CHP Genel Başkan Yardımcısı Bağcıoğlu: Kim iktidarda olursa olsun TSK üzerinde siyasi tahakküm kurmasına karşıyız
CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Personel Kanunu'nda değişiklik yapılmasına öngören kanun teklifine ilişkin olarak yaptığı değerlendirmede, "Cumhuriyet Halk Partisi olarak kim iktidarda olursa olsun, Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinde siyasi tahakküm kurmasını, bir kişi veya kişilere özel kararlar verilmesini, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin siyasete dahil olmasına kesinlikle karşıyız" ifadesini kullandı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Personel Kanunu'nda değişiklik yapılmasına öngören kanun teklifine ilişkin açıklamada bulundu.
Yankı Bağcıoğlu, TSK Personel Kanunu'nda değişiklik öngören kanun teklifine ilişkin olarak yaptığı açıklamada, kuvvet komutanlarının yaş haddinin 72'ye kadar uzatılacağına dikkati çekerek, "Bunun birtakım zafiyetleri mevcut. Öncelikle kurumsal körlük yaratabilir. Değişime kapalılık, değişime direnç oluşturabilir. Kuvvet komutanlarının görev süresi uzatıldıkça arkada bekleyenlerin moral motivasyonunu menfi yönde etkileyebilir. En önemlisi bu görevi yapanların görev sürelerinin uzatılması için siyasi iktidara müzahir olma durumu yaratabilir. Sürücü belgesi alınırken bile 65 yaş üstünün 2 yılda bir muayeneye tabi tutulması göz önüne alındığında, TSK'deki kuvvet komutanlığı gibi dinamik, zor şartlarda hareket kabiliyeti olacak bir görevin 70 küsur yaşındaki insanlar tarafından ne derece yetkin yapılabileceği soru işaretidir" ifadesini kullandı.
Bağcıoğlu, amiral ve general bekleme kadrosunun 75'e çıkarılmasının öngörüldüğüne işaret ederek, "Bu durumda amiral general sayısı artabilecek. Geride terfi bekleyenlerde moral motivasyon bozukluğu olabilecek. Görev süresi uzatılması için siyasi iktidara müzahir olma durumu yaratılabilecektir. Şimdiye kadar yürütülen yerleşik ve kurumsal kültüre, geleneklere uygun, bir zarar görülmeyen sistemin işleyişinin değiştirilmesi uygun değildir" dedi.
"HARP AKADEMİLERİNDEN MEZUN OLMA ŞARTI KALDIRILIYOR"
Bağcıoğlu, korgeneralliğe ve koramiralliğe terfide Harp Akademileri veya enstitülerden mezun olma şartının kaldırıldığına işaret ederek, "Bu durum şu şekilde mahsurlara yol açabilir: Akademiler veya enstitüler harp sanatının harp biliminin öğretildiği stratejik komuta sevk idare kültürünün verildiği birer eğitim müessesesidir. Bu eğitim müessesesinden mezun olmayan, bu eğitimi almayanların stratejik seviyede kolordu, ordu, Deniz Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri'nde eşiti birliklerde etkin görev yapması mümkün olmayabilir. Dolayısıyla akademi eğitimi zorunlu bir eğitimdir" dedi.
Bağcıoğlu, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Akademi veya Enstitü mezunu subay sayısının azalmış olabileceğini belirterek, bu durumun muğlak ifadeler kullanma yerine açıklıkla ifade edilmesi durumunda geçici bir süre tedbir alınabileceğini ama bunun TSK'ya siyasetin müdahalesini mümkün hale getirebileceğini ifade etti.
"GEÇİCİ TEDBİR ALINABİLİR"
Bağcıoğlu, şunları kaydetti:
"Bunun dışında Deniz Kuvvetlerinde deniz sınıfı, Hava Kuvvetlerinde pilot sınıfı olarak korgeneral, koramiralliğe terfiye esas sınıfların bütün muharip sınıfları, hava savunma, istihbarat, deniz piyade gibi kapsayacak şekilde genişletilmesidir. Bunun da şu mahsuru var: Deniz harekatı ve hava harekatının temeli deniz sınıfı subaylar ve pilot sınıfı subaylar tarafından yürütülür. Diğer muharip sınıf subaylar kahramanca, fedakarca görev yapmalarına rağmen bu fonksiyonları yerine getiren deniz sınıfı ve pilot sınıfı subayların harekat faaliyetlerini desteklerler. Elbette tuğgeneral, tümgeneral, tuğamiral, tümamiral rütbelerine gelmelerinden doğal bir şey yoktur. Ama kuvvet komutanlıklarını sevk idare edecek korgeneral, koramiral, orgeneral, oramiral rütbelerine gelebilmeleri için deniz ve hava harekatının tamamına hakim olan deniz sınıfı ve pilot sınıfı subayların bu şekilde devam etmesi zorunludur. Kaldı ki şu anki mevcut durumda deniz ve pilot sınıfı subaylardan korgeneral ve koramirallik için yeterli sayıda, yeterli nitelikte mevcut olduğunu değerlendiriyoruz. Ama burada da eğer bir zafiyet varsa geçici bir tedbir alınabilir.
Sonuç olarak, Cumhuriyet Halk Partisi olarak kim iktidarda olursa olsun, Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinde siyasi tahakküm kurmasını, bir kişi veya kişilere özel kararlar verilmesini, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin siyasete dahil olmasına kesinlikle karşıyız. Muğlak ifadeler olmadan istatistiki verilere dayanılan gerekçelerle komisyonlarda bu konunun tartışılmasını teklif ediyoruz. Daha sonra da Türk Silahlı Kuvvetlerimiz için, milli güvenliğimiz için en uygun hal tarzının belirlenmesini istiyoruz."



