birgün

24° PARÇALI AZ BULUTLU

BİRGÜN PAZAR 14.06.2020 09:40

COVID-19 Salgını, Türkiye Ekonomisine Etkileri ve Politika Alternatifleri: Kamu hizmetlerine erişimi korumak önemli

Çalışmamızın Covid-19 salgınının etkilerini izleyen sonuçları, “ilk-an” etkisi ile 2019 yılıyla karşılaştırmalı olarak ücretli emek gelirlerinde yıllık yüzde 45’lik bir reel kayba tekabül edebilecek bir kayıp öngörmektedir. Bu kayıp, salgına yönelik izolasyon tedbirlerinin bir sonucu olarak toplam istihdamın yüzde 22.8 gerilemesi ve kısıtlanmış sektörlerden başlayarak tüm ulusal ekonomiye yayılan daralma etkilerinin ücretli emek gelirlerine yansımasının doğrudan sonucu olarak ortaya çıkmakta.

COVID-19 Salgını, Türkiye Ekonomisine Etkileri ve Politika Alternatifleri: Kamu hizmetlerine erişimi korumak önemli

BirGün PAZAR

Covid-19 salgını devam ederken salgın sonrası bizi nasıl bir dünya beklediğine dair tartışmalar sürüyor. Mayıs ayında Ebru Voyvoda ve Erinç Yeldan “Bugünlerde Covid-19 Salgının Türkiye Ekonomisi Üzerine Etkileri ve Politika Alternatiflerinin Makroekonomik Genel Denge Analizi” başlıklı ortak bir çalışma yayımladı. Hali hazırda kötü bir dönemden geçen Türkiye ekonomisinin bu salgından nasıl etkilendiğini, bundan sonrası için sunulan çözüm önerilerinin gerçekçiliğini, emekçilerin bu süreçten daha az zarar görebilmeleri için aslında neler yapılması gerektiğini, çalışmanın bizlere neler sunduğunu Prof. Dr. Ebru Voyvoda ile konuştuk. İyi pazarlar.

► Pandemi ile birlikte tüm dünya ekonomilerinin zor günler geçirdiği ve geleceğin giderek daha da belirsizleştiği bugünlerde COVİD-19 Salgının Türkiye Ekonomisi Üzerine Etkileri ve Politika Alternatiflerinin Makroekonomik Genel Denge Analizi adlı bir çalışmayı bizlere kazandırdınız. Öncelikle bu çalışmanın bugün neyi amaçladığı ile başlayalım isterseniz.
COVID-19 salgınının farklı boyutlarını birleştiren bir sözcük önemli: Belirsizlik. Gerçekten de gerek sağlık yönünden pandeminin dinamiklerinin, gerekse buna bağlı olarak ülke içinde alınan/alınacak önlemlerin dinamiklerinin ve buna bağlı olarak da sağlık etkileri ile birlikte ekonomik etkilerin de belirsizlikler içerdiği bir dönem bu.

Bu çok boyutlu şok karşısında ekonomik analiz yapmak elbette geniş varsayımlar yapmayı gerektiriyor ama aynı zamanda içinden geçtiğimiz dönemde iktisadi zorlukların kaynaklarının ne olduğunu da ciddi düşünmeyi. Biz çalışmamızda kabaca salgınının Türkiye ekonomisi üzerine beklenen etkilerini ve bu etkilere karşı geliştirilebilecek olası kamu politika alternatiflerini incelemeyi amaçladık. Biliyorsunuz hükümet de Covid-19 salgınının sebep olduğu ekonomik sarsıntıları telafi etmek için ekonomik destek paketi açıkladı. Bu alternatifleri tam da içinden geçmekte olduğumuz dönemde tartışmak, önümüzdeki dönemde de devam edebilecek olası salgın dinamikleri için hazırlıklı olmak açısından önemli diye düşündük.

covid-19-salgini-turkiye-ekonomisine-etkileri-ve-politika-alternatifleri-kamu-hizmetlerine-erisimi-korumak-onemli-743888-1.► Türkiye ekonomisi pandemiye ne kadar hazırlıklıydı? Pandeminin yol açtığı hasarları en aza indirebilmek için nasıl bir makroekonomik altyapıya ihtiyaç var?
Covid-19 pandemisinin yol açtığı çok boyutlu ve derin şok, ne yazık ki Türkiye ekonomisinin makroekonomik dengelerinin görece zayıf olduğu ve özellikle kamu kesiminde bütçe açığının görece yüksek ve sabit sermaye yatırım performansının görece durgun (hatta gerilemekte olduğu) bir konjonktürde yaşanıyor.

2019 sonunda yaşamakta olduğumuz daralma konjonktürüne karşı geliştirilen genişleyici maliye politikasının sonucunda Merkezi Yönetim Bütçesi uzun yıllar sonra ilk kez (faiz dışı) birincil bütçe dengesinde açık vermiş (GSYH’ye oran olarak yüzde 0.5); bütçe açığı ise milli gelirin yüzde 2.9’una ulaşmıştı. Mali dengelerdeki bozulma, iç borç stokunun milli gelire oran olarak yüzde 32.1’e yükselmesi ve iç borç çevirme oranının da yüzde 132.4’e fırlamasıyla sonuçlanmıştı.

Bu durum, Türkiye’nin krize karşı uygulayabileceği politika önlemlerinin etkinliğini de kısıtlamaktadır. Bu nedenle uygulanabilecek alternatif politikaların neyi hedeflediği, neleri önceliklendireceği önemlidir. Bunun için de tekrar edersek, şokun hangi kaynaklardan ekonomiyi etkilediğini değerlendirmek de önemlidir.

► Pandemi, Türkiye ekonomisini nasıl etkiliyor? Salgının en fazla tahrip ettiği alanlar hangileri? Sizin de çalışmanızda yer verdiğiniz gibi bugüne dek bu şiddetli tahribatı konaklama ve yiyecek hizmetlerinde izledik. Diğer üretim ve hizmet faaliyetlerinde geleceğe ilişkin projeksiyonlarınız ne yönde?
Gerek krize karşı alınan önlemler gerekse krizin ekonomiye etki mekanizmaları dolayısıyla Covid-19 krizi, bundan daha önce gerek küresel ekonomide, gerekse yerel ekonomilerde yaşanmış olan krizlerden oldukça farklı. Mevcut krizin etki alanları,

l Salgın karşısında kısıtlama önlemleri sonucunda belirli sektörlerde faaliyetin ciddi azalması (örneğin konaklama ve yiyecek hizmetleri) ya da (havayolu taşımacılığında olduğu gibi) durması,

l İstihdam ve gelir kaybına dayalı talep daralması,

l Uluslararası ve yerel ekonomideki üretim zincirlerinde ve tedarik sistemlerinde yaşanan tahribatın ve istihdam kayıplarının yarattığı arz şoku,

l Küresel ve yerel finans piyasalarında varlık değerlerinin ve emtia fiyatlarındaki çöküşün yol açtığı finansal sermaye değer kayıpları olarak sıralanabilir.

Türkiye ekonomisi, kriz öncesindeki kırılganlıkları dolayısı ile de bu etki alanlarının toplu sonuçlarını yaşamıştır/yaşamaktadır. Gerek salgının seyri, gerekse salgına karşı alınan önlemlerin kapsamı ve süresinin dinamiklerindeki belirsizlik, probleme ciddi bir başka boyut da eklemektedir. Bu belirsizlikler, özellikle istihdam kaybı ve uzun dönemli işsizlik ile oluşabilecek beşeri sermaye kaybı, zarar görmüş işletme ve hane halkı bilançoları, salgın döneminde daha yüksek tasarruf yapma eğilimi ve bu eğilimin kısa dönemde talep etkisi, zayıflamış küresel üretim, ticaret ve yatırım ağları ile daha da katlanabilecektir.

Biz çalışmamızda öncelikle Covid-19 salgınına yönelik tedbirlerin “kısıtlanan” sektörlerdeki faaliyetleri nasıl etkileyeceğine ilişkin varsayımlarda bulunduk. Burada alınan önlemlerden en çok etkilenen ve talebin ilk anda yüzde 60 civarında “kısıtlandığı” sektörler arasında, hava yolu taşımacılığı, konaklama ve yiyecek hizmetleri ve turizm var. Bunun yanında görece daha düşük (yaklaşık yüzde 25) talep daralması (özel tüketim ve ihracat yolu ile) yaşayan sektörler arasında da tekstil ve giyim, petrol ürünleri, makine ve beyaz eşya sanayii, motorlu kara taşıtları, perakende ticaret ve kara taşımacılığı sektörleri var. Bu şokun sektörel üretim bağlantıları dolayısı ile diğer sektörlerin üretim faaliyetlerine negatif yansımaları, özellikle emekçi ve küçük üreticiler için gelirlerde azalma ve bunun yarattığı talep daralmaları, kamu gelirlerinde gerileme gibi etkiler dolayısı ile ekonomi geneline yayılması ve bu yayılmanın sonuçlarını analiz edebiliyoruz. Bizim çalışmamızda sektörler itibariyle en yüksek reel üretim daralması yaşanması beklenen sektörler arasında konaklama ve yiyecek hizmetleri, turizm, inşaat, hava yolu taşımacılığı ve demir-çelik var. Söz konusu kısıtlamanın dışında, daralan talep fiyat ve ekonominin genel dengesinin (gerileyen) kaynak hareketliliği nedeniyle diğer sektörlere yayıldığı ve ortalama olarak yüzde 23 – yüzde 25 dolayında gerilemeye neden olduğunu gözlemleyebiliyoruz.

12 Haziran’da açıklanan sanayi üretim verileri Nisan 2019’a görece Nisan 2020’de tekstil ve giyim eşyasında yüzde 60, imalat sanayinde yüzde 33, elektrikli teçhizat imalatında yüzde 40, içecek sektöründe yüzde 36’ya varan düşüşler tespit ediyor ki bu veriler bizim çalışmamızın “ilk an” etkileri ile oldukça uyumlu.

Elbette bu üretim kayıpları, mart ayı verilerinde henüz gözlemlemediğimiz ve nedenleri geçtiğimiz hafta içerisinde yoğun tartışılan, önümüzdeki aylarda açıklanacak verilerde yansımalarını göreceğimizi öngördüğümüz şekilde geniş istihdam kayıpları ve işsizlik artışı olarak da kendini gösterecek.

► Şimdiye dek pandeminin ekonomideki tahribatlarını hafifletmeye yönelik birçok paket açıklandı, özellikle şiddetli gelir kaybına uğrayan ücretli kesim için kredi kanalları esnetildi, pandemi işsizliğinin önüne geçmek için kısa çalışma ödeneği vb. yöntemlere başvuruldu. Bu çözüm stratejilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? İktidar politikaları gerçekçi bir çözüm sunabilir mi? Çalışmanızda sunduğunuz politika alternatifi bizlere hangi çözümleri sunuyor?
Burada krizin sebebini ve etki mekanizmalarını doğru değerlendirmek ve kriz karşısında ortaya konacak politikalar açısından bir önceliklendirme yapmak çok önemli. Yaşadığımız krizin çok önemli bir parçası ortaya çıkan sağlık şoku karşısında alınan “kısıtlama” önlemleri sonucunda yaşanıyor. Ancak bunun karşısında ekonomide ortaya çıkan etkiler nedeni ile bu kısıtlamaları erken kaldırmayı önermek iyi bir çözüm değil elbette. Ya ekonomi ya sağlık gibi bir ikileme düşmeden kriz karşısında gerçekçi adımlar atmak gerekiyor. Biz çalışmamızda öncelikle bu kriz karşısında tasarlanacak ekonomik politikalarının kısa dönemde ve ilk olarak önceliklendirmeyi, salgın ve salgın karşısında alınan önlemlerden ilk ve en ağır şekilde etkilenen toplumsal kesimleri ele alması gerektiğini vurguluyoruz. Bu nedenle kapsamlı ve detaylı para ve maliye politikalarının bu en acil konuda etkili olmasının da beklenemeyeceğini düşünüyoruz. Gerek ekonominin kaynak kısıtları, gerekse sosyal dayanışma ve salgının yol açacağı (derinleştireceği) gelir eşitsizliği üzerine olan toplumsal duyarlılığımız, geliştirilecek politika alternatiflerinde öncelikli tercihler yapmamızı gerekli kılmaktadır.

covid-19-salgini-turkiye-ekonomisine-etkileri-ve-politika-alternatifleri-kamu-hizmetlerine-erisimi-korumak-onemli-743889-1.
Böylesi bir krizle mücadelede istihdamı korumak yoluyla gelirleri ve toplam talebi korumak; başta sağlık hizmetlerine ulaşım ve eğitim olmak üzere kamu hizmetlerine erişimi korumak; üretim faaliyetlerinin düzenli işlemesini sağlamak üzere yatırım, ara malı, teknik hizmet olanaklarını sürdürebilmek ve tüm bu politikaların sürdürülebilmesi için gerekli önceliklendirmeyi yapabilmek önemli görünüyor.

Bu yaklaşım uyarınca geliştirilen alternatif politika programı öncelikle ücretli emek ve kendi hesabına çalışanlar ile küçük esnaf gelirlerinin korunmasını amaçlayacaktır. Bizim çalışmamızı tasarlarken yararlandığımız Erol Taymaz’ın çalışmasında* da altı çizildiği üzere, gelir desteği politikasının temel gerekçeleri olarak: Covid-19 salgınının engellenmesi ve toplum sağlığının salgından büyük zarar görmemesi için bazı faaliyetler kamu tarafından idari kararla durdurulmuştur. Toplumun sağlığı nedeniyle faaliyeti durdurulan ve gelirini kaybeden kesimlere (ücretliler ve küçük işletmelerde kendi hesabına çalışanlar) öncelikle destek olmak gerektiği ve bu yönde bir gelir desteğinin ekonomik daralmayı azaltıcı etkisi olacağı; dolayısıyla, odaklanmış emek gelir desteği programının sadece destek olunan kişilere değil, tüm topluma olumlu katkıda bulunacağı sayılabilir.

Çalışmamızın Covid-19 salgınının etkilerini izleyen sonuçları, “ilk-an” etkisi ile 2019 yılıyla karşılaştırmalı olarak ücretli emek gelirlerinde yıllık yüzde 45’lik bir reel kayba tekabül edebilecek bir kayıp öngörmektedir. Bu kayıp, salgına yönelik izolasyon tedbirlerinin bir sonucu olarak toplam istihdamın yüzde 22.8 gerilemesi ve kısıtlanmış sektörlerden başlayarak tüm ulusal ekonomiye yayılan daralma etkilerinin ücretli emek gelirlerine yansımasının doğrudan sonucu olarak ortaya çıkmakta. Dolayısıyla, alternatif politika paketinin ana unsuru her şeyden önce bu gelirlerindeki söz konusu kaybın telafi edilmesi olmalıdır. Böylesi bir gelir transferi paketinin ana amacı kısıtlanmış sektörlerde izolasyona yönelik politikalar sürdürülür iken, ortaya çıkan emek geliri kayıplarının kamu müdahalesiyle doğrudan gelir transferleriyle telafi edilmesidir. Söz konusu programının maliyetlerinin de doğrudan merkezi yönetim bütçesi kaynaklarınca karşılanması gerektiğini vurguluyoruz.

Bizim çalışmamız, bu alternatif gelir destek paketinin mali yükünün 2019 sabit fiyatlarıyla 123.5 milyar TL düzeyinde olacağını ve 2019 milli gelirinin yüzde 2.9’una ulaşacağını gösteriyor. Böylesi bir paketin uygulanması neticesinde hane halkları harcanabilir geliri kayıplarının yüzde 85’i telafi edilmekte ve yurtiçi gayrısafi hasıla Covid-19 salgınının yaratması muhtemel düzeye görece yüzde 60’lık bir kazanım sağlamakta.

► Dünyayla kıyaslandığında Türkiye’nin durumu hakkında ne söylenebilir?
Dünyada da pek çok ülke bu dönemde sağlık sistemlerini desteklemek ve güçlendirmek, çalışanların iş ve gelir kayıplarını önlemek/telafi etmek ve özellikle ayakta kalması güçleşen küçük işletmeleri desteklemek üzere acil ekonomik politika paketleri hazırladı. Ancak burada da küresel ekonomide var olan eşitsizliklerin yansımalarını ve derin kırılmaları gözlemlemek mümkün. Örneğin salgın karşısında gelişmiş ülkelerin kamu harcamalarının büyüklüğü gelişmekte olan ülkelerin altı katı kadar. Bu doğrultuda gelişmekte olan ülkeler yurtiçi hasılalarının ortalama yüzde 0.8’i büyüklüğünde maliye paketleri oluşturabilirken bu oran gelişmiş ülkelerde yüzde 5’ler civarında.

Covid-19 şokunu, küresel ekonomide işgücü piyasalarında, gelir dağılımında hem fonksiyonel, hem bölgesel, hem de cinsiyet bazında derin eşitsizliklerin var olduğu; kamusal hizmetlere erişimin ticarileştirildiği ve dolayısıyla, gelir eşitsizliğine bağlı olarak yoksulluğun sosyal dışlanma ile birlikte yaşanmakta olduğu bir ortamda yaşıyoruz. Örneğin ABD’de var olan ekonomik ve toplumsal eşitsizliklerin, zayıflayan sosyal güvenlik ağının ve özellikle yoksul kesimler için sağlık sistemine ve tedaviye erişim zorluklarının salgının yayılmasını önemli ölçüde hızlandırdığı tartışmaları yapılıyor.

Krizin çok boyutluluğu ve sonuçları sadece makroekonomik değil ama sağlık sistemlerine erişimdeki eşitsizlikler, yaygın işsizliğin ve gelir kayıplarının yaratacağı yoksullaşma, gelir dağılımının toplumun hemen her alanınabölgesel, etnik, cinsiyet, bazında gelir eşitsizliği ve sosyal parçalanma olarak yansıması gibi sonuçlar doğuruyor. Böylesi bir krizle mücadelede istihdamı korumak yoluyla gelirleri ve toplam talebi korumak; başta sağlık hizmetlerine ulaşım ve eğitim olmak üzere kamu hizmetlerine erişimi korumak; üretim faaliyetlerinin düzenli işlemesini sağlamak üzere yatırım, ara malı, teknik hizmet olanaklarını sürdürebilmek ve tüm bu politikaların sürdürülebilmesi için gerekli önceliklendirmeyi yapabilmek önemli görünüyor.

https://sarkac.org/2020/06/salgin-turkiye-ekonomisi-ve-gercekci-bir-kamu-politikasi-onerisi/?fbclid=IwAR1o3wZ9ArhWL4vQFDvviOREAfh8T7R2DNwcfb1N620SSb2_eSq8GDyUmwk

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız