birgün

24° KISA SÜRELİ HAFİF YOĞUNLUKLU YAĞMUR

Championship Günlükleri | Sheffield Wednesday: Bekle dedi, gitti

SPOR 18.07.2020 04:00
Abone Ol google-news

Babamın dünyaya geldiği sene, 11 Haziran 1923 tarihinde Ankara’da gözlerini açmış dünyaya Özdemir Asaf, Türk edebiyatının büyük şairi. 1981 senesinin Ocak ayında, 57 yaşında aramızdan ayrılmış. Her ne kadar konumuz futbol olsa da doğum gününü kutlayalım, hatırası daim olsun. “Yaşamak değil, beni bu telaş öldürecek” der dizelerinde. Premier Lig telaşlarında nicedir halini hatırını sormayı ihmal ettiğimiz mavi beyazlı takımı hatırlayalım bu yazıda…

2000 senesinde Premier Lig’e veda etti Sheffield Wednesday; İngiltere’nin kuzeyinde Yorkshire bölgesinde kurulmuş, adını içinden geçen nehirden alan 564 bin nüfusa sahip tarihi şehrin takımı, nam-ı diğer Owls (Baykuşlar). Dünya futbolunun en eski kulüplerinden, 1820 senesinde “The Wednesday Cricket Club” olarak kurulmuşlar, maçlarını çarşamba günleri oynadıkları için kulübün adına kendilerince o “kutsal” günü de eklemişler. Şehrin diğer takımı elitlerin liginde rakiplerine kök söktürürken onlar eski günlerine dönmeyi bekleyenlerden. Premier Lig’in kurucu kulüplerinden ama sonrası düşüşe geçtikleri zamanlar. 2018-19 sezonunu ligde 12. sırada bitirdiler. Sıcak bir temmuz gününde Queens Park Rangers’a konuk oldukları maçtan önce 16. sıradalar. 21 kişilik kadronun değeri 22 milyon Sterlin. Rakip QPR’ı da unutmayalım, Türkçeye çevirisiyle “Kraliçe Parkının Bekçileri”, dönsünler artık özlendikleri yere…

Ölümcül bir virüsün gölgesinde hayatın durduğu, futbolun da yalnızlıktan nasibini aldığı zamanlarda Sheffield Wednesday, kendisi gibi eskiyi özleyen QPR karşısında. 3-5-2 dizilisinde başladıkları maçın ilk 15 dakikasında topa sadece yüzde 20 oranında sahip olmalarına rağmen 6. dakikada Dominic Iorfa’nın golüyle öne geçiyorlardı. Golü atan Iorfa, bizim topraklarda 1991-92 sezonunda Galatasaray’da forma giymiş Dominic Iorfa’nin oğlu. Baba oğul aynı adı taşıyorlar. Baba Iorfa’yı da yad edelim konusu açılmışken. Bizim bereketli topraklarda boy göstermiş nice nokta transferlerden(!) birisiydi Nijeryalı forvet. 1991-92 sezonunda Galatasaray’da sadece bir maçta forma giymiş, sonrasında 1984-2000 arasında 22 takımda top koşturmuş.

Galatasaray öncesinde forma giydiği Queens Park Rangers taraftarlarının geçmişte yaptığı ankette kulüp tarihinin en kötü topçuları arasında gösterilmiş. Bizim diyarlarda top koştururken, rüzgârın sert estiği bir maçta orta sahadan ceza alanına orta kesip, rüzgâr nedeniyle yavaşlayan topa yetişip kafa vurmuşluğu bile var golcünün. Kendi ortasına kafa vuran ilk futbolcu muhtemel! Golcü dedikse abartmamak gerek, onca takım ve onca senede ancak 30 golü var. Oğul Iorfa 1.93 boyunda, 25 yaşında. Babasının golcülüğünden esinlenmemiş olacak ki savunmada kalmayı tercih etmiş. 15 yaşında katıldığı Wolverhampton Wanderers’in akademisinde hünerlerini geliştirdikten sonra 2013-19 arasında ilk 11’de 84 maça çıkmış…

Maça dönersek, ununu elemiş eleğini asmış rakibi karşısında misafir takım dengeyi sağlıyor, 31. dakikada Windass’in savunmaya çarpan vurusuyla 2. gole yaklaşıyorlardı. Hak ettikleri 2. golü devrenin uzatma dakikalarında Windass’in kales çizgisindeki kafa vuruşuyla yakalıyorlar, devreyi önde kapatıyorlardı.

2. devreye daha istekli başlıyordu ev sahibi ama 10 numaraları Eze’yi topla buluşturamadıkları anlarda pozisyon üretemiyorlardı. Geliştirdikleri hemen her hücum organizasyonunda rakip savunma arkasına kolay sarkan misafir takımın golcüsü Windass, kaleci Lumley’le karşı karşıya kaldığı pozisyonu gole çeviremiyordu. 78’de yine rakip savunmayı dağıttıkları pozisyonda Murphy ile 3. golü buluyorlar, tatile erken çıkmış QPR karşısında üç farkı yakalıyorlardı. Oynadığı 43 maçta kalesinde 70 gol gördü QPR, bu savunmayla gelecek sezonlarda işleri zor…

Sheffield Wednesday’e gelince, bir sezonun daha kapanmasına az kala Premier Lig’e dönmek için bekliyorlar ama görünüşe göre bekleyiş sürecek. Londra deplasmanından kaptıkları üç puanla 14. sıradalar. Onların hikâyesi baykuş mahzunluğu.

Madem şair ile başladık yazıya, yine onun dizeleriyle bitirelim, mavi beyazlı takıma gönül vermişlere gitsin: “Bekle dedi gitti, ben beklemedim, o da gelmedi, ölüm gibi bir şey oldu, ama kimse ölmedi...”

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol