Google Play Store
App Store

Saray rejiminin gerici politikalarından “Komşu Annelik” projesi gündemde. Uzmanlar, “Proje, çocukları niteliksiz bakıma, kadınları ise eve hapsedecek. Uygulama İslamcılık ve neoliberalizm ortaklığıdır” diye eleştirdi.

Çocuğu görmezden gel, kadını eve hapset: 5 günlük eğitimle bakım sorumluluğu
Fotoğraf: Depo Photos

Ebru ÇELİK 

Kadınları istihdamdan koparacak ve çocukların eğitim, gelişim ve güvenliğini tehdit edecek “5 Günde Komşu Annelik Projesi” hayata geçirildi. İktidarın “Aile yılı” ilanı üzerinden geliştirdiği politikalar, kadınları iş gücünden çekme ve kamusal bakım hizmetlerini tasfiye etme stratejisinin yeni bir adımı olarak görülüyor. “Yeni doğum yapan annelere” yönelik denilerek başlatılan projenin açık şekilde kadınları çalışma hayatından koparma projesi olduğu görülüyor. Açılan kreşlerin kapatılma girişimleriyle paralel biçimde uygulamaya konulan bu proje, kadın ve çocuk haklarını doğrudan hedef alıyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, sözde “Çocukların korunması ve ihtiyaç duydukları bakım hizmetlerine erişim” amacıyla duyurduğu projeyle, yalnızca 5 gün sürecek bir kursla kadınlara çocuk bakıcılığı sertifikası veriyor. Çocuk istismarının ve şiddetin gündemde olduğu, bakım emeğinin kalitesi ve denetiminin hayati önem taşıdığı bir dönemde, iktidarın bu düzenlemesinin aslında tek amacı: Kamusal kreşlere ve profesyonel bakım hizmetlerine ayrılması gereken bütçeyi kısmak ve kadınları ev içine hapsederek iş gücünden çekmek. Olası kazalarda veya istismar vakalarında sorumluluğun kime ait olacağı muğlak bırakılmış durumda.

Üstelik proje, tarikat ve cemaatlere yeni alan açma ihtimaliyle de tartışmalı. AKP’nin geçmişte çocuk yurtları ve kurslarında yaşanan skandallara rağmen bu denetimsiz modeli teşvik etmesi, kamusal eğitimi ve laik sosyal hizmetleri budama politikasının bir uzantısı.

Ankara’da 22, İstanbul’da 27 kadının katılımıyla başlatılan eğitimler, “mesleki güçlendirme” olarak sunulsa da gerçekte kadınların ekonomik bağımsızlığını zayıflatan, kamusal kreşlerin yerini doldurmayan ve çocuk haklarını tehlikeye atan bir adım.

Kadın Emeği Çalışan Feminist Araştırmacılar (KEFA) ve Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD) üyesi Emel Memiş ve Eğitimci-Yazar Nejla Doğan, “Komşu Annelik” projesini değerlendirdi,

∗∗∗

EMEL MEMİŞ: PROJE CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİNİ YİNELİYOR

Çocuk bakımı yıllardır kadınların “sorumluluğu” olarak görülüyor. “Bakım hizmet açığı kapatılsın” derken, projelere de eleştirel yaklaşmak zorundayız. Topluluk temelli ya da ev tabanlı bakım modellerinde sorular hep aynı: Çocuklar için güvenli bir ortam nasıl sağlanacak? Denetim mekanizmaları ne kadar işliyor? Bu da ciddi felaketlere yol açabiliyor. Nitekim 2009’da Meksika’da 49 çocuğun yaşamını yitirdiği ABC Gündüz Bakım Merkezi faciası, denetim eksikliğinin acı bir hatırlatıcısı. Bakım hizmetleriyle annelerin istihdamını teşvik etmeyi hedefliyor. Ancak uygulamalara bakıldığında nitelikli eğitimci eksikliği, yetersiz altyapı, çoğunlukla devlet denetiminden uzak yapılar ve düşük güvenlik standartları öne çıkıyor.

Mesele yalnızca sosyal politikayı aileci bir çizgiye sıkıştırmakla sınırlı değil; bu tür bakım modelleri bakım yükünü kamusal ve profesyonel hizmetlerle paylaşmak yerine, topluluk içindeki kadınlara: komşulara ya da düşük ücretli çalışanlara devrediyor. Bu yaklaşım, işgücüne katılımını kolaylaştırıyor gibi görünse de, uzun vadede toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yeniden üretiyor ve güvenli, kaliteli bakım hizmetlerine erişimi sağlamakta yetersiz kalıyor.

Emel Memiş
KEFA, CEİD üyesi

NEJLA DOĞAN: İSLAMCILIK VE NEOLİBERALİZM ORTAKLIĞI

Proje, çocukları müthiş bir denetimsizlik, istismar ve niteliksiz bakım koşullarına hapsedecek. Diğer yandan AKP’nin kamuculuğu, eşit sosyal hakları, laikliği ortadan kaldıran genel politikalarıyla ve bu bağlamdaki kadın ve çocuk politikalarıyla da uyumlu olduğunu görüyoruz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı projeyi “Ev temelli çocuk bakım hizmet modeli” olarak tanımlıyor. Oysa okul öncesi eğitim ve bakım hizmetleri de dâhil olmak üzere çocuğa ilişkin her konu kamusal bir sorumluluktur ve her çocuğun eğitim ve bakım hizmetlerinden kamusal alanda, eşit ve parasız bir biçimde yararlanması gerekir. Bu proje, fahiş rakamlar nedeniyle nitelikli kreş hizmetine erişemeyen ailelerin/kadınların uygulamaya mecbur bırakılmasıdır.

Peki ne tür sonuçlar yaratabilir? Birincisi, çocuk bakımı formasyonuna sahip olmayan kişilerin bir sertifika ile çocuk bakması, çocuklar için pedagojik ve güvenlik açısından önemli sorunlar yaratacaktır. Kaldı ki her alanda hızla örgütlenen çeşitli tarikat ve derneklerin bu alanda da örgütlenmesi işten bile değil. İkincisi, çocuğun bilişsel ve duygusal gelişiminde en kritik dönem olan erken çocukluk döneminde bir yetişkinle değil kendi akranlarıyla zaman geçirmesi, oynayıp öğrenmesi sosyal ve psikolojik gelişimi açısından oldukça önemlidir. “Çözüm” gibi gösterilenin aksine kadınların eve kapatılmasını devam ettirecek İslamcılık ve neoliberalizm ortaklığı var.

Nejla Doğan
Eğitimci-Yazar