CHP'li Yarkadaş: "BirGün ve Evrensel gazeteleri dava yağmurlarıyla karşı karşıya"

03.11.2016 11:44 SİYASET
Barış Yarkadaş, basına yönelik baskıları TBMM'de örnekleriyle anlattı. AKP'lileri sert sözlerle eleştirdi.

CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, "15 Temmuz alçak darbe girişimi sonrası Kıyım Hükmünde Kararnameler ile yaptıklarınızı Kenan Evren görse, emin olun sizi kıskanırdı'' dedi.

'ÖZGÜRLÜKTEN BAHSETMEK KOMİK OLUR'

CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, TBMM Genel Kurulu'nda söz alarak şunları söyledi: "Türkiye'de basın özgürlüğünden bahsedebilmek, ancak komedi programlarının bir unsuru olabilir''

Yarkadaş, basın özgürlüğüne ilişkin gelişmelerin başta Avrupa olmak üzere tüm dünyada yakından izlendiğini de belirterek, kendisinden önce konuşan AKP Ankara Milletvekili Aydın Ünal'a da yanıt verdi. Yarkadaş, şöyle konuştu:

"Bugün basın özgürlüğünde gelinen nokta vahimdir. AKP Ankara Milletvekili Aydın Ünal her ne kadar "Ben Avrupa'yı önemsemiyorum" dese de; yaşananlar Avrupa Parlamentosu tarafından da ele alınmış ve Türkiye'de 15 Temmuz alçak darbe girişiminin ardından gazetecilerin durumunun daha da kötüleştiği kayıt altına alınmıştır.

'BASKILARA ŞAHİDİZ'

Kuşkusuz, gazetecilerin yaşadıklarını ve hangi baskılarla karşı karşıya kaldıklarını Avrupa Parlamentosu'nun raporlarından ya da onların görüşlerinden öğrenecek değiliz. Biz her gün gazetecilerin, benim meslektaşlarımın hangi baskılarla, hangi engellemelerle, hangi tehditlerle karşı karşıya kaldığını bizzat görüyor, yaşıyoruz.''

'ŞU AN BİLE TEHDİT VAR'

Konuşması sürerken, Cumhuriyet Gazetesi'nin İstanbul'daki merkez bürosunun önündeki protestoya polisin müdahale ettiğini ve CHP Gençlik Kolları Üyesi Umut Güney'in dövülerek gözaltına alındığını söyleyen Yarkadaş, "Demokratik hakkını kullananlara yönelik tehditler sürüyor, gazetenin önüne gelen herkesin gözaltına alınacağı bizzat polis tarafından söyleniyor'' ifadesini kullandı.

chp-li-yarkadas-birgun-ve-evrensel-gazeteleri-dava-yagmurlariyla-karsi-karsiya-204622-1.

BASKININ RÖNTGENİNİ ÇEKTİ

Yarkadaş, baskıların bunlarla sınırlı kalmadığını da örneklerle anlattı. Yarkadaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"15 Temmuz alçak darbe girişimini bahane ederek basının üzerindeki baskılarını artıran AKP iktidarı, kıyım hükmündeki kararnamelerle 118 televizyon, radyo ve gazeteyi, onlarca internet sitesini, 3 haber ajansını kapattı. 184 gazeteci bu süreçte gözaltına alındı. 15 Temmuzdan bu yana 3 binin üzerinde gazeteci işsiz kaldı, 750 gazetecinin sarı basın kartı, 46 gazetecinin pasaportu gerekçesiz bir biçimde iptal edildi.''

HALK TV'YE YAPTIRIMLAR SÜRÜYOR

Basına yönelik engellemelerin hayatın her alanında sürdüğünü belirten Yarkadaş, Halk TV'ye yönelik sansürü de gündeme getirdi. Yarkadaş, meclis sıralarında oturan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'a şöyle seslendi:

"Türkiye'nin en çok izlenen haber kanalı Halk TV'nin muhabirleri Başbakanlık binasına alınmıyor. Halk TV'nin Başbakanlık binasında soru sorma özgürlüğü gasp ediliyor. Yine, Halk TV Adalet Bakanlığı tarafından cezaevlerinde izletilmiyor. Sayın Bakana buradan bir kez daha çağrı yapıyorum: Bu sorun daha önce de yaşanmıştı, Sayın Bakan Halk TV'ye yönelik sansürü ortadan kaldırtmıştı ancak ne yazık ki, Sayın Bakan, 15 Temmuzdan sonra birçok mektup geldi... Bu mektuplarla birlikte, Halk TV'nin cezaevlerinde yeniden yasaklandığını öğrenmiş bulunuyoruz. Sayın Adalet Bakanına da buradan bir çağrıda bulunuyorum: Lütfen cezaevlerindeki bu anlamsız sansüre bir an önce son verin...''

chp-li-yarkadas-birgun-ve-evrensel-gazeteleri-dava-yagmurlariyla-karsi-karsiya-204621-1.

'HALK GERÇEKLERİ DUYMASIN DİYE...'

CHP Medyaya Yönelik Baskıları İzleme Komisyonu Üyesi Yarkadaş, muhalif yayınların karşılaştığı engellemeleri ise Sözcü Gazetesi'ni göstererek anlattı. Yarkadaş, şöyle konuştu:

''Tabii, sadece Halk TV'ye yönelik baskılarla sınırlı değil yaşananlar... Bakın, Sözcü gazetesi FETÖ torbasına sokulmaya ve yayınları engellenmeye çalışılıyor. Sadece FETÖ torbasına atılmakla tehdit edilmiyor, bizzat TOKİ tarafından müteahhitlere yapılan baskıyla birlikte ilan ve reklam alması engelleniyor. Peki neden Sözcü'ye bu baskı yapılıyor? İşte, bu parsel parsel dağıtılan arsaları toplum görmesin, FETÖ'ye AKP'nin hangi yardımları yaptığı toplum tarafından bilinmesin diye.''

'KENAN EVREN SİZİ GÖRSE KISKANIRDI'

Sol kimliğiyle tanınan gazetelerin de çok çeşitli sıkıntılar yaşadığını belirten Yarkadaş, elinde tuttuğu iki gazeteyi göstererek özetledi. Yarkadaş, şunu söyledi:

''Keza bir diğer gazete, muhalif ve sol kimliğiyle bilinen Birgün ile Evrensel gazeteleri. Birgün ve Evrensel gazeteleri dava yağmurlarıyla karşı karşıya. Evrensel bünyesinde yayın yapan Evrensel Kültür Dergisi yirmi beş yıllık yayın hayatına Kıyım Hükmünde Kararnamelerle son vermek zorunda kaldı. Evrensel Kültür Dergisi gerekçe bile gösterilmeden kapatıldı. Keza Özgür Gündem'in Yayın Kurulu'nda olan ve Türk Ceza Kanunu'na göre hiçbir cezai sorumluluğu olmayan Necmiye Alpay ile Aslı Erdoğan da hâlâ gerekçesiz bir şekilde cezaevinde tutulmaya devam ediyor. (Darbeye karşı mücadele ediyorum) adı altında ortaya koyduğunuz uygulamalar 12 Eylül'ü bile aratıyor. Emin olun ki Kenan Evren bugün yaşasa sizin yaptıklarınızı görse gerçekten kıskanırdı.''

'AFGANİSTAN'I ÖRNEK VERDİNİZ AMA...'

AKP'nin uygulamalarının Afganistan'daki basın kuruluşları tarafından da eleştirildiğini belirten Yarkadaş, Afganistan örneğini veren Aydın Ünal'a ise şöyle seslendi:

"Sayın Aydın Ünal Afganistan'dan bahsetti, Türkiye'nin Afganistan'dan daha iyi durumda olduğunu söyledi. Oysa ki; Sayın Aydın Ünal Afganistan Radyo Televizyon Birliği Başkanı Azizullah Aral'ın dün yaptığı açıklamayı görse, sanırım bu kürsüde konuşmazdı. Afganistan Radyo ve Televizyonlar Birliği Başkanı Azizullah Aral (Türkiye'deki meslektaşlarımız bir an önce serbest bırakılsın, Türkiye'de basın özgürlüğü Afganistan'dan bile geriye gidiyor) diyor. Sayın Ünal, bunları Google'a bakarak görebilirsiniz.''

'TEL TEL DÖKÜLÜYOR'

Yarkadaş, TBMM Genel Kurulu'nda Cumhuriyet Gazetesi'ne yönelik operasyonu da değerlendirdi. Operasyonun gerekçelerinin "tel tel döküldüğü''nü belirten Yarkadaş, ''Demokrasi için şehitler vermiş, darbeler karşısında bedel ödemiş, yazarları, çalışanları katledilmiş, her darbe döneminde kapısına kilit vurulmuş Cumhuriyet gazetesi yine bir darbe sürecinde iktidarın hedefi hâline geliyor'' dedi.

ODA TV'NİN HABERİNİ ANLATTI

Oda TV'den Barış Pehlivan'ın bugün yayınladığı belgeye de atıf yapan Yarkadaş, ''Habere göre, Cumhuriyet operasyonunu yöneten Savcı Murat İnan şu anda FETÖ'den yargılanan bir sanık. Sırf bu gerçek bile Cumhuriyet çalışanlarının bir an önce serbest bırakılmasını gerektiriyor'' ifadesini kullandı.

AKP AYM'Yİ LAĞVETTİ

Yarkadaş, savcının Anayasa Mahkemesi kararlarını hiçi saydığını ise ise şu sözlerle anlattı:

"Anayasa Mahkemesi, Can Dündar ve Erdem Gül'ü serbest bıraktıran kararı aldığında (Tweet'ler ve köşe yazıları tutuklamaya gerekçe olamaz) diyor. Savcının Anadolu Ajansı'na sızdırdığı gerekçelere baktığımızda ise gözaltı gerekçelerinin "tweet"ler, haber başlıkları ve köşe yazıları olduğunu görüyoruz. AKP iktidarının yönetiminde Anayasa Mahkemesi'nin de fiilen lağvedildiğini ve tasfiye edildiğini de kayıtlara geçiyoruz.''

'SİZİN GÖZÜNÜZ DÖNMÜŞ'

CHP'li Yarkadaş, Cumhuriyet Gazetesi'ne yönelik operasyonun bir hesaplaşmanın uzantısı olduğunu belirterek şöyle konuştu:

"Tabii, biz bu operasyonun neden yapıldığını biliyoruz. Aslında Aydın Ünal bunu çok güzel söyledi, (Cumhuriyetin adını Mustafa Kemal Atatürk koymuştur) dedi. Siz cumhuriyetle olan hesaplaşmanızı bugün Cumhuriyet Gazetesi üzerinden yapmaya çalışıyorsunuz. Başkanlık rejimi tartışmaları öncesi, başkanlığa karşı çıkan her sesi susturmak, sindirmek ve ortadan kaldırmak istiyorsunuz. Gözünüz o denli dönmüş ki ne yaptığınızı bilemez bir hâldesiniz.''

''SİZ FETÖ'YÜ SEVİP OKŞARKEN...''

AKP'nin hedefe ulaşmak için ortaya koyduğu uygulamaları eleştiren Yarkadaş, konuşmasını şu örnekle sürdürdü:

"Siz FETÖ'yü okşayıp severken Türkiye'ye FETÖ gerçeğini kırk yıldır anlatan Hikmet Çetinkaya'yı FETÖ torbasına doldurmaya çalışıyorsunuz. Hrant'ımızın en yakın arkadaşı Aydın Engin'i Hrant Dink'i katletmekle suçlanan FETÖ örgütünün bir üyesi olarak gözaltına alıyorsunuz ve köşesini boş bırakıyorsunuz. Ama, şunu unutmayın: Hiçbir zaman bu köşeler boş kalmaz. Siz Aydın Engin'i gözaltına aldınız, köşesini boş bıraktınız.

Ben de bir gazeteci olarak bugün Aydın Engin'in boş kalan köşesini kendi el yazımla doldurdum. Meslek büyüğüm olan ve şu anda avukatlarıyla görüştürülmesine izin verilmeyen, Sulh Ceza Hâkimliği'nin kendisiyle ilgili kararı avukatlarının tüm isteğine rağmen teslim edilmeyen Aydın Ağabey'e şöyle seslendim:

chp-li-yarkadas-birgun-ve-evrensel-gazeteleri-dava-yagmurlariyla-karsi-karsiya-204617-1.

YIKAMAZSINIZ!

"Aydın abi; bugünkü köşen boş kalmasın diye buraya iki satır karalamak istedim.

Meslek hayatının tamamını terör örgütlerine karşı verdiğin mücadeleyle geçirdin.

Teröre kurban verdiğimiz Hrant'ımızın en yakın arkadaşıydın.

Bugün seni bile; Hrant'ı katletmekle suçlanan terör örgütü FETÖ'ye yardım etmekle suçluyorlar.

Bu asılsız ve akıldışı suçlamanın amacını biliyoruz.

Aydın abi; seni de gözaltındaki arkadaşları da bu trajikomik suçlamalarla susturamaz, sindiremezler.

Cumhuriyet'i ve onun değerlerini savunanları;

Yıkamazlar,

Sindiremezler,

Teslim alamazlar!"

'AYDIN ENGİN YİNE YAZACAK'

Yarkadaş, kendi eliyle kaleme aldığı yazıyı okuduktan sonra, AKP'lilere ''Siz Aydın Engin'i her ne kadar gözaltına alsanız da emin olun ki Aydın Engin yarın yine çıkacak ve bildiklerini yazmaya devam edecek'' diye seslendi. Konuşmasını Hitler'in Propaganda Bakanı Göbels'in bir sözüyle tamamlayan Yarkadaş, şunu ifade etti:

'HİTLER'İ ÖRNEK ALIYORSUNUZ'

''Evet, biliyoruz, siz Goebbels'in o meşhur sözünü kendinize ilke edinmişsiniz. Goebbels diyor ki: "Gazeteciler bir piyanonun tuşları gibi olmalıdır. Biz hangi tuşa basarsak o sesi çıkarmalıdır."

chp-li-yarkadas-birgun-ve-evrensel-gazeteleri-dava-yagmurlariyla-karsi-karsiya-204616-1.

'BU GAZETEDE CESARET VAR'

Emin olun ki bu ülkede, sizin piyanonuzun tuşları olmayacak onlarca, yüzlerce gazeteci var ve o gazeteciler az önce, Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın öncülüğünde, sizi çok rahatsız edecek bir pankartı Cumhuriyet binasına astılar. Türkiye Gazeteciler Sendikasının pankartında "Bu işyerinde cesaret var" yazıyordu. İşte o cesareti taşıyanlar sizin iktidarınıza boyun eğmeyeceklerini her gün, her dakika gösterecekler.'' (Gerçek Gündem)