Google Play Store
App Store

CHP İstanbul İl Başkanlığı, tedbir kararı alınarak Gürsel Tekin yönetimindeki kayyum heyetine devredilen İstanbul İl Yönetimi ve İl Binası için bugün Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) başvuruda bulundu. Başvuru sonrasında açıklamalarda bulunan CHP'nin İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik "Toplumsal muhalefeti susturmak istiyorlar. Mücadelemizi kıramazlar.  İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi 'kayyum' kararına karşı Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yaptık" dedi.

Kaynak: Haber Merkezi
CHP İstanbul'daki il binası ve kayyum kararını AYM'ye taşıdı

CHP İstanbul İl Başkanlığı'na Gürsel Tekin'in kayyum olarak atanmasına ve CHP'nin Sarıyer'de bulunan İstanbul il binasının da tedbir kararları neticesinde kayyum yönetimine devredilmesine ilişkin kararlar AYM'ye taşındı.

AYM'ye yapılan başvuru sonrasında CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik açıklamalarda bulundu. İstanbul İl Başkanlığı yönetimine atanan kayyum heyetine tepki gösteren Çelik, "İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi "kayyum" kararına karşı Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yaptık" dedi.

Çelik'in açıklamalarının tamamı şöyle:

"MÜCADELEMİZİ KIRAMAZLAR"

"İçinde bulunduğumuz bina CHP İstanbul İl Başkanlığı idi. Düzmece iddialar ve kapı kapı
dolaşıp bulunan mahkeme ile önce il binamız sonra CHP’lilerin iradesi yargı eliyle ipotek altına
alındı. Bu binamız kayyum tarafından 5000 polisle işgal edildi, kapılar kırıldı, partililerimiz
yerlerde sürüklenerek, gaz ile cop ile işkenceye uğradı. Siyasi tarihimiz demokrasinin,
anayasanın askıya alındığı karanlık dönemlere ilişkin birçok fotoğraf karesi içermektedir. İl
Başkanlığımızın polis müdahalesiyle iktidar tarafından işgal edildiği bu fotoğraf kareleri bu kara
karelerden sadece birkaçıdır. Yıllar geçecek, bu kara günler son bulacak bu fotoğraf karelerinde
yer alan CHP’liler çocuklarına, torunlarına, arkadaşlarına partilerini, ülkelerini nasıl
savunduklarını gururla anlatacak, bu karelerin siyasi hafızamıza girmesine sebep olanlar ya
unutulacak ya da kötü bir hatırayı hatırlatan kimseler gibi yüzümüzün birkaç saniye ekşimesine
sebep olan aparatlar olarak anımsanıp geçip gideceklerdir. Bu aparatlar için bu söylediklerimin
bir öneminin olmadığını biliyorum. Gafile kelam, nafile kelam. Bu sözlerim bu fotoğraflarda yer
alan, partisini savunan, koruyan onurlu partililerimiz için.

MAHKEMENİN KARARI HUKUKA AYKIRI

Değerli basın mensupları sizleri bugün basın açıklamamızın konusunu teşkil eden
Anayasa Mahkemesi’ne başvurumuz hakkında kısaca bilgilendirmek isterim.
İstanbul il kongresine karşı açtırılan birçok dava hakkında ya yetkisizlik kararı verildi ya
da tedbir talebi reddedildi. En sonunda bir mahkeme hukuka aykırı olarak, yetkisini aşarak bir
tedbir kararı ile il başkanlığına kayyum atama kararı verdi.

Bu karara karşı itirazımızı yaptık reddedildi. Ardından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne
itiraz ettik reddedildi. Karar kesin olduğu için artık başvuracak tek mercii Anayasa Mahkemesi
kaldı. Bugün Anayasa Mahkemesi’ne seçme ve seçilme hakkımızın, örgütlenme
özgürlüğümüzün, Anayasal haklarımızın ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvurumuzu
gerçekleştirdik ve mahkemenin kayyum kararının durdurulmasını talep ettik.

Bildiğiniz üzere siyasi partilerin ilçe, il kongreleri ve kurultaylarında yapılan seçimler
hâkim denetiminde yapılır. Bu seçimlerde yetkili mercii ilçe seçim kurullarıdır.
Kayyum atanan 38. Olağan İl Kongremizin iptaline dair ilçe seçim kurulunca verilmiş bir
iptal kararı yoktur. Kongrenin yapıldığı günden itibaren iki gün içerisinde itiraz olmadığı için ilçe
seçim kurulu mazbatamızı vermiş ve CHP İstanbul İl Başkanı ve yönetimi olduğumuzu
tasdiklemiştir.

BANA VE YÖNETİM KURULU ÜYESİ ARKADAŞLARIMIZA MAZBATALARI VERİLMİŞTİR

Aradan bir yıl geçtikten sonra asılsız iftiralar ile şikayetler yapılmış, İstanbul İl
Başkanlığı’na kayyum atanması talep edilmiştir. Bu tedbir kararı çerçevesinde Genel Merkez’in
almış olduğu 39 Olağan Kongre süreçlerinin iptal edilmesi talep edilmiş, YSK bu talebi
reddetmiş, bu yönde bir karar verilemez demiştir.

Kayyum kararı sonrası il delegelerimizin imzasıyla Olağanüstü İl Kongremiz
gerçekleştirilmiş, kongremiz gerçekleşirken yine tedbir kararı veren mahkeme tarafından icra
memurları vasıtasıyla kongremiz durdurulmaya çalışılmış, YSK ilçe seçim kuruluna Olağanüstü
Kongre’ye devam edilsin diyerek bu girişimi de boşa çıkartmıştır. Olağanüstü kongremiz
sonucunda bana ve yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımıza mazbataları verilmiştir. Mahallelerde
başlayan delegasyon seçimlerimizin, ilçe kongrelerimizin tamamlanmasının ardından 39.
Olağan İl Kongremiz gerçekleşmiş ve bu karar da kesinleşip seçim kurulunca mazbatamız
verilmiştir.

Türkiye çok partili hayata, demokrasiye en sancısız geçen ülkelerden birisidir. Bunda en
büyük pay ikinci genel başkanımız İsmet İnönü’nündür. O tarihten bu yana darbeler, askeri
müdahaleler olmuş, demokrasimiz sekteye uğramış, çok partili hayat kesintiye uğramış ancak
hiçbir iktidar partisi ana muhalefet partisinin il kongrelerine yargı eliyle müdahaleyi, partiyi kendi
çıkarlarına göre dizayn etmeyi, bunun için polisle bir siyasi partinin binasını basmayı aklından
geçirmemiştir. Çok partili hayat, seçimler Türkiye’nin deneyim ve tecrübesinin iyi olduğu
konulardan bir tanesidir. Bu deneyimi yok etmeye çalışmak ülkemize yapılacak en büyük
kötülüktür. Şimdi farkında değiller ama iktidar partisinin de kendisine yapabileceği en büyük
kötülük budur.

Yarın bir gün başka bir partinin üyesinin 10 yıl önce yapılmış kongresinin, kurultayının
iptali için asılsız iddialar ile iptalini talep etmeyeceğinin, mahkemenin bu iddiaları ciddiye alıp o
partiye kayyum atamayacağının garantisi nedir?

Bunun garantisi hâkim denetiminde, seçim kurullarınca yapılan kongrelerdir. Bunun
garantisi kongrelere ucu açık ilanihaye, istediğin zaman değil, iki günlük itiraz süresinin
olmasıdır, bunun garantisi yargı bağımsızlığıdır. Bunun garantisi bize zulmedenlere “onlar bizim
öğretmenimiz değil” diyen CHP’dir.

"İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI'NIN ÜÇ DEFA SEÇİLMİŞ BAŞKANI VARDIR"

Bugün ayarını bozdukları kantarın neticesi şudur; İstanbul İl Başkanlığı’nın delegelerin
oyuyla üç defa seçilmiş, üç defa mazbatasını almış bir il başkanı, yönetim kurulu üyeleri, disiplin
kurulu üyeleri vardır. Bir de mahkeme tarafından atanan kayyumu vardır. Bu durumun yarattığı
absürt durum ne devlet ciddiyetiyle ne hukukla ne de demokrasiyle bağdaşmıyor. Bakın işte ben
ben yaptım oldu diyerek olmuyor, güç bende hukuku istediğim gibi araçsallaştırırım demekle
olmuyor. Yürümüyor. Ülkeyi yönetenlerin bunu anlaması için daha kaç kötü tecrübeye ihtiyaç
var?

Anayasa Mahkemesi’nin yaptığım başvuruya ilişkin vereceği karar sadece benim
anayasal bir hakkımın ihlal edilip edilmediğine dair değil, siyasi partilerin kendi içindeki seçimleri
hâkim gözetiminde yapıp yapmayacağı, seçim kurullarının işlevsizleşmesine olanak tanınıp
tanınmayacağı ve nihayetinde çok partili yaşamın, serbest seçimlerin devam edip etmeyeceğine
dair bir karar olacaktır. "

"TELAFİSİ İMKANSIZ ZARARLAR DOĞACAK"

CHP'nin Anayasa Mahkemesi'ne bugün yaptığı başvurunun talep ve sonuç bölümü ise şöyle:

Bireysel başvuru ile giderilmesi talep edilen husus, 2024 mahalli idareler seçim sonuçları esas alındığında Türkiye’nin 1. siyasal partisinin Türkiye’nin en büyük il yönetiminin görevini yapmasına engel olunmasının önlenmesidir. Bu itibarla İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesinde, delegelerin iradeleriyle belirlenmiş il yönetiminin olmayan yargısal yollarla değiştirilmesi sağlamaya yönelik olan bu davanın hem yasal dayanaktan yoksun olması hem de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının taraf kabul edilmesi nedenleriyle siyasal örgütlenme ve siyasi parti içinde faaliyette bulunma özgürlüğünün ihlal edildiğine ve bu ihlalin ancak davaya ilişkin tüm yargı kararlarının kesin hükümsüzlükle sakat olduğunun ve başkaca bir işleme gerek kalmaksızın ortadan kaldırıldığına hükmedilmesiyle giderilmesine karar verilmesi; hukuksuz müdahalenin devamı halinde telafisi imkansız zararlar doğacağından öncelikle tedbir kararı verilerek geçici yönetimin görevine devamının önlenmesine karar verilmesini talep etmekteyiz.”

NE OLMUŞTU? 

Gürsel Tekin, 2 Eylül 2025 tarihinde, mahkeme kararıyla tedbiren ve geçici olarak CHP İstanbul İl Başkanlığı görevine getirilmiş, 8 Eylül 2025'te yüzlerce çevik kuvvet polisi eşliğinde CHP İstanbul İl Başkanlığı'na girmişti.

CHP’nin 38. Olağan İstanbul İl Kongresi'nde seçilen başkan ve yönetimin tedbiren görevden uzaklaştırılmaları talebi ile kongre ve kongrede alınan kararların iptaline ilişkin açılan davada, İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin tedbiren vermiş olduğu geçici kurul kararının kaldırılması için CHP Genel Merkezi tarafından Bölge Adliye Mahkemesi'ne yapılan itiraz reddedilmişti.

Davaya ilişkin son duruşma 3 Ekim’de görülmüş, mahkeme 2 Eylül'de verdiği CHP İl Başkanı ve yönetimin görevden uzaklaştırılmalarına, İl Başkanlığına geçici yönetim kurulu atanmasına ilişkin istinaf sürecinin tamamlanmasının beklenmesine hükmederek, duruşmayı 21 Kasım'a ertelemişti.

CHP İstanbul İl Başkanlığı’na 29 Eylül'de mahkeme kararıyla Gürsel Tekin’in kayyum olarak atanıp Özgür Çelik’in görevden alınmasının ardından yapılan olağanüstü kongrede Özgür Çelik, CHP İstanbul İl Başkanlığı'na seçilmişti.

Özgür Çelik, CHP'nin 39. Olağan İstanbul İl Kongresi’nde yeniden İl Başkanı seçilmiş ve mazbatasını almıştı.