birgün

9° PARÇALI AZ BULUTLU

KÜLTÜR SANAT 10.11.2020 04:00

Chicago 7’sinden 7 aday çıkar mı?

“The Trial of the Chicago 7” filminde en çok konu edilen, erkek oyuncuların çok başarılı performansları ve içlerinden hangilerinin Oscar’a aday gösterileceği oldu. Şimdilik herkesin 1 numarası Abbie Hoffman rolüyle Sacha Baron Kohen’miş gibi görünüyor.

Chicago 7’sinden 7 aday çıkar mı?

Olmaz tabii. Ama hayal bu ya, insan böyle bir güzellik de olabilirmiş gibi sevinebiliyor. Oysa ne kadar iyi oynarlarsa oynasınlar, Sacha Baron Kohen’in En İyi Aktör adayı gösterilmemesi pahasına bile olmaz, çünkü şimdiye kadar böyle bir örnek yok. Aynı filmden en çok Yardımcı Erkek Oyuncu adayı 1954’te “On the Waterfront / Rıhtımda” için (Lee J. Cobb, Karl Malden, Rod Steiger) ve iki “Godfather / Baba” filminden 3’er kişiyle gösterilmiş: 1972’de “Godfather” için James Caan, Robert Duval, Al Pacino ve iki yıl sonra da “Godfather II” için Robert De Niro, Michael V. Gazzo ve Lee Strasberg.

Her halinden belli olduğu gibi, bu bir film eleştirisi değil, bir oyuncu güzellemesi. Zaten Tuğçe Madayanti Dizici filmi herkesin görmesini dileyen güzel bir eleştiri de yazmıştı. Kaldı ki, “The Trial of the Chicago 7 / Şikago Yedilisi’nin Yargılanması” (Ş harfi bana ait değildir) genelde olumlu eleştiriler aldı. Ama en çok konu edilen, erkek oyuncuların çok başarılı performansları ve içlerinden hangilerinin Oscar’a aday gösterileceği oldu. Şimdilik herkesin 1 numarası Abbie Hoffman rolüyle Sacha Baron Kohen’miş gibi görünüyor. Ki, kendisinin abartılı oyunlarından zaman zaman rahatsız olmuş biri sıfatıyla benim için çok tatlı bir sürpriz oldu. Avukat William Kunstler’de ise ülkesinde kuşağının en iyi oyuncusu gözüyle bakılan (Sir David) Mark Rylance (1972 yapımı “Bridge of Spies” ile Oscar adayı) ikinci sırada denebilir, şimdilik tabii. Kendisi aynı zamanda “Wolf Hall”un Thomas Cromwell’iydi. Hani, bu hâli pek benzemiyor da…

Davalıların içindeki yalnız adam, Kara Panter Partisi’nin kurucularından Bobby Seale’de Yahya Abdul-Mateen II (bu yıl “Watchmen” ile Emmy aldı) ile Jerry Rubin’de, çok başarılı bir yıl geçiren ve o da “Succession” ile Emmy alan Jeremy Strong, hain Yargıç Julius Hoffman’da gözümüzün önüne hep yakışıklı bir vampir (Dracula, Fright Night) olarak gelen Frank Langella (2008 yapımı “Frost Nixon”da Richard Nixon’ı oynayarak Oscar adayı olmuştu) ve Tom Hayden’da çok ekonomik bir oyunla (bence harikuladeydi) “keşke” listesine giren, 2015’te “The Theory of Everything / Her Şeyin Teorisi”nde Stephen Hawking performansı ile Oscar alıp, ertesi yıl “The Danish Girl / Danimarkalı Kız”da adı geçen kız olarak aday gösterilen Eddie Redmayne ile liste tamamlanıyor. İki kişiye kadar indirenler var. O iki kişi de genelde Cohen ile Rylance oluyor.

NE YAPSALAR YARANAMAZLAR

Beni en fazla üzen de, meydan “The Trial of the Chicago 7”deki aktörlerime kalırsa, gene çok sevdiğim iki aktörün, abartısız oyun uzmanı David Strathairn (“Nomadland”) ile Bill Murray’in (gene Sofia Coppola ile çalıştığı “On the Rocks”) ödülden uzak kalacak oluşları. Bu da seçicilerin ‘makûs’ talihi işe. Ne yapsalar yaranamazlar.

Hazır bahsi açılmışken muhtelif yayınlardaki diğer En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu tahminlerini de ihmal etmeyelim: “One Night in Miami”de Sam Cooke olarak şarkılarını da söyleyen Leslie Odom Jr., Ağustos sonunda 43 yaşında ölen Chadwick Boseman (“Da 5 Bloods”), “Judas and the Black Messiah”da bir başka Kara Panter liderini oynayan Daniel Kaluuya ve David Fincher’ın çok beğenilen tarihi dramı “Mank”dan Arliss Howard ile Charles Dance ile “Suparnova”dan Stanley Tucci. Hiç sanmıyorum ki herhangi bir Oscar yılında En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu seçiminin herhangi bir aşamasında adaylar ya da tahminler konusunda bu kadar bilgi edinmiş olayım.

Durum öyle karışmış ki, oyuncuların meslek kuruluşu SAG’da bile bir telaştır başlamış. SAG’ın diğerlerinde olmayan bir “Ansambl Oyunculuk” ödülü var ki, En İyi Film Oscarı’nın da habercisi gözüyle bakılıyor. Onda ne yapacaklarını bilemiyorlar. Belki de en iyisi filmi izlemek. Bence Netflix’ten izleyiverin. Siyasi filmlerden sıkılıyor bile olsanız, “Yok artık! Bu kadar da olur mu?” anlarında aniden bastıran aşinalık duygusu peşi sıra başka duygular da getirecek…

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol