birgün

13° AÇIK

BİLİM 17.05.2020 08:11
author

Cinlerimiz tepemizde

Cinlerimiz tepemizde

Cinler Türkiye’yi çok seviyor.

Nereden biliyorum? Çünkü bütün yaramazlıklarını Türkiye’de yapıyorlar. Hiç gidip Bavyeralı köylüye veya Meksikalı ormancıya musallat oldukları yok. Hep buralardalar; adam çarpıyorlar, ateşler yakıyorlar.

Kötü bir eğretileme yapma niyetim yok; cinfikirli dolandırıcılardan değil, bildiğimiz(?) düz cinlerden bahsediyorum. Mesela bir hafta bir haber çıkmıştı, Konya’da kendi halindeki bir anne-kızın yaşadığı evde yangınlar çıktığı söyleniyordu. Hatta tam kameraman çekim yaparken bir perdenin alev aldığını gösteren bir video vardı. Altmışlarındaki yaşlı kadın neye uğradığını şaşırmış haldeydi. Perdelerin, yatakların, yorganların tutuştuğunu söylüyor, yetkililerden yardım istiyordu.

Haberin kendisinde yangınların sebebin dair bir yorum yoktu, ama sosyal medyada bunların cinlerin işi olduğunu söyleyenlerden geçilmiyordu.


Aynı ev içinde defalarca çıkan yangın haberleri düzenli olarak manşetlerde (haber akışında mı desek artık?) belirir. 2017 başında Samsun Vezirköprü’de yaşlı bir çiftin oturduğu bir evde, giysilerin, örtülerin, rafların tutuştuğu haberi çıkmıştı [1]. Yangınlar sadece kadının evde bulunduğu zamanlarda çıkıyordu, ama nedense “esrarengiz” bir olaydı, kimse akıl erdirememişti.

Daha eskilerde, 2013’de Ankara Gölbaşı’nda yaşayan bir ailenin apartman dairesinde bir günde on kere yangın çıktı [2]. 2012’de Siirtli bir aile, evlerinde dört ayda 300 yangın çıktığını bildirdi [3]. 2010’da Kırşehir’in bir köyünde eşyaların kendiliğinden yandığı söylendi [4]. 2009’da Yozgat Sorgun’un bir köyünde yaşayan bir ailenin evinde arka arkaya yangın çıktı; aile ilçe merkezine taşınmasına rağmen yangınlar sona ermedi [5].

cinlerimiz-tepemizde-732405-1.

Bu haberlerde olayın şahitlerinin genellikle sorumluluğu cinlere bağlama hevesi var. Mesela Ankaralı ailenin 2013’deki olayında, yangınların onbir yaşındaki kızlarının olduğu yerde çıktığını görüyoruz. Önce evde yangın çıkıyor. Sonra çocuk komşuya gidiyor, orada yangın çıkıyor. Akrabalarının evine gidiyorlar, orada da yangın. Anlıyorlar ki kızda olağanüstü bir durum var. Nedir o durum? Kötü cinlerin çocuğu yönlendirmesi!

Ankara’daki olay, Siirt olayının hemen arkasından olmuştu. İki ortak tarafı vardı, birincisi yine cinlere bağlanması, ikincisi de tine ilkokula giden bir küçük kızlarının olması. Çocuk evdeyken yangın evde, okuldayken okulda çıkıyordu. Okulda montunun, sıra örtüsünün, kitaplarının yandığı görüldü. Müftülük, “inancımıza göre cin vardır, bu tür şeyler yaparlar, ama bu durum cin midir bilemeyiz” diye bir açıklama yapmıştı. Olay valiliğin ilgisini çektiğinde bir inceleme komisyonu kurulmuş, komisyon evi takip etmek için kameralar kurunca olaylar sona ermişti [6].

Belki benim dikkatsizliğim, ama cinlerin İstanbul’da, İzmir’de, Antalya’da yangın çıkardığına dair hiç haber görmedim. Cinler Türkiye’de her yeri sevmiyorlar belli ki; İç Anadolu’yu tercih ediyorlar.

Alaycılığımı hoş görün; anlamadığı şeyleri anında cine periye bağlayanları görünce çok ciddi kalamıyorum. Sosyal medyada yazıştığım birisi Konya’daki olay için “metafizik olay; başka bir açıklaması olamaz” diyordu. Bütün fiziksel sebepleri eleyip bitirmiş gibi “Başka neden olabilir?” diye sormuştu. Muhtemel sebep olarak psikolojik bozuklukları örnek gösterdiğimde, bunun da cinin musallat olması sebebiyle olduğunu söylemişti. Ona göre cinler antimaddeydi, zihinleri kontrol ederlerdi, fiziksel deneylerle görülemezlerdi. Olayın arkasında cinlerin olduğuna peşinen karar vermişti ve haklı kalabilmek için tartışmayı sürekli sınanabilirlik minderinin dışına çekmeye çalışıyordu. İddialarına kanıt sorduğumda tek söyleyebildiği cinlerin Kuran’da geçtiği, bunun yeterli kanıt olduğuydu.

Şahsen ben cinlerin varlığına inanmıyorum. Kuran’da bahsinin geçmesi bir delil teşkil etmediği için beni ikna etmiyor. Ama hadi diyelim ki yanılıyorum ve bu geçerli bir delil. Yine de bu sadece cinlerin varlığının delili olur; yangınları cinlerin çıkardığının değil. Nitekim birçok ilahiyatçı da cinlerin töhmet altında bırakılmasına karşı. Siirt olayından hemen sonra DEÜ ilahiyat fakültesi dekanı Prof. Ömer Dumlu, “cinlerin maddi olarak dünyada herhangi bir tahribatına dair en küçük bir bilgi dahi yok” diye konuşmuştu [7]. (Hemen ardından da cinlerin sadece psikolojik etki yaptıklarını söylediği için, sosyal medyadaki muhatabımın bir açık kapısı var aslında.)

cinlerimiz-tepemizde-732406-1.

Prof. Yaşar Nuri Öztürk fikrini daha doğrudan ifade etmişti: “Cinler yangın çıkarır demek piyasa lafıdır, sokak lafıdır. Cin min, nerede? Herkes bulmuş ucuzu, sıkıştı mı cin!” [8] (Öztürk yangınların telekineziyle başlamasını fiziksel olarak mümkün bulmuştu, ama bunu bir yana bırakalım.)

“Cin değilse ne?” sorusu yüklü bir sorudur; “ben cin olduğuna inandım, beni aksine inandır” demektedir aslında. Oysa aynı şekilde “uzaylılar değilse ne?”, “HAARP değilse ne?”, “radyoaktif sivrisinekler değilse ne?” gibi sonsuz sayıda soru sorulabilir. Nitekim komplo teorileri de hep böyle yüklü sorularla başlar (tabii sivrisineklerle ilgili bir komplo teorisi yok şimdilik).

Sonsuz sayıda hipotezi inceleyemeyeceğimize göre, hipotez sayısını azaltmak lazım. O zaman Occam Usturası prensibini kullanalım ve “ne olabilir” listesini hayatın akışına uygun, daha sık görülen, daha yüksek olasılıklı hipotezlere ayıralım. Tabii, yeterli veri toplamadan hüküm verilemeyeceğini de hatırlayarak.
Yanmaların büyük kısmının hali vakti yerinde olmayan köy evlerinde gerçekleştiğine bakarak, önce bakımsız ve eskimiş elektrik tesisatından şüphelenmek makul olur. Belki duvardan ayrılıp açıkta kalmış prizlerden kıvılcım sıçrıyordur, kablo izolasyonu yıpranmıştır, sigorta çalışmıyordur, vesaire.

Bariz bir hipotez, yangınları evdeki insanların çıkarıyor olması. İnsan niye evini yaksın diyebilirsiniz, ama çocuk ve gençlerde ateş yakma davranışı psikologların sıklıkla rastladıkları bir durum [9]. Başka şeylerin yanı sıra, çocukların stres altında iken ilgi çekerek derman arıyor olmaları, veya basitçe eşyaya zarar vermek istiyor olmaları mümkün. Daha ciddi ama nadir olarak, bir aile bireyinin piromani denen yangın çıkarma takıntısına sahip olması mümkün.

Cin hipotezinde ısrar edenlerin, bu psikolojik sıkıntılara cinlerin sebep olduğunu iddia edebiliyorlar. Nitekim ortaçağda da ruh hastalarına “cinli” deyip geçiyorlardı (ve bazı bahtsızlar cinleri çıksın diye akıl almaz gaddarlıklara maruz kalıyorlardı). Gel gör ki bunu farzetmek yetmez, somut delil göstermek gerekir.


Başka bir ihtimal de kimyasal sebeplerle kendiliğinden tutuşma. Mesela saman veya gübre yığınları oldukları yerde alev alabilirler. Yığının iç kısımlarında üreyen bakteriler, samanı yiyip fermentasyon yaparlar ve ısı verirler. Saman ısıyı iyi yalıttığı için bu ısı birikir ve sıcaklık artar, sonunda samanın tutuşma sıcaklığına gelir ve oksijen akışı yeterliyse yığın alev alır. Bazen aynı şey belli kimyasal maddelere ve yağlara bulanmış bezlerin yeterince temizlenmeden bir yere yığılmasıyla da olur. Kimyasal bulaşık ısı veren bir tepkimeye giriyorsa, bezleri tutuşturabilir. Ama bir gün içinde arka arkaya denk gelmesi pek muhtemel değil.

Bunların herhangi biri mi, yoksa hiç biri mi, bilemiyorum. Ama cin hipotezinden önce bunları değerlendirmek için çok geçerli bir sebebimiz var: Her birinin defalarca gözlenmiş müspet olgular olması.

Cinlere bu kadar iftira atmayalım. Duyabiliyor olsalardı çok üzülürlerdi.

[1]https://www.samsungazetesi.com/samsun-haber/samsun-da-esrarengiz-yanginlar-h733421.html
[2] https://www.milliyet.com.tr/gundem/cinler-yangin-cikariyor-iddiasi-1650856
[3] https://www.sabah.com.tr/yasam/2012/12/24/evlerinde-4-ayda-300-defa-yangin-cikti
[4] https://www.mynet.com/her-sey-kendi-kendine-yaniyor-2692455-myvideo
[5] https://www.sabah.com.tr/yasam/2009/12/29/surekli_evi_yanan_aile_cinler_bizi_birakmiyor
[6] https://www.timeturk.com/tr/2013/02/12/siirt-te-yanan-evin-sirri-cozuldu.html
[7] https://www.hurriyet.com.tr/gundem/cinlerin-yangin-cikarmalari-mumkun-degil-22252120
[8] http://beyazgazete.com/video/webtv/televizyon-40/yasar-nuri-ozturk-o-din-adamlarini-topa-tuttu- 359950.html
[9] https://www.apa.org/monitor/julaug04/types

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız