birgün

23° PARÇALI BULUTLU

KÜLTÜR SANAT 11.05.2020 08:31

Cinayet yazsam katil mi sayılacağım?

‘Kazıdım Tırnaklarla’ isimli kitabıyla okuyucuyla buluşan gazeteci Barış Akpolat, Ezhel’in şarkı sözlerinden dolayı hapse girmesine “Cinayetle ilgili şarkı yazsam katil mi sayılacağım?” sözleriyle tepki gösterdi

Cinayet yazsam katil mi sayılacağım?

IŞIL ÇALIŞKAN

Sercan İpekçioğlu nam-ı diğer Ezhel, 2017’de çıkardığı ‘Müptezel’ isimli albümüyle müzik sektörüne damga vurdu. Bıraktığı öyle bir etkiydi ki yalnızca kendisini değil Türkçe Rap’i de yerinden oynattı. Beğenenler de oldu eleştirenler de ama kim ne dersen desin rap müziğin bugünkü üne kavuşmasında Ezhel’in payı yadsınamaz. Müzik gazetecisi Barış Akpolat herkes tarafından merak edilen başarı sırlarını sordu, Ezhel cevapladı. ‘Kazıdım Tırnaklarla’ isimli kitap birlikte geçirdikleri 200 saat sonucu ortaya çıktı. “2005’ten beri Ezhel kadar hızlı yükselenini görmedim” diyen Akpolat, bu kitabı gazetecilik dürtüsüyle yazdığını belirtiyor. Ezhel’in Ankara’daki evine misafir olan, onu kuliste, dost sohbetlerinde ve konserlerde takip eden Akpolat, zorlu geçen çocukluğundan ilk konser deneyimine, rap camiasından aile hayatına birçok konuyu aydınlatıyor. Akpolat ile kısa sürede 6’ncı baskıya ulaşan kitabını ve Ezhel’i konuştuk.

Bugüne kadar belki yüzlerce müzisyenle bir araya gelmişsindir. Sizi kitap yazma sürecine getiren ne oldu?

Uzun zamandır müzikle ilgili bir kitap yazma isteğim vardı fakat nereden başlayacağımı tam bilemiyordum. Meslekteki ağabeyim dediğim iki kişi Kanat Atkaya ve Tolga Akyıldız’ın bu kararı vermemde çok büyük etkisi olduğunu söylemem gerek. Kitabı yazma isteğini ancak gazetecilik dürtüsüyle ve merakla açıklayabilirim. Gazeteye adım attığım ilk yıl olan 2005’ten beri Ezhel kadar hızlı yükselen kimseyi görmedim. Kendinden çok emin bir biçimde attığı adımlar gerçekten merak uyandırmıştı bende. Daha ilk albümünde formülünü bu kadar oturtmuş çok az müzisyene denk gelmişizdir. Bunun derinine inmeyi istedim.

Soruları sorarken nelere dikkat ettiniz?

Her röportajda dikkat ettiğim detaylardan daha farklı bir durum olmadı aslında. Sadece bu röportaj süresinin uzun olacağı için mümkün olduğu kadar detaya girmem gerekiyordu fakat vaktimiz kısıtlı olduğu için bunun istediğim gibi olmayacağından da emin gibiydim. Dolayısıyla kitap için aldığım cevaplarda özellikle benim tanıdığım Ezhel’i dinleyici ve okuyuculara en iyi şekilde yansıtmam gerekiyordu. Bunun da anahtarı onun duygularını doğru yansıtmaktı. Elimden geldiği kadar samimi bir muhabbet gerçekleştirmeye çalıştım.

En çok cevabını merak ettiğiniz soru neydi?cinayet-yazsam-katil-mi-sayilacagim-729760-1.

Muhabbetin geneli ve Ezhel’i Ezhel yapan detaylar daha çok ilgimi çekiyordu. Hikâyenin geneli odak noktam oldu.

EZHEL’İN YARATTIĞI LİRİKAL ÖNYARGIYI DA GELİŞTİRDİ

Kitabın tanıtım yazısında “Kazıdım Tırnaklarla, Ezhel'i yakından tanımak isteyen sevenleri ve henüz önyargılarını yıkamamış müzikseverler için keyifli ve samimi bir kitap” ifadesi var. Size önyargıların varlığını düşündüren sebep nedir?

Türkiye’de sanatın her alanında yeni şeyler tepki doğurur. Önyargı büyüktür böyle durumlarda. Türkiye’de hip hop yeni bir müzik ve kültür olmasa da son yıllardaki hızlı yükselişi, Ezhel’in yarattığı lirikal ve müzikal sansasyon ilginin beraberinde bir önyargı da geliştirdi. Sercan’ı dinlediğinizde veya anlattıklarını okuduğunuzda bu kültüre veya ona karşı önyargının çok gereksiz olduğu görülebilir.

Ezhel’in Türkçe Rap’teki yerini nasıl anlatırsınız?

2010 – 2011 civarı Hürriyet Gazetesi’nde çalışırken müzikle ilgilenen yazar arkadaşlarımla hip hop’un büyük bir çıkış yapmasını beklediğimizi konuşur dururduk. Sürekli çok iyi şarkılar ve albümler yayınlansa da beklediğimiz çıkışı bir türlü göremedik. Müptezhel, o sıçramayı sağlayan şey oldu ve arkasındaki birçok iyi albümün de önünü açtı.

Bilindiği üzere Ezhel şarkı sözleri sebebiyle uyuşturucuya özendirme gerekçesiyle hapse girdi. Sanatta yalnızca yasal konular mı işlenmeli? Bir cinayet konusu işlenemez mi mesela? Bu hikâyeleri neye göre şekillendirmek mümkün?

Bunu konuşuyor olmamız bile bana saçma geliyor ama şartlar bu, yapacak bir şey yok. Hip hop sokaktan beslenir. Devlet politikalarının ve toplumun izdüşümüdür. Sözlere dikkat ettiğimizde sosyolojik çıkarımlar yapmamız mümkün. Sanatta her konu işlenebilir, her şeyden bahsedilebilir. Söylediğiniz çok doğru ben bir cinayetle ilgili şarkı yazsam katil mi sayılacağım mesela? Sokaktan beslenen bu müzikte önemli olan bu gençlerin nasıl hayatlar yaşadığı. Ve bu hayatın onlara kim tarafından sunulduğu. Devletin bunu bir düşünmesi gerek.

SAHNEDEKİ EZHEL’LE EVDEKİ FARKLI DEĞİL

cinayet-yazsam-katil-mi-sayilacagim-729761-1.

Kitabı oluştururken Ezhel’i Ankara’da evinde ve ortamında ziyaret ettiniz. Müzisyen Ezhel evdeki Sercan’ı ne kadar yansıtıyor?

Sahnedeki Ezhel çok samimi, hayranlarıyla kurduğu iletişim sıcak. Şarkı aralarındaki konuşmaları planlı değil. Dinleyici bu samimiyeti yakalıyor. Benim için en önemli şey Müptezhel albümü daha yeni yayınlanmışken tanıştığım Ezhel’in, yüzlerce konsere çıktıktan sonra da milyonlarca izlenme ve dinlenmeye ulaştıktan sonra da aynı insan olarak kalması. Ankara’da çocukluğunu, gençliğini geçirdiği kafe ve barlara gittik. Ünlü olmadan önce kimle takılıyorsa hala o arkadaş çevresiyle eğleniyor. Karakteri bozulmamış. Bu, hayatımızda sıkça karşılaştığımız bir insani özellik değil. Tevazuyu eksik etmeyen karakterinden çok etkilendiğimi söylemem gerekiyor. Sahnedeki Ezhel ile evdeki Sercan arasında çok büyük bir fark yok.

ANAT İKTİDARDAN DEĞİL HALKTAN YANA OLMALI

Ezhel’in politik duruşunun bu yaşananlarda etkisi neydi sizce?

Çok iyi biliyoruz ki iktidara yakın bir duruş sergileseydi başına bunlar gelmeyecekti. İktidara yakın duranlar her zaman rahattır. Ama onların yaptığı da sanat değil. Sanat iktidarlardan değil halktan yana olmalıdır.

Popüler olan isimlerin filmini yapmak ya da üzerine kitap çıkarmak yarına bırakılan bir belge niteliği taşıyor elbette. Ancak bunu yalnızca ‘olayın kendisi popülerleştirmek’ olarak yorumlayanlara cevabınız ne olur?

Bir ara bu garip ve kitabı okumadan yapılmış yorumlardan kötü etkilendiğimi itiraf etmem gerekiyor. Kısa sürdü neyse ki. Hayat hızla akıyor, yapmak istediğim bir sürü şey var fakat vakit ve enerji gittikçe azalıyor. Bu tarz yorumlara takılıp vakit harcamak istemem. Kitabı okuduktan sonra yapılacak en kötü eleştiriye bile açığım, tersiyle ilgilenmiyorum. Her şeyde art niyet arayan insanlara da kendimi sevdirmek için pek uğraşmak istemiyorum açıkçası. Neyse ki eleştirileri mantık ve saygı çerçevesinde yapan şahane insanlar tanıdım bu kitap sayesinde. Güzel yorum yapanların sayısıysa gerçekten çoğunlukta. Hele ilk günlerde sosyal medyada yetişemedim yorumlara. Onlar sayesinde bugün 6. baskıyı yaptı kitap. İlgilenen herkese tekrar tekrar teşekkür ederim.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız