Championship günlükleri: Hull City; kısa süren saadet!
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

Bilir misiniz, Premier Lig’in 22 kurucu kulübünden sadece altısı ligin perdelerini açtığı 1992-93 sezonundan günümüze kadar ülke futbolunun en üst liginden düşmeden devam ettiler yollarına. Londra’nın 3, Liverpool’un 2 takımı ve Manchester United düşme acısını tatmayanlar. Bazıları düştükten sonra geçti yükselişe, şimdilerin kasırgası Manchester City mesela, 90’ların sonunda 3. Lig’i gördükten sonra döndü bıraktığı yere, hem de ne dönüş!



Düşüp dönemeyenler de var. Leeds United Championship’te ağıt yakıyor eskiye, tıpkı Premier Lig’de şampiyonluk yaşadıktan sonra 2012’de küme düşen Blackburn Rovers gibi onlar da umutla bekleyenlerden. Beterin beteri var, Premier Lig’de 9 sezon mücadele ettikten sonra düşmüştü Coventry City, düşüş o düşüş, şimdilerde 3. Lig’de özlemle bakıyorlar maziye.

Bir de 90’larda alt liglerin sessizliğini yaşadıktan sonra, 2000’lerde yükselişe geçenler var, saadetleri uzun sürmeyen. Maddi sorunlarla boğuştuğu 80’lerde 4. Lig’e kadar düşmüş, küllerinden doğup 2007-08 sezonunun sonunda Championship play-off finalini kazanarak Premier Lig’e yükselmişti Hull City, İngiltere’nin Yorkshire bölgesinde, 256 bin nüfuslu unutulmuş şehrin sarı siyahlı futbol takımı. 104 seneden sonra ilk kez elitlerin arasında yer almaları, 2014 senesinin yazında UEFA Kupası’nın ön eleme turlarında boy göstermeleri tarihe düşen notlar. 2009’da kulüp tarihinin en iyi derecesini elde ettikleri sezonda son maçtan sonra mikrofonu kapıp sahada şarkı söylemişti eksantrik hocaları Phil Brown. Ne diyelim, bazen ligi 17. sırada bitirmek başarı futbol aleminde! Yeri gelmişken, o yıllarda tribünlerde kaplan kostümüne bürünmüş taraftarları pençelerini göstererek, “Bugün kaplanlara yem olacaksınız!” tezahüratıyla selamlardı rakip takım taraftarlarını. 80’lerin ortalarında kulübün başkanlığını yapmış Don Robinson, takımı NASA’nın Cape Canaveral üssüne götürmüş, Ay’da maç yapan ilk takım olmak istediklerini, ancak rakip bulamadıklarını söylemişti. Uzun sürmedi mutlulukları, 2016-17 sezonunda düştüler elitlerin liginden. Bu yazının yazıldığı zamanlarda Championship puan cetvelinin son 3 takımı arasında lige tutunmaya çalışıyorlar. Aralık ayının ilk gününde misafir oldukları QPR maçı vesilesiyle bahtsız takımın hal ve gidişine bir bakış.

2016 yazından beri 5 teknik direktörle yolları kesişen Hull City bu sezon oynadığı 19 maçın sadece 4’ünü kazandı. 25 kişilik kadronun değeri 45 milyon sterlin, en değerli oyuncuları 30 yaşındaki Kamil Grosicki. Bizim topraklarda, 2011-14 arasında Sivasspor’da top koşturdu kanat oyuncusu. QPR ise ligin zirveyi zorlayan takımı, hoca değişikliğinden sonra ligde oynadıkları son 9 maçın sadece birini kaybettiler. Misafir takım 6. dakikada Bowen ile buluyor golü. Asisti yapan Campbell’in bu sezon 6 golü var, 2006’da Manchester United’da başlayan profesyonel kariyerinde milli takıma kadar yükseldi 31 yaşındaki golcü. Gol iştahlandırıyor ‘Kaplanlar’ı, 22’de kornerden Henriksen’in kafa vuruşuyla farkı ikiye çıkartıyorlar ama uzun sürmüyor sevinçleri, bir dakika sonra Wszolek’in golüyle sevinme sırası QPR’da. Gol sonrası Hull City kalecisi Marshall’ın enfes kurtarışlarını izliyor Loftus Road Stadı’nı dolduran 13.824 taraftar. QPR’ın Swansea City’den kiralık hücum beki 36 yaşındaki Rangel takımın göze batanı. Devreyi önde kapatıyor Hull City.

İkinci devreye iki değişikle başlıyor Hull City. 69. dakikada sahanın en iyisi Bowen’in golüyle yeniden iki farkı yakalıyor misafir takım. 1996 doğumlu kanat oyuncusunun çabukluğu ve oyun zekâsı takdire şayan. 74’te Grosicki’nin yerine savunma oyuncusu Mazuch sahada. Uzatma dakikalarında Freeman ile bir gol daha buluyor QPR ama 90 dakikanın sonunda 3-2 kazanıyor kuzeyin sarı siyahı ve düşme potasından uzaklaşıyor. Hafta içinde oynanan Aston Villa-Nottingham Forest maçı 5-5 bitmişti, bu maçta da bol pozisyon ve 5 gol izledi futbolseverler. Velhasıl her takımın her takımı yenebildiği Championship’i izleme zevki başka, izleme fırsatınız varsa kaçırmayın derim.