Çevremize örülen görünmez ağları yırtan öyküler

21.08.2019 21:05 KÜLTÜR SANAT

ECE ÇAVUŞOĞLU YARAR

Polat Özlüoğlu, üçüncü kitabı ‘Peri Kızı Af Buyrun’ ile 12 dokunaklı öyküyü okurlarına sunuyor. Kitabın ilk sayfalarında hissettirdiği yoğun duygular, son satırlara kadar etkisini sürdürüyor. 2015’te ilk kez ‘Günlerden Kırmızı’ adlı öykü kitabıyla, ardından 2017’de ‘Hevesi Kirpiğinde’ ile okurla buluşan yazarın üçücü kitabı ‘Peri Kızı Af Buyrun’.



‘KADINLIK’ VE ‘ERKEKLİK’

Kitap ilk öyküsü ‘Anakızhala’ ile toplumsal cinsiyet rolleri meselesini irdeleyeceğini çok açık belli ederken, derin karakter tahlilleri vasıtasıyla kahramanlar ile okur arasında sağlam bir bağ kuruyor. ‘Peri Kızı Af Buyrun’un tüm öykülerinde kahraman bakış açılı bir anlatı biçimiyle karşılaşıyoruz. Bu sayede öykü kahramanlarıyla empati yaparken yakalıyoruz kendimizi.

Öyküler, ‘kadınlık’ ve ‘erkeklik’ rollerinin kabuklaşmış sınırlarının dışında kalan bireyleri, günlük yaşamlarında karşılaştıkları sorunların ruhlarında açtığı derin yaraları ve toplumdan dışlanmanın uyandırdığı hissi okura net ve sert biçimde anlatıyor. Özellikle ‘kadınlık’ ve ‘adamlık’ durumlarının sıkça tartışıldığı ve cinsiyetler arasında yalnızca siyah ve beyaz alanların bulunduğu bir coğrafyada, Polat Özlüoğlu kadın gibi hisseden erkekler, erkek gibi hisseden kadınlar, fiziksel deformasyona sahip bireyler ve her iki cinsiyeti aynı bedende yaşama durumu gibi gri alanda kalanların öykülerini cesur ve gerçekçi bir şekilde ortaya koyuyor.

Kendi kimliklerini ‘normal’ bir şekilde yaşamak isteyen karakterler, toplumdan dışlanmamak adına maruz kaldıkları psikolojik şiddet ve zorbalığı sindirmeye çalışırken iç dünyalarında sorunları aşamadıkları bir noktaya gelirler ve iç hesaplaşmaları başlar. ‘Mış gibi’ yaparak yaşamlarını sürdürmeye çalışan karakterlerin sıfır noktasına ulaştıklarında başlayan iç hesaplaşmaları, satır aralarında bir suçlunun itiraflarını andırır. Öykülerin satır aralarında yaşamlarının bir noktasında ‘sanırım tüm bunlar benim suçum’ düşüncesini benimseyen hikâye kahramanları, tüm masumiyetlerine rağmen çaresizlikle işlemedikleri suçları kabullenir ve birinci tekil şahıs ile anlatılan tüm hikâyeler bir itiraf niteliği kazanır. ‘Peri Kızı Af Buyrun’ öyküsünün kambur kahramanı gibi kaderine boyun eğen, toplumun kendine yapıştırdığı etiketi kabullenen bireyin, küçük bir kızın kendisinden korkmamasının verdiği cesaretle, hayatın tekdüze akışından sıyrılması en belirgin örneklerden biri.

Yazarın ‘Tanrı Misafiri’, ‘Ecel Masalı’ ve ‘Hep Aynı Güz Veyahut Son Dem’ adlı öykülerinde ise bireysel acıların arka planında, polis şiddetiyle toplumsal sorunların bireyler üzerindeki yansımalarını ve çok uzun yıllar sonra bile kapanmayan yaraları görüyoruz. Çocuğunun babasının kemiklerini bir torbada saklayan kadın ve polis sorgusunda kaybettiği çocuğunun cenazesini arayan bir anne gibi sesini duymadığımız kimsesizlerin, güçsüzlerin yaşamlarına tanıklık ediyoruz.

Polat Özlüoğlu’nun hayatın acılarla çevremizde ördüğü görünmez ağlardan oluşan gerçek insan hikâyeleri, dilden dile anlatılan büyüleyici birer masala dönüşüyor.