Google Play Store
App Store

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, CHP’li belediye başkanlarının “Erdoğan’la çay içer misin” denilerek markaja alındığını belirtti. Zeybek, ülkenin temel sorunlarına odaklandıkça, Erdoğan’ın muhalefet blokunu parçalama hayalinin de suya düşeceğini vurguladı.

CHP'li Gökan Zeybek: Belediye başkanlarımız Erdoğan'la çay içmeye davet ediliyor!
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, sorularımızı yanıtladı. (Fotoğraf: BirGün)
Mehmet Emin Kurnaz
Mehmet Emin Kurnaz
mehmeteminkurnaz@birgun.net

Eylülde olduğu gibi ekim de CHP için yargı kuşatması altında geçecek. Kurultay Davası’nın yanı sıra belediyelere yönelik baskılar hız kesmiyor. Öte yandan oyun kurmaya çalışan iktidar, muhalefet blokunu “çözüm” tartışmaları üzerinden parçalamaya çalışırken siyasetin nabzı da giderek yükseliyor. CHP’nin Yerel Yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek ile gündemdeki kritik gelişmeleri konuştuk.

İktidar CHP’yi yargı sopası ile sıkıştırmaya çalışıyor. Bunlardan biri de 24 Ekim’deki Kurultay Davası. Oradan nasıl bir sonuç bekliyorsunuz?

Hiçbir şey çıkmaz. 21 Ekim tarihinde kongrelerimizin tamamını bitirmiş olacağız. Özellikle bu hafta, cuma günü İzmir, Cumartesi-Pazar günü de tüm illerin il kongreleri tamamlanacak. Yani bir önceki kurultaya ilişkin olarak açılmış olan davalar, ortaya konan iddialar tamamıyla ortadan kalkmış olacak. Mahkemeler açısından da artık yetkisizlik durumu ortaya çıkacak. Çünkü yeni bir kurultay ile irade şekillenmiş, kurultay delegelerinin tamamı yenilenmiş olacak. Sayın Genel Başkanımızın ifade ettiği biçimiyle CHP’ye, Genel Merkez’e ve İstanbul’a açılmış olan davaların tamamının sonuç odaklı değil, süreç odaklı olduğuna inanıyorum.

İktidarın CHP’yi tartışma, kendi içinde bir ve bütün göstermeme çabası var. CHP içinde farklı güç odakları varmış duygusunu topluma yaymak için hazırlamış bir senaryoydu bu. Ama gördük ki hiçbir karşılığı yok. Yapılan anketlerde de ortaya çıktı ki İstanbul’da her yüz seçmenden 95’i Özgür Çelik’in İl Başkanlığına, her yüz seçmenden 94’ü Özgür Özel’in CHP Genel Başkanlığına devam etmesini istiyor. AK Partili ve MHP’liler Özgür Özel’i, CHP’yi birinci parti yaptığı için istemiyorlar. Tüm bunlara rağmen genel düzeyde yüzde 69’lık oran Özgür Özel’in Genel Başkan kalmasını istiyor. O davadan da mutlak butlan gibi bir şey artık hukuken çıkmaz.

2017’den bu yana Erdoğan karşısındaki muhalefet cephesi bir bütün haldeyken bugün “çözüm” süreci üzerinden sert tartışmalar yaşanıyor. Erdoğan’ın muhalefeti parçalamaya dönük arzu ettiği bir tablo çıkar mı?

Bence çıkmaz. Yani nasıl son altı ay CHP içinde iç tartışma var, CHP bölünecek endişesini yaymaya çalıştırlar ve bu olmadıysa bence oradan da bir şey çıkmaz. Şunu unutmamak gerekir. Biz 2023 seçimlerinde 6’lı Masa etrafında ittifak yaptık. Şimdi artık o birliktelik yok. Biz yerel seçilere tek başımıza girdik. 2023’teki durum zaten devam etmiyor. İYİ Parti’yle Gelecek Partisi, DEVA Partisi, Saadet Partisi, Demokrat Parti ve CHP hatta yeni siyaset sahnesine girmiş olan diğer partiler birbirlerinden farklı partiler. Niye bunlar çözüm süreci konusunda ortak davransınlar?

Bu partilerin aynı davranmasını beklemek zaten kuruluş ve varoluş nedenlerine aykırı. Bizim temel görevimiz şu. Biz bu iktidarın bütün uygulamaları karşısında toplumsal muhalefeti bir arada tutmak, onun sesini meydanlarda duyurmak ve geleceğe ilişkin umutlarını yeşertmek, taze tutmak zorundayız. O nedenle CHP hiçbir muhalefet partisine muhalefet etmez. Muhalefet partilerinin de kendi ana doğrultularıyla siyaset yapmalarını saygıyla karşılar.

İktidar şunu yaymaya çalışıyor. Hani yüz konunun 10’unda farklı düşündüğümüzü öne çıkarıyor ama 90 konuda da benzeşiyoruz. Bence birlikte olduğumuz, ortak davrandığımız konuların üzerinde daha çok konuşmak lazım. Asgari ücret, emekli aylıkları, sosyal yardımlar, hastane hizmetleri, eğitimin çöküşü gibi yani toplumun tümünü ilgilendiren konularla ilgili muhalefet partileri arasında ben bir görüş ayrılığı olduğunu düşünmüyorum. Yani Öcalan’ın, İmralı’da ziyaret edilmesiyle ilgili partilerin benzer düşürmesini beklemek de zaten siyasetin genel etiğine uygun değil.

ERDOĞAN İLE ÇAY İÇER MİSİN DİYORLAR

Mansur Yavaş’ın aday gösterilme ihtimali yükseldikçe, İBB soruşturmalarında olduğu gibi bir baskıyla karşı karşıya kalacağı görülüyor, ne düşünüyorsunuz?

Geçtiğimiz hafta Sayın Mansur Yavaş’ı Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde ziyaret ettim. Desteğimizi açıkladık. O dosyadan da bir şey çıkmaz. Dosyaya da son derece hakimiz. O davanın özü şu, CHP’li belediyelerin halk konserleri yapması, 30 Ağustos’ları, 29 Ekim’leri, 19 Mayıs’ları, 23 Nisan’ları görkemli kutlaması iktidarı korkutuyor. Bu korku üzerinden 29 Ekim’de belediyeler acaba kitleleri gene toplarlar mı? Yine görkemli etkinlikler yaparlar mı? Düşüncesi var. Bunu engellemek için Mansur Yavaş üzerinden açılacak olan bir soruşturma ile diğer il ve ilçe belediyelerine gözdağı vermeye çalışıyorlar. Çünkü halkın Cumhuriyet bayramını, 19 Mayıs’ı ve diğerlerini nasıl coşkuyla kutlamak istediğini görüyorlar.

Biz hiçbir belediye başkanımızın yanlış yaptığına inanmıyoruz. Zaten yanlış yapanı biz kendi içimizde barındırmayız. Yani akçeli işlere bulaşan belediye başkanıyla ilgili dosya çıktı diyelim. Hemen MYK toplanıyor, o kişi ihraç istemiyle disipline sevk ediliyor. Yalova’da Altınova Belediye Başkanının bu tür akçeli işleri çıkmıştı. Hemen MYK’dan disipline sevk ettik, kendisi istifa etti. Sonra AK Parti’ye geçti.

Şunun farkındayız. Pek çok belediye başkanımız AK Parti Genel Merkezi tarafından ya da milletvekilleri tarafından ya da İl Başkanı tarafından Cumhurbaşkanı’yla bir çay içmeye davet ediliyor. Acaba Ak Parti’ye katılmayı düşünür müsünüz? Bundan mutlu oluruz biçiminde talepler geliyor. Çünkü belediye başkanlarımızın ne kadar başarılı olduğunu görüyorlar. Mevcut davaların da sonuç odaklı olmadığını, süreçte CHP’li belediyeleri toplum nazarında tartışılır hale getirmekten öteye gitmeyeceğine inanıyorum.

MİTİNGLER BİR MEŞRUİYET ALANI

CHP şu ana dek 60’dan fazla miting düzenledi. Gözlemleriniz neler, ilk günkü heyecan var mı? Mitingler ne zamana kadar devam edecek?

CHP kitlesi artık ortak slogan atmayı öğrendi. Yani hak, hukuk, adaletin dışında çok sayıda ortak sloganımız var ve benim gördüğüm son iki ay içindeki mitinglerin hem kalabalık ama aynı zamanda enerjisinin çok yüksek olması. Kitlenin son derece kolektif hareket ettiğini görüyoruz. 19 Mart ile ortaya çıkan toplumsal muhalefetin de bir yansıması bu.

Toplum bir kere kendi enerjisinin açığa çıkmasından ve meydanlarda yükselmesinden mutlu. CHP’nin de tüm muhalefetin ortak dil ve söylemini alanlarda ifade etmesinden memnun. Zaten bizim mitinglerimiz aslında Türkiye İttifakı mitingi. O mitinglere CHP üyesi olmayan on binlerce insan katılıyor. Farklı meslek odaları, sendikalar, sivil toplum örgütleri, siyasal partiler destek veriyorlar. Kendilerinin ifade alanı buluyorlar. Aslında basında, televizyonlarda hiçbir biçimiyle sesini ve flamasını gösteremeyen pek çok yapılanma için de bir yerde meşruiyet alanına dönüşmüş durumda.

Brüksel’den Sarıyer’e, mitinglerin coğrafi dağılımı da çok çeşitlendi. CHP geçmişte en güçlü olduğu yerlerde miting yaparken şimdi Yozgat’ta, Aksaray’da, Konya’da, Bayburt’ta, Sivas’ta her yerde miting yapıyor. Bu biçimiyle CHP Türkiye’nin birinci partisi ve birkaç il dışında tüm illerde milletvekili çıkarabileceğini çok net görüyorum. CHP Türkiye’de hiçbir ilde yüzde yirminin altında değil artık. Bu önemli bir kırılma noktası.