birgün

15° PARÇALI BULUTLU

MEDYA 23.02.2020 09:31
author

Copy-paste değil alın teri

Bu yazıya başlık olarak seçtiğim ifade, Ekşi Sözlük’te uzun yıllardır kullanılan bir kalıp. Sözlük yazarları uzun uzun bir bilgi verdiklerinde veya yorum yaptıklarında bunun kendilerinin kaleme aldığı özgün içerik olduğunu belirtmek için kullanıyorlar. Bu kalıp aklıma, Journo’nun (journo.com.tr) biraz da ironik bir şekilde yazılmış ‘Türkiye’de internet alemi yasta: Copy-Paste’in mucidi öldü’ başlıklı haberinden sonra geldi. Journo, “Türkiye’de bu yönteme yıllardır alışkın olan haber siteleri, ölüm haberini de kopyala-yapıştır (copy-paste) olarak verdi” diyerek nazire yapıyordu. Haberi kopyala-yapıştır olarak verirken Haber7 gibi vefat eden Larry Tesler yerine komedyen Larry David’in fotoğrafını iliştirenler bile vardı. Doğrusu tam Curb Your Enthusiasm dizisindeki Larry David’in başına gelecek türden bir yanlışlıktı. Asıl ironik olan Journo’nun haber sitelerine nazire yaptığı Gizmodo referanslı haberinde de bir eksik vardı. Zira yine Ekşi Sözlük’ten, bizzat sözlük kurucusu SSG’nin bir sözlük girdisinden öğrendiğimize göre (Wikipedia’ya referansla) Larry Tesler copy-paste teriminin mucidi olabilirdi ama özelliğin mucidi değildi. Daha önce ‘tampon belleğe gönder’, ‘taşı’, ‘tampondan al’ gibi isimlerle mevcut olan özelliği kullanıcı dostu yapan isimdi Larry Tesler. Yani tek başına copy-paste’in mucidi olarak andığımızda biraz eksik kalıyordu.
Bu uzun girişten sonra bu haftaki Köşe Vuruşu’nda basit bir soru sormak istiyorum: Copy-Paste terimlerinin mucidi ölmüş olabilir ama bu yöntemle yapılan habercilik daha ne kadar yaşayabilir?

DAHA AZ İÇERİKLE BÜYÜYENLER

Yaygın haber siteleri oradan buradan copy-paste yapıp haber sayısını şişirerek bir yere geleceğini düşünedursun, özgün içeriğin değeri iyice anlaşılıyor. Digiday’da (digiday.com) Lucinda Southern’in yayıncıları daha az içerik üreterek kitlelerini büyütüyor (Publishers are growing audiences by producing less content-3 Şubat 2020) başlıklı makalesinde önemli bir gerçeğe dikkat çekmiş. Birçok haber kuruluşu, daha az içerik üreterek daha büyük kitlelere ulaşmış. Örneğin; İngiltere’den Guardian, haftalık çıktısını üçte bir oranında azaltarak hacim değişikliği ve trafik büyümesine yol açmıştı. Fransız Le Monde 2017’den 2019’a kadar haber merkezi personelini 500’e çıkarırken toplam makale sayısını yüzde 25 azaltıyor, buna rağmen hem dijitaldeki erişimde hem de basılı tirajda yüzde 11 artış sağlıyordu. Aynı şekilde The Times of London, çevrimiçi haber bölümünde yüzde 15 daha az hikâye yayımladığında sitesinde bekleme süresinin yüzde 25 arttığını fark ediyordu. Görülen o ki fazlalıkları atanlar kazanıyordu. Bu sitelerden atılan fazlalıkların niteliğini bilmiyoruz. Ancak Türkiye’deki haber sitelerine baktığımızda fazlalıkların genellikle kopyala-yapıştır haberlerden oluştuğunu görmek şaşırtıcı olmaz.

BİRGÜN’DEN BİR ÖRNEK

Oysa kopyala-yapıştırdan uzaklaşıp özgün içeriğe yöneldiğimizde elimizde inanılmaz kaynaklar var. Yeter ki bu konuya biraz kafa yorulsun. Gazetemiz BirGün’de geçen hafta Ozan Gündoğdu imzalı bir haber vardı. ‘İşsizin işi Allah’a kaldı’ başlıklı haber, ‘Türkiye’deki genç işsizlik oranı arttıkça ‘iş bulma duası’ aramaları artıyor, işsizlik oranının azalmasıyla düşüyor’ verisini tespit edip tablo olarak sunuyordu. Haber, sadece Google arama verileri ve işsizlik istatistikleri kullanarak ne kadar değerli içerik üretilebileceğinin ve bir perspektif sunulabileceğinin ispatı gibiydi. Haliyle BirGün orijinli bu haber, tabii hızla diğer pek çok haber sitesinde çoğunlukla kaynak göstererek yer aldı. Sonuçta tüm sitelerin haber bagajını şişirmeye ihtiyacı vardı. Kuşkusuz BirGün de özellikle internet versiyonunda diğer kaynaklardan pek çok haber kullanıyor. Yani hep BirGün’den alıyorlar da diyemeyiz, BirGün de başka sitelerden kaynak ibraz ederek haber kullanıyor.

Burada asıl soru şu: İnternet sitesi trafiğini bu şekilde kopyala-yapıştır içerikle artırmak mı, yoksa daha az ama özgün içerik sunmak mı? Ben kullanıcı (okur veya izleyici) olarak baktığımda ikincisini tercih ediyorum. Çünkü her yerden haberin aktığı ortamda takip ettiğim haber sitesinin bana bir sadeleştirme hizmeti sunmasını da bekliyorum. “O milletvekili bunu dedi, ötekisi şunu dedi, şu sitede bu haber var, o sitede şu haber var” haberciliği mecralar arasındaki farkı ortadan kaldırıyor. Bu da abone olma, bağış yapma, takipçi olma motivasyonunu kırıyor. İçeriğini azaltarak erişimini artıran örnekler de ortada. Türkiye’deki haber siteleri de bunun üzerine bir düşünmeli.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız