birgün

28° AÇIK

BİLİM 26.07.2020 08:23
author

Covid-19’a yakalanan bin kişiden yedisi ölüyor!

Hastalık, onu atlatmayı başarsanız bile birçok organa zarar veriyor ve kalıcı olma ihtimali olan hasarlara neden olabiliyor. Bu salgın bitmiş değil, yazın sona ermesiyle birlikte, grip sezonu ile bir arada hayatlarımızda etkisi daha da fazla hissedilecek.

Covid-19’a yakalanan  bin kişiden yedisi ölüyor!

Covid-19 salgını başlangıcından beri vaka sayısı ve ölüm oranlarını yakından takip etmekte ve sizleri bilgilendirmeyi sürdürmekteyim. Bu süreçte, bu köşede, epidemiyolojik kavramlara yönelik birçok açıklamada bulunduk. Bunlardan en önemlisi, öldürücülük oranına yönelik kullanılan iki önemli kavramdı: vaka ölüm oranı ve enfeksiyon ölüm oranı. Yeni araştırmalar, Covid-19 ile ilgili olarak bu sayıların değerlerini daha yakından tespit edebilmemizi sağlıyor ve baştaki açıklamalarımızı doğruluyor. O nedenle yeni bulgular ışığında bunları tekrarlamakta fayda görüyorum.

Türkiye’de 100 vakadan 2-3’ü hayatını kaybetmiştir

Bu kavramlardan ilki, yani vaka ölüm oranı, tespit edilen vakalar içerisindeki ölüm yüzdesidir. Örneğin Dünya'da tespit edilen 14,7 milyon Covid-19 vakasından 609 bini hayatını kaybetmiştir ve bu, yüzde 4,2'lik bir vaka ölüm oranı demektir. Türkiye'de tespit edilen 222 bin 402 vakadan 5 bin 545'i hayatını kaybetmiştir ve bu, yüzde 2,5 düzeyinde bir vaka ölüm oranı demektir. Yani Türkiye'de tespit edilen her 100 vakadan 2-3'ü maalesef hayatını kaybetmiştir. Ancak bu, hastalığın gerçek öldürücülük oranını veremez. Bu nedenle, ikinci kavramımıza bakmalıyız.

Kavramlardan ikincisi, yani enfeksiyon ölüm oranı, hastalığa yakalanan tüm hastalar içinde ölenlerin oranıdır. Unutmayın ki dünyada 14,7 milyon vaka, Türkiye'de 222 bin vaka tespit edilmiş olması, gerçek vaka sayısının Dünya için 14,7 milyon, Türkiye için 222 bin olması demek değildir. Çok sayıda asemptomatik vaka veya hastalığı hafif atlatmasından ötürü hastaneye gitmeyen veya test yaptırmayan kişi, bu istatistiklere dahil olmamaktadır.

Dolayısıyla salgın başından beri uyardığımız gibi, enfeksiyon ölüm oranı, vaka ölüm oranından mutlaka daha düşük olacaktır. Ama ne kadar düşük? Ve test yaptırmadan hastalığı atlatanları nasıl tespit ederiz?

İkinci sorudan başlayalım: Hastalığı geçirmiş kişilerin vücudunda, bu hastalığa özgü antikorlar oluşmaktadır. Zaten geçici koronavirüs direnci edinmemizi sağlayan şey de bu antikorlardır. Eğer bu antikorlar test edilir ve tespit edilirse, Covid-19'a yakalanan gerçek insan sayısı (en azından popülasyon içindeki oran) daha net tespit edilebilir. Bu antikor testlerinin amacı, bir kişinin test yapıldığı sırada Covid-19 olup olmadığını anlamak değildir (yani Covid-19 tanı testi değildir). Amaç, hastalığı çoktan atlatan ve artık iyileşmiş olan kişileri tespit edebilmektir.

Bu testlerle ilgili çok ciddi güvenilirlik ve isabetlilik sorunları olsa da, Amerikan Hastalık Kontrol ve Önlem Merkezi'nin (CDC) tahminlerine göre, tespit edilen her 1 vaka için yaklaşık 10 vaka gözden kaçmaktadır. Bu hesaba göre, örneğin Türkiye'de tespit edilen 222.402 vakaya ek olarak, 2.2 milyon civarında vaka tespit edilemeden hastalığı atlatmıştır.

Eğer her bir insan, her bir gün test edilebilecek olsaydı, bu vakaları da ortaya çıkarmak mümkün olurdu. Bu nedenle ne kadar çok ve ne kadar yaygın bir şekilde Covid-19 tanı testi uygulanırsa, enfeksiyon ölüm oranı ile vaka ölüm oranı birbirine o kadar yakınsayacak ve ülkedeki gerçek tablo o kadar net bir şekilde ortaya çıkacaktır.

Dünyada ölüm ortalaması binde yedi

Şimdi, bu bilgiler ışığında, ikinci sorumuza yanıt arayabiliriz: Enfeksiyon ölüm oranı kaçtır? Yani hastalığa gerçekten yakalanan insan sayısı içerisindeki ölümlerin oranı nedir?

Salgın başından beri buna yönelik 30'a yakın araştırma yürütüldü. Örneğin Princess Diamond gemisindeki enfeksiyon ölüm oranlarına yönelik bir araştırma, yüzde 0,6 (binde 6) sonucuna ulaşmıştı. Imperial College London araştırmacıları tarafından martta yapılan bir diğer çalışmada, Çin'deki enfeksiyon ölüm oranının yüzde 0,66 (binde 6.6) olduğu gösterilmişti.

O zamandan bu yana yapılan birçok çalışma, bu oranları doğrular nitelikte: Bugüne kadar Covid-19'un enfeksiyon ölüm oranı ile ilgili olarak yapılan araştırmaların sonuçları, yüzde 0,1 (binde 1 kişi) ila yüzde 1,7 (binde 17 kişi) arasında değişiyor; ancak hepsinin ortalaması, yüzde 95 güven aralığı ile, yüzde 0,68, yani yaklaşık binde 7 civarında! CDC de Temmuz 2020 itibariyle Covid-19'un enfeksiyon ölüm oranını yüzde 0,65 olarak hesaplıyor ve bu oran, daha önceki tahminlerinden yüksek.

Bir diğer deyişle, Covid-19 hastalığına yakalanan her bin kişiden ortalamada 7'si hayatını kaybediyor.

Elbette bu oranlar yaşa ve altta yatan hastalıklar gibi durumlara göre değişebiliyor. Yani daha yaşlı veya kronik hastalıkları olan kişilerde ölüm oranları daha yüksek; genç ve sağlıklı bireylerde oranlar daha düşük. Örneğin 65 yaş üstü kişilerde enfeksiyon ölüm oranı yüzde 5.6'ya kadar çıkabiliyor! Bu, 50 yaşlarındaki birinin ölüm oranından 40 kat daha yüksek.

Gripten en az 7 kat daha ölümcül

Yine de dünya genelindeki ortalamalar, bu hastalığın öldürücülüğü hakkında bize önemli bilgiler veriyor. Örneğin bu verilerden anladığımız Covid-19'un gripten en az 7 kat daha ölümcül olduğu. Gribin enfeksiyon öldürücülük oranının 1000'de 1 (yüzde 0,1) civarında olduğu düşünülüyor; ancak bu oran çok daha düşük de seyredebiliyor; örneğin 11 Şubat 2020 itibariyle ABD'de 22 milyon grip vakası görüldü ve 12,000 grip nedeniyle ölüm yaşandı; yani vaka ölüm oranı bile yüzde 0,05 civarındaydı; enfeksiyon ölüm oranı bundan çok daha düşük olacaktır. Bu durumda Covid-19, daha önce de anlattığım gibi, gripten 50 kata kadar daha ölümcül olabilir!

Ayrıca hastalık, gripten çok daha fazla bulaşıcı olduğu için, daha kolay bir şekilde daha geniş bir popülasyona ulaşıyor. Covid-19; Ebola veya MERS gibi hastalıklara göre daha az ölümcül olsa da, bu hastalıklara göre çok ama çok daha fazla kişiye bulaşabiliyor olması, çok daha fazla sayıda ölüme sebep olmasına neden oluyor.

Burada bir parantez açmakta fayda var: Gerçek vaka sayısı, tespit edilen vaka sayısından 10 kat fazlaysa bile, hastalığın daha bulaşabileceği kaç kişi olduğunu düşünmek, durumun ciddiyetini bize hatırlatacaktır: Dünya'da 14,7 milyon vaka tespit edildiyse ve buna ek olarak 147 milyon vaka gözden kaçtıysa (ve ölmeden hastalığı atlattıysa), toplamda 162 milyon civarında insan Covid-19 olup, hastalığı atlatmış demektir.

Sürü bağışıklığı gibi olgular çok uzak hedefler

Bu kulağa çok mu geliyor? Büyük sayılar size aldatmasın! Dünya nüfusunun 7,5 milyar olduğu düşünülecek olursa, iyi bir tahminle çoktan hastalığı atlatan 162 milyon insan, Dünya nüfusunun sadece yüzde 2,16'sına karşılık gelmektedir! Dolayısıyla henüz hastalığa yakalanmamış insanların oranı yüzde 97,84'tür! Buradan, hastalığın daha yeni başladığını ve sürü bağışıklığı gibi olguların çok uzak hedefler olduğunu görebiliriz.

Sadece yüzde 2'lik enfeksiyon oranıyla bile 600 binden fazla ölü verdik. Bu oran yüzde 80 olursa ve o zamana kadar aşı veya ilaç üretemezsek, kaç ölümüz olacak?

Bu nedenle aşı ve ilaç üretilene kadar maske, sosyal mesafelendirme ve diğer hijyen kurallarına sonuna kadar uymamız, bu salgını kontrol altında tutmamız gerekiyor. Çünkü unutmayın: Bu hastalığa yakalanınca ya öleceksiniz ya da hiçbir şey olmadan atlatacaksınız diye bir durum yok. Hastalık, onu atlatmayı başarsanız bile birçok organa zarar veriyor ve kalıcı olma ihtimali olan hasarlara neden olabiliyor. Bu salgın bitmiş değil, yazın sona ermesiyle birlikte, grip sezonu ile bir arada hayatlarımızda etkisi daha da fazla hissedilecek. Lütfen önlemleri elden erken bırakmayın.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız