Çöken hâkim ittifak yükselen halk iradesi
BirGünce BirGünce

Türkiye sıcak bir yaz daha yaşayacakmış gibi görünüyor. Adeta bir ateş çemberinin içinde sürdürülemez hale gelen dış politika sorunları; en uç noktasına henüz ulaşmamış olan ekonomik kriz ve yönetme yeteneğini hızla kaybeden hakim ittifak.

Bu birbirine eklemlenerek kördüğüm haline dönüşen sorunlar yumağının ortasında tekrarlanan İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimleri de işin tuzu biberi konumunda.

AKP dış politikası son hızla duvara doğru yol alan bir kamyona benziyor. Onca mutabakata karşın İdlib’de korkulan olacak gibi görünüyor. BM Sözcüsü, 2 milyon mültecinin Türkiye’ye yöneleceğinden söz etti. Esad rejimi Rusya’nın desteğiyle cihatçı El Nusra cephesine karşı baskısını arttırırken Türkiye’ye Soçi’de biçilen rolün de sonuna geliniyor. Bu durumun Rusya-Türkiye ilişkilerinde yeni bir sorun alanı yaratacağı kesindir.

TÜRKİYE İÇİN DENİZ BİTTİ

Suriye özelinde benzer bir krizde güvenlikli bölge ve PYD konusundaki tutum farklılıkları nedeniyle ABD ile Türkiye arasında yaşanıyor. Özetle iki süper güç arasında oluşan dengeler üzerinde sörf yapan Türkiye dış politikası açısından deniz bitmiş durumda. Suriye iç savaşı sona doğru yaklaştıkça Esad rejiminin zaferi Türkiye için hiçbir alan bırakmıyor. Savaşın derinleşmesinde birinci dereceden rol oynayan Türkiye savaşın sonuçlarını kendi ülkesine taşıdığı “Suriyeli mülteciler” üzerinden yaşayacak demektir.

Buna Doğu Akdeniz’deki sondaj krizini, İran ambargosunu; S-400,F-35 sorunlarını eklediğimizde durumun vahametini görmemek için kör olmak gerekiyor. Sorun komik bir gerekçeyle İzlanda’ya nota vermekten daha ciddi görünüyor.

BEKA UNUTULDU

Dış politikadaki sıcak yaz ekonomide de etkisini gösteriyor. Yüksek enflasyon, küçülen ekonomi, dış borç yükü, artan işsizlik vb.. krizi halk kitlelerinin iliklerinde hissetmesine yol açıyor.

Bu devasa sorunları aşabilecek bir siyasal irade ise ortada görünmüyor. Dikiş yerleri sürekli çatırdayan AKP’nin ancak MHP’ye dayanarak yürütebildiği iktidar bloku bırakın sorun çözmeyi bizatihi kendisi sorun üretmeye devam ediyor.

İstanbul seçimleri konusunda çelişkili tutumlar, iki seçim döneminde aktörleri ve söylemleri değişik iki farklı kampanya iktidar blokundaki farklılıkların ipuçlarını ortaya koyuyor.

İlk kampanyanın ana figürleri Erdoğan ve Bahçeli idi. Beka sorunu üzerinden yürütülen kampanya çok açık yerel yönetim seçimlerinin kaybedilmesine yol açtı. Bu kez kampanya Soylu gibi boş boş konuşanları bir yana bırakırsak Erdoğan ve Bahçeli’nin pek ortada görünmedikleri bir ortamda Binali Yıldırım eliyle yürütülüyor. Beka artık unutulan bir sözcük olurken, tek odaklanılan konu İmamoğlu’nun açıklarını yakalamak oldu.

SİYASETSİZ SEÇİM

Son dönemlerin en siyasal içerikten yoksun seçimi yapılıyor. Bu durum iktidarın siyasete gereksinim duymayan, varsa yoksa iktidarını korumaya odaklanmış halini gözler önüne seriyor. Bir tutam din, bir tutam milliyetçilik, bir tutam Kürt Kardeşliği, bir tutam tarikatlar ve bolca yalan. Siyasetin geldiği nokta işte bu. Bu yağma düzenine son verecek olan ise korku duvarının yıkıldığını her gün ortaya koyan halkın iradesi.