birgün

11° PARÇALI BULUTLU

CHP Sözcüsü Öztrak: Kemal Bey’in köstebeği işte bu beceriksiz yönetimin başı

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Sedat Peker’in “rüşvet” iddialarına ilişkin “Sarayın kibirlisi bu kadar besleme danışmanı ne yapıyor diye merak ediyorduk. Ne işe yaradıkları şimdi anlaşıldı. Saraydaki bir kısım danışman grubu siyasi konumlarını kullanarak, milleti, küçük tasarrufçuyu soymakla görevliymiş” dedi. Öztrak, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na bilgi gönderen “köstebek” olduğu iddiasına ilişkin ise de “Bunların akılları akçeli işlere çalışmaktan, milletin işlerine, sıkıntılarına sıra gelmiyor ki. Kemal Bey’in köstebeği işte bu beceriksiz yönetimin başı” diye yanıt verdi.

SİYASET 29.08.2022 18:57
CHP Sözcüsü Öztrak: Kemal Bey’in köstebeği işte bu beceriksiz yönetimin başı
Abone Ol google-news

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, CHP MYK toplantısının ardından CHP Genel Merkezi’nde bugün basın toplantısı düzenledi.

Öztrak, şunları söyledi:

"Ağustos ayı, bizim tarihimizde zaferler ayıdır. Ağustos ayında yaşanan iki müstesna zafer, sadece bu topraklarda değil, tüm dünyada tarihin akışını değiştirmiştir. İlki, 26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi. İkincisi ise yine 26 Ağustos 1922’de başlayan; ardından da 30 Ağustos Zaferiyle sonuçlanan, Büyük Taarruz. İlk zaferle ecdadımız, Anadolu’nun kapılarını açmış, bu güzel toprakları bizlere yurt yapmıştır. İkinci zaferle, bu vatan topraklarının sonsuza kadar bizlere ait olacağı, hiçbir emperyalist çizmesi altında ezdirilmeyeceği, tarihe altın harflerle kazınmıştır. Tarihimiz, milletimizin ortak hafızasıdır. 26 Ağustos 1071 de bizimdir. 30 Ağustos 1922 de bizimdir. Sultan Alparslan da Gazi Mustafa Kemal Atatürk de bizimdir.

Ama bugün ne yazık ki, milli bayramlarımızı bile bölen, parçalayan, çarpık bir zihniyet iş başındadır. Yarın Büyük Zafer’in 100. yıl dönümünü büyük bir coşkuyla kutlayacağız. Bugün ay yıldızlı şanlı bayrağımız, hala göklerde nazlı nazlı dalgalanıyorsa, camilerimizde ezan gürül gürül okunuyorsa, bunu Büyük Taarruza ve Büyük Zafere, bu zaferin eşsiz Başkumandanına ve Kurtuluş Savaşımızın tüm kahramanlarına borçluyuz.

Hindistan’ın kurucusu Mahatma Gandhi’nin ‘Mustafa Kemal İngilizleri yenene kadar, Tanrı’yı da İngilizlerin yanında sanıyordum’ sözleri bu zaferin dünyanın tüm mazlum milletlerine, nasıl umut olduğunu da ortaya koymaktadır. Kazanılan zaferin büyüklüğünü, elde edilen başarının olağanüstülüğünü, bundan daha iyi ifade edebilecek bir söz de yoktur.

İSMAİL KAHRAMAN’A YANIT

Ama ağacın kurdu da kendi içinden olur. AK Partili eski bir Meclis Başkanı çıkar, ‘Fetih kutlanır, kurtuluş kutlanmaz’ der. İngiliz zırhlılarına binip kaçanların, bu ülkede bıraktığı tohumlar, gençliğinde Amerikan Altıncı Filosunu kendine kıble yapan densizler, elbette bu zaferin büyüklüğünü, anlam ve önemini anlayamazlar. ‘Keşke Yunan galip gelseydi’ diyenlerin, bu çürük ve kokuşmuş zihniyetini, bu emperyalizm uşaklarını, illetimiz zaten vicdanında mahkûm etmiştir. Sandıkta da bir kez daha cezalandırmaya hazırdır.

Biz de bu vesileyle, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Sultan Alparslan’ı, bu toprakları bizlere yurt yapan ve yurt olarak kalmasını sağlayan, tüm şehit ve gazilerimizi, saygıyla, minnetle, rahmetle anıyoruz. Hepsinin mekânı cennet olsun.

Bu çürümüş, yozlaşmış yönetim elinde gün geçmiyor ki yeni bir skandal patlamasın, Sarayın dehlizlerinden fışkıran kötü kokular ortalığı kaplamasın. Son yaşadığımız borsa skandalı memleketimizin ülkeyi hamuduyla götürmeye gelmiş sakat bir zihniyet tarafından yönetildiğini bir kez daha gösterdi. Borsa İstanbul’daki skandalın başrol oyuncuları Sarayın Sermaye Piyasası Kurumu’na atadığı üst düzey bürokrat. Sarayın listelere yazdığı milletvekili. Sarayın atadığı Cumhurbaşkanlığı Danışmanı. Yani sarayın adamları, sarayın şürekası, özetle sarayın yanaşmaları ve beslemeleri 32 kısım tekmili birden bir saray oyunu. Bu oyunun başrol oyuncularından biri olan atanmış eski Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı, daha önce de Bank Asya’da üst düzey görev yapmış. Banka kapatılmadan birkaç gün önce de kefilsiz, teminatsız, birilerine 100 milyon dolar kredi kullandırdığı iddia ediliyor.

Bank Asya’ya kirasını yatıranı önünden geçen ne kadar insan varsa içeri atan bu yönetim, önce Halkbank’ın başına sonra SPK’nın başına bu kişiyi neden getirdi? Verildiği iddia edilen 100 milyon dolar kredi aynı ipte oynayan iki cambazdan ipten düşene mi gitti, yoksa ipin üstünde kalana mı gitti? ‘Sarayın kibirlisi bu kadar besleme danışmanı ne yapıyor? diye merak ediyorduk. Ne işe yaradıkları şimdi anlaşıldı. Saraydaki bir kısım danışman grubu siyasi konumlarını kullanarak, milleti, küçük tasarrufçuyu soymakla görevliymiş.

Meğerse orda burada, din, iman, bayrak ezan derken, deveyi hamuduyla götürüyorlarmış. Biz, ‘Karşımızda otoriter bir saray rejimi var’ diyorduk. Ama ortaya dökülenler karşımızda sadece otoriter bir rejim değil, aynı zamanda koca bir yamyam güruhu olduğunu da gösteriyor.

İddialar gerçekten mide bulandırıcıdır. Küçük yatırımcıları silkelemeye dönük borsa manipülasyonları. Bu manipülasyonları köpürten medya tetikçileri. Danışmanlık kisvesi altında yapılan iş takipçiliği. İstenen ve itiraf edilen rüşvetler. Ve ‘yandım Allah’ diye feryat eden, keriz yerine konup silkelenen binlerce mağdur insan.

"İDDİALARI MAFYA BABASI AÇIKLIYOR"

Bu iddialarla ilgili kayıtları, belgeleri, rüşvetin tarifesini, rüşvetlerin nerede saklandığını hangi evde kaç kasa bulunduğunu, ne kadar rüşvet toplandığını, kolluk kuvvetleri, İçişleri Bakanı veya Cumhuriyet savcıları değil de bir mafya babası açıklıyor. Memleketi düşürdükleri hale bakın. Türkiye bunların döneminde rüşvetin belgesi olduğunu; bir suç örgütünün başındaki kişiden duydu, gördü, öğrendi.

Bunlar sadece onun bildikleri, onun eline geçenler. Konunun çok daha derin olduğu açık. Devletin istihbaratının, polisinin, İçişleri Bakanı’nın elinde çok daha fazlası olduğu ortada. Ama herkes kulağının üstüne yatıyor. İçişleri Bakanı mafyadan 10 bin dolar alan siyasetçi olduğunu söyledi. Ne oldu? Hangi işlem yapıldı? Hiçbir şey. Deveye sormuşlar ‘Boynun niye eğri?’ diye. ‘Nerem doğru ki’ demiş. İşte tam o hesap.

Bu son skandalda rüşvet istenen iş kadını Sermaye Piyasası Kurulu’nda işinin görülmesi için bir AK Parti milletvekilinin rüşvet istediğini, bu rüşvet talebini CİMER’e yazdığını bir televizyon kanalında itiraf etti. Bu iddiaların hemen ertesi günü SPK, ‘Benden rüşvet istendi’ diyen rüşveti CİMER’e şikâyet eden bu iş kadını hakkında suç duyurusunda bulundu.

‘CUMHURİYET SAVCILARI KILINI KIPIRDATMIYOR’

SPK, iddialarda adı geçen medya tetikçileri, Cumhurbaşkanlığı Danışmanları, AK Parti Milletvekili, önceki dönem SPK Başkanı hakkında da aynı suç duyurusunda bulanacak mı? Bu rezalet karşısında savcılar harekete geçecek mi? Memlekette artık tuz koktu. Cumhuriyet savcıları kılını kıpırdatmıyor. Daha doğrusu kıpırdatamıyor. Çünkü memlekette taşları bağlamışlar. Hırsızlar serbest. Eşkıya düze inmiş. Yiğitler derdest. Ve ne diyordu değirmenci? ‘Bu nasıl çark!’. Buğday bizim; ezilen biz, un olan biz, aç kalan biz. Kimdir bu doymak bilmeyen soysuz? Bu sorunun cevabını da Ahmed Arif’in o yumruk gibi dizeleri veriyor. Bunlar engerekler ve çıyanlardır. Bunlar aşımıza, ekmeğimize göz koyanlardır.

Bizim mücadelemiz de milletimizin aşına, ekmeğine göz koyan, engerek ve çıyanlarladır. Bugün örgütümüz, milletvekillerimiz, bu ağır iddiaların araştırılması için savcılıklara suç duyurusunda bulundu. Biz bu işin peşini bırakmayacağız. Vatandaşlarımızın üç beş kuruş tasarrufunu, manipülasyonlarla gasp eden çetelerle, milletimizin desteğiyle seçimde de, seçimden sonra da hesaplaşacağız. Buradan kimlerin nemalandığını ortaya çıkaracağız. Dolandırılan küçük yatırımcıların hakkını arayacağız. Bu konuda biz de kararlıyız, milletimiz de son derece kararlı. Türkiye’nin artık devlet yönetiminde topyekûn bir temizlenmeye, arınmaya, bu kirlenmiş, yozlaşmış saray rejiminden kurtulmaya ihtiyacı vardır.

Her yıl yayımlanan Uluslararası Legatum Refah Endeksine göre bu ucube şahsım hükümet sisteminde dünyada en hızlı refah kaybına uğrayan üçüncü ülke Türkiye’dir. Yani milletimizi hızla fakirleştiren bu sistem bizi fukaralaşmada dünya üçüncüsü yapmıştır. Bizden daha kötü durumda olan iki ülke vardır. Venezuela ve Tunus. Yine bu tek kişilik saray rejimi ülkemizi yüzde 145 üretici enflasyonuyla dünya enflasyon liginde şampiyon yapmıştır. O da TÜİK’in makyajlı rakamlarıyla. Sarayın kibirlisi sonra da çıkıp milletin gözünün içine baka baka, ‘Enflasyon benim yanlış politikalarımdan değil, dünyadan kaynaklanıyor’ diyebilmiştir.

Kuzeyimizde artık yedinci ayına giren bir savaş var. Ukrayna, Rusların işgali altında. Tüm dünya Rusya’ya ambargo üstüne ambargo uyguluyor. Ama savaşın olduğu Ukrayna’da enflasyon yüzde 22. Ambargoların olduğu Rusya’da enflasyon yüzde 15. Türkiye’de tüketici enflasyonu yüzde 80. O da TÜİK’in makyajlı rakamlarıyla.

UCUZCU MARKETLERDE BİLE ENFLASYON YÜZDE 110

Bugün ucuzcu marketlerin yöneticileri bile ‘Son bir yıldaki enflasyon yüzde 110’ diyor. Ucuzcu marketlerde bile enflasyon yüzde 110. Ama TÜİK marketlerinde yüzde 80. Her işleri yalan, her işleri dolan.

Ekonomist olduğunu iddia eden ancak ekonomiden hiç anlamadığı millete yaşattığı zulümle ortaya çıkan, daha da acısı; bilmediğini de bilmeyen bir anlayış bir kibir abidesi milletimize ve ekonomimize, savaşın veremeyeceği zararı verdi. Ama bu ‘cehli mik’ab’ zırvaları, her gün bir başka zirve yapıyor.

En son zırva, Türkiye’deki yüzde 80 enflasyon, Avrupa’daki yüzde 9 enflasyondan daha az yıkıcıymış. Cesaret edip, bir sokağa çıkın da milletin ne halde olduğunu görün. Milletin aklıyla alay etmeyin. Avrupa’da insanlar sokağa dökülüyormuş. Bizde böyle bir şey yokmuş. Milli şairimiz Akif’in dediği gibi; ‘Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!’ Yurttaşlarımızın, vakar ve karakterini yanlış anlayanlar, sandıkta milletten yiyeceği ağır tokada şimdiden hazırlansın.

Bu sarayın kibirlisi Avrupa için ağıtlar yakarken, Avrupa kendi vatandaşlarına destek üstüne destek açıklıyor. Almanya vatandaşlarının enerji faturası için 300 avroluk çekler dağıttı. Şehir içi ulaşım için ucuza biletler dağıttı. Akaryakıt vergilerini indirdi. Ailelere çocuk başına ilave 100 avro ödedi. Peki, Avrupa’ya ağıt yakan sarayın kibir abidesi, Kendi vatandaşlarına ne desteği verdi? Vatandaşlarımız için ne yaptı?

Bugün bu ülkede açlık sınırı 6 bin 890 lira. Asgari ücret ise 5 bin 500 lira. Sarayın kibirlisi Avrupalıya ağıt yakıyor. Ağıt yakacaksan sebebi olduğun bu ağır tabloya yak. Hep diyoruz: ‘Bunlar eve deli, ele iyi.’

"ÜLKEMİZİ MİLYONCU MAĞAZASINA ÇEVİRDİLER"

Türkiye, sarayın kibirlisinin elinde kendi vatandaşına pahalı ele ucuz oldu. Yüzde 9 enflasyon yaşayan ülkelerin vatandaşları, Türkiye’ye gelip rahat rahat tatil yapıyor. Geziyor, yiyor, içiyor. Ülkemize gelen Arap turistler, Türk liralarını yerlere savurup, üzerinde dans edip, halay çekiyor. Bir de sosyal medyadan milli paramızla alay ediyor. Çin işi, Japon işi, Türk işi derken; ülkemizi tüm dünyanın bir milyoncu mağazasına çevirdiler. Milletimizi perişan edenler; bir de hiç sıkılmadan ‘Enflasyon-faiz-kur gibi sorunlarımız var. Ama bunlara takılmayın’ diyebiliyor.

Bunları diyen daha önce ‘Faiz sebep, enflasyon netice’ diyerek; Milletimizi berbat faiz lobilerini abad etmişti. İşte bütçe rakamları ortada. Sadece bu yılın ilk yedi ayında bütçeden yapılan faiz ödemesi 151 milyar lira. Kur Korumalı Mevduat diyerek, bir avuç mevduat sahibine ödenen faiz ise 61 milyar lira. Peki, aynı dönemde çiftçiye ödenen destek ne kadar? 24 milyar lira. Esnafa verilen destek sağdan topla, soldan topla 6 milyar lira.

Çiftçi demişken, Trakyalı çiftçimiz hala ayçiçek için fiyat bekliyor. Genel Başkanımız Edirne’den destekleme hariç 16 lira fiyat istedi. Çiftçimizin ithalata ezdirilmemesi için, Ayçiçeği ithalatına yüzde 27 gümrük vergisi de mutlaka gerekli. Üreticilerimiz bu sıkıntılı dönemde ancak bu şekilde ayakta kalabilir. Bütçe harcamaları hükümetlerin tercihlerini gösterir. Bunların tercihleri ortada. Bunların tercihlerinde çiftçi yok, esnaf yok, millet yok. Varsa, yoksa faiz lobileri. Allah’tan Genel Başkanımız var. Genel Başkanımız söylüyor. Saraydakiler apar topar yapıyor. Gece yarısı gazete manşetleri değiştiriyorlar. İşte en son Genel Başkanımız banka karlarını yüzde 400 patlatan halkımızı sefalete iten uygulamaları eleştirdi.

Ardından da banka borcu nedeniyle Varlık Yönetim Şirketleri tarafından sıkıştırılan yurttaşlarımıza ‘Borçlarınızı ödemeyin’ çağrısı yaptı. ‘İktidara geldiğimizde, bu tefecilerle ben masaya oturacağım’ dedi. Genel Başkanımız daha bunu der demez, saray ‘6 milyona yakın vatandaşın, yaklaşık 30 milyar lira tutarındaki icralık borcunun, tasfiye edileceğini’ açıkladı. Bunu akıl etmek için, illaki Genel Başkanımızı mı beklediniz? Allah aşkına, sizin hiç mi aklınız yok?

Sonra da çıkıyorlar, yandaş gazete müsveddelerinde ‘Bay Kemal’in köstebeği kim?’ diye manşet attırıyorlar. Bir bakın bizim 2018 Seçim Bildirgemize. Genel Başkanımız bankalardaki ve Varlık Yönetim Şirketlerindeki icraya düşmüş borçların tasfiyesi için neler demiş, bir öğrenin.

"KÖSTEBEK BECERİKSİZ YÖNETİMİN BAŞI"

Bunların akılları akçeli işlere çalışmaktan, milletin işlerine, sıkıntılarına sıra gelmiyor ki. Kemal Bey’in köstebeği işte bu beceriksiz yönetimin başı. Millete sırtını dönmüş bu zihniyet, ülkede olumlu bir şey varsa onu hemen sahipleniyor. Ama hatalarını beceriksizliklerini, hep öksüz ve yetim bırakıyor.

Saray şişen ekonomiyi sahipleniyor. Ama bunun neticesinde azan enflasyonu, sahipsiz bırakıyor. İhracatı sahipleniyor, şişen ekonomi neticesinde rekorlar kıran ithalatı sahipsiz bırakıyor. Dış ticaret hacmini sahipleniyor. Arşa çıkan dış ticaret açığını sahipsiz bırakıyor.

İşte daha bugün rakamlar açıklandı. İlk 7 ayda ihracatımız 144 milyar dolar. İthalatımız 207 milyar dolar. Dış ticaret açığımız ise 62 milyar dolar. Oysa 2022’nin tamamında hedeflenen dış açık, 51 milyar dolar. Daha 7 ayda, hedef 11 milyar dolar aşıldı. İlk 7 ayda ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 70’e düştü. Ama bunları hiçbir yerde millet duymayacak. Atama bakanlar bu ürkütücü rakamlara yorum bile yapmayacak.

Sebebi oldukları bu ekonomik yıkımı hiç cami avlusuna bırakıp, kaçmaya kalkmasınlar. Milletimize 2023 yılı için vadettikleri hedeflerin yarısına bile ulaşamadıklarını saklamaya çalışmasınlar. Bugün yaşadığımız ekonomik yıkımın anası da babası da bellidir. Adı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Milletimiz de bunun hesabını sandıkta soracaktır.

Bir pop şarkıcımız, Gülşen. Kastını aşan bir şaka yapmış. Bu şakanın içeriğini kabul etmek elbette mümkün değil. Nitekim şarkıcı da şakasının kastını aştığını, fark etmiş ve kamuoyundan özür dilemiş. Ama yolsuzluklara batmış, milletin ekmeğine, aşına kan doğramış, bu yozlaşmış yönetim ‘Sin külahın görünmesin’ diyerek bu şarkıcıyı yargı eliyle linç etmeye kalkıyor. Adalet Bakanı koltuğunda oturan şahıs da sosyal medyadan yargıya talimat veren mesajlar atıp bu linçin tetikçiliğine soyunuyor.

"AĞIR EKONOMİK BUNALIMI UNUTTURMAYA ÇALIŞIYORLAR"

Amaçları belli. Milleti bölerek, toplumu kutuplaştırarak, gençlerimizin arasına kin ve nefret tohumları ekerek, millete yaşattıkları pahalılığı, yoksulluğu, ağır ekonomik bunalımı unutturmaya çalışıyorlar. Niye? O koltuklardan kalkmamak için. Bu ülkede ‘bakara-makara’ diyen, ‘Her Cuma bir ayet sallıyorum’ diyen, rüşvet iddialarından aklanmamış birini bu ülkenin büyükelçisi yapan Allah aşkına kimdi? Elbette Erdoğan’dı. Milletimizin iffetli analarına ağza alınmayacak küfürleri eden birinin adını, İlahiyat Fakültesinin binasına verenler kimdi? Yine bu yozlaşmış yönetimdi. Yine milletimize ‘çürükler, adiler, sürtükler’ diyen kimdi? Bizzat Erdoğan’dı.

Bunların milletimize ettiği hakaretleri, kendi yandaşlarını kayırmalarını yazmaya kalksak, 20 ciltlik Meydan Larousse Ansiklopedisi olur. Bütün bu verdiğim örnekler, meselenin bir hakaret meselesi olmadığını Genel Başkanımızın sosyal medya mesajlarında da açıkladığı gibi amacın gençleri bölmek olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Ama milletimiz olan bitenin farkında; Türkiye’nin dört bir yanından ‘Becerebilirsen zapt et hadi’ diye haykırmaya başladı. Vicdanlardan yükselen ses Gülşen’in bugün serbest bırakılmasını sağladı. Ama anlaşılan Saray yine hukuku katlederek Gülşen’i şimdi de evinde zapt etmeye çalışıyor.

Biz milletimize sesleniyoruz: müsterih olun. Karanlık günlerin sonlanmasına artık çok az kaldı. Artık bu topraklarda toplumsal kutuplaşma son bulacak. Toplumsal barış hâkim olacak. Öfke ve nefret dili kaybedecek. Nezaket ve karşılıklı saygı kazanacak. Ahlaki yozlaşmanın ve manevi tahribatın önüne set çekilecek. Rüşvet, torpil, iltimas son bulacak. Adalet, dürüstlük ve liyakat gelecek. Hak eden, hak ettiğini eksiksiz alacak. İsraf ve hayat pahalılığı son bulacak. Üretim esas olacak. Geniş halk kitlelerini yoksullaştıran, bir avuç rantiyeciyi abat eden uygulamalar son bulacak. Türkiye’miz dünyada hak ettiği güç ve konumu kazanacak. Ekonomimiz 5 yılda, ilk 15 ekonomi arasına girecek. Fert başına gelirimiz 20 bin doları bulacak. Türkiye içine düşürüldüğü vasatlık tuzağından kurtulacak.”

Öztrak, basın mensuplarının sorularına da şu yanıtları verdi:

"ERKEN SEÇİM İHTİMALİ: Ekonomik iklimin hali milletçe malum. Gecikilen her gün milletimiz fukaralaşıyor. Ama birilerinin kesesi de doldukça doluyor. Milletimizin sırtındaki yük her geçen gün artıyor. Ülke giderek yönetilemez hale geliyor. Bir an önce seçime gidilmesi milletimizin bu zulümden kurtulması için şarttır.

ÜNSAL BAN’IN GÖZALTINA ALINMASI: Türk yargısının AK Parti milletvekilinin özel hayatına gösterdiği özen ve hassasiyeti, tüyü bitmedik yetimin hakkını, hukukunu gasp eden rüşvetçileri ve borsa manipülatörlerini göstermesi için de acilen bekliyoruz.

S-300’LER AMBARLARDA TOZLANIRKEN, YUNANİSTAN S-300’LERLE BİZİM UÇAKLARIMIZA NASIL KİLİT ATABİLİYOR: Milli Savunma Bakanı açıklamış, Yunanistan’ın S-300’leri aktivite etmesi, uçaklarımıza S-300 kilidi atması kabul edilemez demiş. Bu Yunanistan’daki Rus yapımı S-300 füzeleri bizim F-16’larımıza, NATO üyesi Türkiye’nin uçaklarına kilit atmış. Bu sorun son derece ciddidir. Şimdi herkesin şu soruyu sorması gerekir. Milyarlarca dolar ödenerek alınan S-300’ler ambarlarda tozlanırken, Yunanistan S-300’lerle bizim uçaklarımıza nasıl kilit atabiliyor. Hükümetin bu sorulara yanıt vermesini ve ne yapacağını bir an evvel açıklamasını bekliyoruz."

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun