birgün

24° PARÇALI BULUTLU

GÜNCEL 25.06.2020 12:44

Çorlu tren faciası davası 4 Kasım'a ertelendi

AKP döneminin ‘simge’ olayları arasında yer alan, Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 25 kişinin hayatını kaybettiği, 328 kişinin yaralandığı tren katliamıyla ilgili açılan davanın 5’inci duruşması görülmeye başlandı. Ölenlerin yakınları ve yaralananlar, ellerinde pankartlarla mahkemeye yürüdü, “Hak, hukuk, adalet” sloganları attı. Dava 4 Kasım'a ertelendi

Çorlu tren faciası davası 4 Kasım'a ertelendi

Edirne'nin Uzunköprü ilçesinden İstanbul Halkalı'ya gitmek üzere hareket eden, 362 yolcu ve 6 personelin bulunduğu yolcu treni, 8 Temmuz 2018'de Tekirdağ'ın Çorlu ilçesi Sarılar Mahallesi yakınlarında raydan çıkarak, devrildi. İhmaller nedeniyle gerçekleşen katliamda 7'si çocuk, 25 kişi yaşamını yitirdi, 328 kişi de yaralandı.

Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca TCDD 1'inci Bölge Müdürlüğü Halkalı 14'üncü Demiryolu Bakım Müdürlüğü'nde Demiryolu Bakım Müdürü olarak görev yapan Turgut Kurt, Çerkezköy Yol Bakım Şefliği'nde Yol Bakım ve Onarım Şefi olan Özkan Polat, Yol Bakım Şefliği'nde Hat Bakım ve Onarım Memuru olarak görevli Celaleddin Çabuk ile TCDD bünyesinde çalışan ve mayıs ayındaki yıllık umumi muayene raporunda imzası bulunan Köprüler Şefi Çetin Yıldırım hakkında 'taksirli ölüme ve yaralanmaya neden olmak suçundan 2'şer yıldan 15'er yıla kadar hapis cezası istemiyle Çorlu 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı.

İddianame, gerçek sorumluları adalet önüne çıkarmadığı gerekçesiyle eleştirildi.

Uzunköprü-Halkalı seferini gerçekleştiren trenin 8 Temmuz 2018 tarihinde seyir halindeyken Tekirdağ’ın Çorlu ilçesi Sarılar Mahallesi mevkiinde devrilmesi sonucu 25 kişi hayatını kaybetmiş, 328’de kişi de yaralanmıştı. Başından itibaren skandallarla dolu bir soruşturma ve adli sürecin işletildiği Çorlu tren katliamı davasının 5. duruşması bugün Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

Katliamda hayatını kaybedenlerin ailelerine ve yakınlarına destek olmak üzere duruşmayı takip edenler arasında Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkan Yardımcısı Barış Atay, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekilleri Muharrem Erkek, Ali Şeker, Candan Yüceer, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Serpil Kemalbay ve çok sayıda avukat da bulunuyor.

Duruşmada müştekiden çok polisin olması ise dikkat çekti.

►Güncelleme-18:00

Mahkeme heyeti ara kararını açıkladı. Buna göre, 15 Temmuz'da keşif yapılmasına ve duruşmanın 4 Kasım'a ertelenmesine karar verildi. Kararda, müşteki avukatlarının taleplerinin tamamı reddedilirken, 7 kişilik bilirkişi heyeti oluşturuldu.

corlu-tren-faciasi-davasi-4-kasim-a-ertelendi-748750-1.

►Güncelleme- 16:10

Çorlu tren katliamı aileleri savcıyla görüşmek istedi fakat savcı yarım saat sonra görüşebileceklerini söyledi. Aileler adliye önünde savcıyla görüşmeyi bekliyor.

►Güncelleme-15:27

Savcı mütalaasının ardından karara tepki gösteren aileler, savcılığa gidiyor. Mahkeme sanıkları dinlemesinin ardından 1 saat ara verdi.

►Güncelleme- 14:32
Savcı mütalaasını açıklıyor:

İTÜ'ye yağmur ölçer cihazın neye dayanarak tespit edildiğinin sorulmasına, bilirkişiler hakkında yapılan itirazların kabulüne, talimatla ifadesi alınan tanıkların yeniden ifadesinin alınmasının reddine, sanıkların tutukluluk taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Savcının talimatla ifadesi alınan tanıkların yeniden ifadesinin alınmasını reddetmesi üzerine tepki gösteren aileler duruşma salonunu terk etti.

Mısra Öz, hakim heyetine ve kendisini çeken polise isyan etti:

"Hepsi sarayın soytarısı! Ben Mısra Öz. Çek beni. Oğuz Arda Sel'in annesi. Bu hakimler beni sanık yaptı. Onlara üç maymunu oynuyorlar dediğim için. Katilleri aklıyorlar"

►Güncelleme-14:21
Avukat Emre Erdal konuşuyor:

Hangi vagondan kaç kişi çıkarıldığının sayısı yok. Kolluk olay yeri kamerasıyla yapar bu işlemi. Ama bir CD göremedim dosyada. Kolluk kuvvetlerine müzekkere yazılmasını talep ediyoruz. Tüm sorumluların yargılanmasını ve dosyanın genişletişmesini talep ediyoruz.

►Güncelleme-14:13
Avukat Duygu Arslan konuşuyor:

5 celsede bir arpa boyu yol aldığımızı düşünüyoruz. Sanıklar suçun oluşumuna bile vakıf değiller. Aynı şekillerde tanıklar da böyle. Bu kazanın görgü tanıklarının dinlenmesini istiyoruz. Mahkemenin sunduğu delillerle suç atfedilmesi mümkün değil.

Avukat Mustafa Ersin: Celse arasında dosyaya giren bir yağış raporu mevcut. Saat 14.30'a kadar yağış sıfır. Sonraki yağışlar da düşük, afet yaratacak yoğun yağış verisi değil. Kazanın meydana geldiği saatle son yağışın düşüşü arasında 2 saat 13 dakika var. Yani TCDD'nin kazayı engellemesi için bu kadar süresi var.

Güncelleme-14:06
Av. Selvi Yüzbaşıoğlu konuşuyor:

Bilirkişi olabilecek kişilere itirazlarımız bildirmiştik. TCDD ile ilişkisi olan adaylar var. YTÜ'den yazılan akademisyenler Doç. Dr. Halit Özen ve Doç. Dr. Mustafa Sinan Yardım karayolu sistemleri konusunda uzman. Böyle bir dosyada bilirkişi olacak kişilerin daha yetkin kişiler olması gerektiğini düşünüyoruz.

Hacı Bektaşi Veli Üniversitesi'nden Dr. Serhat Çelik ile ilgili de itirazlarımız var. Dava konusu ve uzmanlık alanı aynı değil. YTÜ'den Doç. Dr. Mustafa Gürsoy'u bu davada bilirkişi yapılmaya uygun görmüyoruz. Birkaç ders veriyor ama araştırmaları dava konusuna uygun değil.

Sakarya Üniversitesi'nden Dr. Hakan Aslan'ın da dava konusuyla ilgili yeterli çalışması bulunmuyor, yetkin görmedik. Sakarya Üniversitesi'nden İrfan Pamuk da dava konusuyla ilgisi olmayan çalışmalar yapıyor. Biz bu kişilerin bilirkişilik yapmalarına itiraz ediyoruz.

Güncelleme-13:53
Avukat Onur Şahinkaya konuşuyor:

Kanaatimiz şudur, olay gününden itibaren bir saygısızlıkla karşı karşıyayız. TCDD şunu söylüyor 'Hayatlarınız mahvolmuş olabilir ama susacaksınız, bir kişiyi bile tutuklatmayacağız'. Tanıklar ölçüm cihazı olmadığını söylüyor. TCDD'nin iç raporunda ise İTÜ'ye dayanarak 'Davis marka bir ölçüm cihazı vardı' diye geçiyor. Üstelik TCDD, İTÜ raporunu çarpıtmış. 45 mm yağışa, olağanüstü yağış demişler. Çarpıtma küstahlığı var. Mümin Karasu'ya sizin yolladığınız sorular önden verilmiş. Yazılı hazırlık yapmış. Karasu, bu ifadeyi verdiğinde alacağı ödülü biliyor.

Güncelleme-13:45
Dava, verilen 1,5 saatlik aranın ardından devam ediyor

Katılan vekillerine söz verildi. Avukat Can Atalay konuşuyor:

'Dosyanızda yağmurun niteliği belgeli bir şekilde açık. Tanık beyanına ihtiyaç duyulmayacak kadar açık. Mücbir sebep sayılamayacak kadar açık. Menfezlerin uygun yapıldığı iddia edilmiş. Sanıklar dediler ki ilk duruşmada bu menfezin sorunlarını biz söyledik. Biri 300 küsür üzerinde belge düzenledim dedi. Mücbir sebep gerekçesi akla uygun değildir. Dosyadaki belge delilleriyle açık olan bir meseledir. Sanırım Çorlu Cumhuriyet Başsavcısı ve siyasi iktidar kovuşturmanın gerektiği gibi yapılmasına engel olmaktadır. Mesele yağmur değil, sistemik olana bakmak gerek. Özelleştirme nedeniyle TCDD'nin yolların bakımsız hale gelmesinin toplumsal ve siyasal sonuçlarıyla ilgileniyorum. Dosyaya gelmesi gereken sanıklar var. Usül ilkesine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle iki tanığın huzurda dinlenmesini talep ediyorum. Bu insanların ölümünün birinci elden sorumlusu sistemdir. Bu dosyada taksir değil, olası kasıt vardır.

►Güncelleme-11:53
Müştekiler söz alıyor

Oğuz Arda Sel'in dedesi Mehmet Öz: Bir vagonda kaç koltuk sayıyısı var? (Sanıklara) Kazadan sonra 366 sayısı nereden verildi? Burada 600'e yakın yolcu vardı. Savcılık bunu araştırmadı mı? Bu matematiği uydurun.

Bihter Bilgin'in annesi Zeliha Bilgin: O menfez yapılmasaydı kaza yine yaşanır mıydı? Ben TCDD'ye güvendiğim için evlatlarımı, kardeşlerimi emanet ettim. Ben yağmurdan anlamam ama o menfez yapılmasaydı son yağmurlarla yine kazalar olurdu. Mümin Karasu danışman olarak atanmış. Ben onu karşımda sanık olarak görmek isterken, danışman yapılmasını kınıyorum.

Sena Kösenin annesi Aysun Köse: TCDD'nin yaptıklarını yan çiftliklerden öğrenmememiz gerekiyor. TCDD bunu aydınlatmalıydı.

Gülce Dikmen ve Özgenur Dikmen'in annesi Funda Köse: Ben de trendeydim. Bir gün önce yavaş giden tren, o gün hızlı gitti. Neden?

Melek Tuna'nın eşi Ekrem Tuna: O gün trenle gittik Çerkezköy'e. Tren yavaş gitti. 3 saat sonra da döndük. Her durakta fazla yolcu sayısı arttı trende. Yeni binenlere bilet bile kesilemiyordu. Çok sayıda ayakta kişi vardı. O gün 800'e yakın kişi vardı trende.

Serhat Şahin'in babası Hüseyin Şahin: Yanlış çiftlikten insanlar getirmişsiniz. Asıl Akın Çiftliği'nden neden kimse gelmiyor? Buradaki tüm sanıkların tutuklu yargılanması gerekiyor. Ya terfi alanlar? Bizim aklımızla niye dalga geçiyorsunuz?

Ergün Kerpiç'in kardeşi Yeter Gülaçan: Kazadan önce trene bindiğimde çok yavaş ilerliyordu. Ama kaza günü herkes hızlı gittiğini söylüyor.

Emel Duman'ın eşi Erkan Duman, Turgut Kurt'a sordu: ''Mademki tek menfez o yola yeterliydi, kazadan sonra neden yakınına yeni bir menfez yapıldı? İki gün önce de sel oldu ama tren yolu dağılmadı öyle.''

'BİZİM ÇOCUKLARIMIZDAN DAHA MI DEĞERLİ BU BAKAN?'

Kazada hayatını kaybeden Hakan Sel'in babası ve Oğuz Arda'nın dedesi Necmettin Sel konuşuyor: ''Bu menfezi yapan mütteahhit niye bizim karşımıza getirilmiyor? Gerçek sorumluları bizim karşımıza getirin. Bakan ise Bakan, o da bizim karşımıza gelsin. Bizim çocuklarımızdan daha mı değerli bu Bakan?''

Derya Kurtuluş'un eşi, Beren Kurtuluş'un babası Melih Kurtuluş konuşuyor: ''Menfezi yağmur suyu aksın diye yaparsın. Yaparken standartlarına göre yaparsın. Yağmur geçsin diye menfez yapılır. Yağmurda bir menfez yıkılıyorsa orada bir hesapsızlık var demektir.''

SANIK OLMASI GEREKİRKEN, TANIK OLARAK DİNLENDİ

Oğlu Oğuz Arda Sel'i kaybeden Mısra Öz: 3 tanık sıfatındaki kişinin normal zamanda da ifadeleri alınabilirdi. Asıl önemli kişiler getirilmiyor. Mümin Karasu sanık olması gerekirken, tanık olarak ifadesi alındı. İfadesini dinlemeye gittiğimizde usule aykırı, soruların daha önceden verilmiş olduğu, cevapların sayfalarda yazdığını gördüm. Taleplerimizi duymadınız. Mümin Karasu danışman oldu. 718 gün oldu. 5. duruşmadayız. Taleplerimize kayıtsız kalınmasın. Görmemezlik, duymamazlık yapılmasın.

►Güncelleme-11:43
Tanık Günay Solak ifade veriyor:

Çalışkan çiftliğinde 4 yıldan bu yana çalışıyorum. Ziraat işleri yapıyorum. Sürekli çiftlikte yaşıyorum. Olay günü çiftlikteydim. Demiryoluna 300-400 metre, kaza yerine ise bir kilometre kadar uzaktaydım. Olay günü 16.00 civarı yağış başladı. Birden bire yağdı, geçti. Çok diyebileceğim bir yağış oldu. O gün çok yağış oldu. 4 yılda en fazla o gün yağış gördüm. Kaza döneminde yağış ölçen bir cihazımız yoktu. Olay yerine hiç gitmedim. Çiftliğe hiç yaralı gelmedi. Çevremizdeki çiftliklere de ambulanslar geldi.

Müşteki avukatı Onur Şahinkaya: Kazadan yaklaşık 2 ay sonra bir heyet geldi mi?

Günay Solak: Bize gelmedi. Bilemiyorum. TCDD'den geldiler. Nasıl oldu diye sordular, bilmediğimizi söyledik. Hiçbir tutanak tutulmadı.

Müşteki vekili Emre Erdal: Yetkilileri olaydan sonra ne zaman gördünüz ilk olarak? Helikopter gördünüz mü?

Günay Solak: Yaklaşık 1 saat sonra yetkililer geldi. Helikopter de gördüm, kaza yerine gitti.

►Güncelleme-11:29
Çalışkan Çiftliği'nde çalışan tanık Vahdet Atak konuşuyor:

Olay günü çiftlikte değildim ama o gün oraya ekmek götürdüm. Çiftliğin demiryoluna mesafesi 700-800 metre. Olay günü çiftlikte çalışan aileye ekmek götürdüm. Olayı sonra televizyondan öğrendim. Bir buçuk saat kaldım çiftlikte öğle saatlerinde, az bir yağmur vardı. Bulunduğum sürede sel görmedim. Çalıştığım bölgede nisan mayıs gibi çok olmasa da yağış olur. Çalıştığım yerde kayıt alacak bir yağış ölçer yoktu olay günü. Olay gecesi 12-1 gibi olay yerine gittim, patronumun direktifiyle. Bizim çiftliğe hiç yaralı getirilmedi.

Müşteki vekili Onur Şahinkaya soruyor: Çiftliğe sonrasında bir resmi görevli geldi mi?

Vahdet Atak: Geldiyse de ben görmedim.

Avukat: İTÜ heyeti Davis marka bir ölçüm cihazı tespit etmiş.

Vahdet Atak: Kesinlikle ölçüm cihazı yok. Kaza tarihindeki yağış, bu dönemdeki yağışlardan daha azdı sanki. Bölgede helikopter görmedim o gece.

►Güncelleme-10:47
Mahkeme heyeti, tanıkları dinliyor

Tren katliamında hayatını kaybeden Ergün Kerpiç'in kardeşi konuşuyor: Benim abim 39 yaşında toprak oldu, iki çocuğu yetim kaldı. Sonuna kadar şikayetçiyim.

Cemiloğlu Harası İşletme Müdürü Birol Kuzgun: Olay günü tüm gün haradaydım. Demiryoluna mesafemiz 250-300 metre mesafede. Kesin olmamakla birlikte zaman aralıklarıyla yağış oldu. Bazı dönemlerde yoğun yağış oldu. O dönemler yağışların olduğu dönemlerdi. Bu haftalarda yaşadığımız yağışlara benziyordu. O dönem temmuz ayına sarkan yağışlar oldu. Çalıştığım yerde yağışı ölçen bir istasyon yok. Birtakım direnaj kanallarıyla çiftlikte suyu tahliye ediyoruz yağış olunca. Kaza olduktan sonra olay yerine gittim, tahmini bir 15 dakika sonra. Olay yerini tarif etmem güç. İnsan konuşamıyor. Orada bir kargaşa durumu hakimdi. Dediğim gibi bunları söylerken konuşmakta zorlanıyorum.

Avukat soruyor: Olay günü ya da sonra size savcı sıfatıyla kimse geldi mi?

Birol Kuzgun: Daha sonraki dönemde TCDD ve İTÜ'den bir ekip geldi keşif için.

Müşteki avukatı: Olaydan sonra yaralıları kurtarmak için olay yerine helikopter geldi mi?

Birol Kuzgun: Hayır, gelmedi.

►Güncelleme-10:20
Çorlu tren katliamı sanıklarının yargılandığı davanın 5. duruşması Çorlu Halk Eğitim Merkezi’nde başladı.

►Güncelleme-9:50

Çorlu Adliyesi’ndeki salon kapasitesi yetersizliği nedeniyle Çorlu Halk Eğitim Merkezi’ne alınan duruşma 10.00’da başlayacak. Her duruşma öncesinde olduğu gibi adalet arayan aileler yine Çorlu Santral Parkı’nda bir araya gelip, Halk Eğitim Merkezi’ne yürüdü.

İLK DURUŞMA TEMMUZDA GÖRÜLMÜŞTÜ

Davanın görülmesine geçen yıl 3 Temmuz’da Çorlu Adalet Sarayı'nda, 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi olarak düzenlenen 130 kişilik Konferans Salonu'nda başladı. Ancak, yaşamını yitirenlerin yakınları ve yaralılar, salonda yer olmadığı gerekçesiyle içeriye alınmadı.

Yaşanan olayların ardından duruşma, Çorlu'nun Çoban Çeşme Mahallesi Bülent Ecevit Bulvarı üzerinde bulunan Çorlu Halk Eğitim Merkezi'ndeki 600 kişilik 15 Temmuz Salonu'na alındı.

Bugün yapılan 5'inci duruşma öncesinde kazada ölenlerin yakınları ve kazada yaralananlar duruşmaya, Çorlu Halk Eğitim Merkezi'ne yaklaşık 1 kilometre mesafede toplanıp, yürüyerek geldi. Ellerinde ölenlerin fotoğraflarını taşıyan aileler, “Hak, hukuk, adalet” sloganları attı.

‘MUCİZE BEKLEMEDİK, ADALET İSTEDİK’

Kazada kızı Bihter Bilgin, kız kardeşleri Emel Duman ve Derya Kurtuluş, yeğeni 6 aylık Beren Kurtuluş'u kaybeden Zehra Bilgin, aileler adına yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Kızımdan ayrılalı 718 gün oldu. Evlatlarımız yok, kardeşlerimiz yok, canlarımız yok, eşlerimiz, analar yok. Bizler iki yıl olan bu süreçte tek istediğimiz bir şey vardı, kimseden biz mucize beklemedik, hiçbir şey istemedik. ‘Bize adaleti verin’ dedik., biz adalet istiyoruz. Benim evladım, kardeşlerim 25 can geri gelmeyecek. Ama bizler gibi hiçbir anne, baba, abla ve kardeş yanmasın dedik. Ben bir anne olarak evlatlarımın katillerinin yargılanmasını istiyorum.”

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız