bu, bu çok kıymetli bir şey ama aynı şeyi DEM Parti'den duymuyoruz mesela. Niye DEM Parti bunu söylemiyor? Bir defa bence başkalarına görev ve sorumluluk yüklemek yerine önce dönüp kendilerine bir bakmaları lazım. 'Biz ne yapıyoruz' demeleri lazım. Bu süreçte olumlu bir katkıda bulunmak istiyorlarsa yapmaları gereken, terör örgütüne çağrı yapıp bir an önce kongrenizi toplayın ve bu kararı alın demeleridir. Önce üzerlerine düşeni yapsınlar."
İMRALI ZİYARETİ TALEBİ
Cevdet Yılmaz, DEM Parti heyetinin tekrar bir talepleri olduğu ve İmralı ziyaretine izin verilmediği iddialarına dair, "Benim bilgimde olan bir ziyaret yok. DEM Parti zaten ziyaretini yaptı biliyorsunuz. Görüşmeler yaptılar, gerekli mesajları istişare ettiler, tekrar götürdüler ve en son bir mesaj geldi oradan. Şimdi artık aynı şeyi defalarca konuşmanın bir anlamı yok takdir edersiniz ki. Terör örgütünü kuran kişi terör örgütüne, 'Kongrenizi toplayın ve feshedin' dedi. Önce bunu görmemiz lazım" diye konuştu.
Emeklilerin bayram ikramiyelerine ilişkin ise Yılmaz, şunları kaydetti:
"Keşke emekli sayımız daha az olsaydı da mevcut emeklilerimize daha fazla imkan sunabilseydik. 16 milyonu geçen bir emekli sayımız var. Burada aldığımız her karar çok büyük sonuçlar doğurur ama biz her zaman emeklimizi de anlıyoruz, yaşam şartlarını anlıyoruz. Dolayısıyla inanın imkanlarımızı sonuna kadar zorlayarak bu adımları atıyoruz. Önümüzdeki dönemde bu enflasyondaki düşüş devam ettikçe, daha istikrarlı bir ortam oluştukça, mali alanımız oluştukça emeklilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz."


